- Kategori
- İnançlar
Kuran'ın Muhkem , Müteşabih Ayetleri ve İnanç Sancısı

inanmak güzeldir...
İstiklal Marşı'mızın söz yazarı Mehmet Akif Ersoy'un dizelerinde biraz hiddet edası ile belirttiği gibi ,"İnmemiştir KURAN, bunu hakkıyla bilin.Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için"...Bunu, Arapça bilmeyenlerin Kuran'ın mesajlarını , ancak; bildiğini iddia eden hocalardan öğrenebilen bir toplumun içinde yaşarken söylemiş,değerli şairimiz. Atatürk'ün sayesinde ilk kez Elmalılı HamdiYazır' a , meali yazdırıldığında insanlar, bire bir Kuran'ı okuyarak; kapasiteleri,gönül gözleri müsaade ettiği oranda onun mesajlarına ulaşabilmişler.İnananların kılavuzu , günümüzde, Yaşar Nuri Hoca önderliğinde , yaygın bir şekilde , ilmek ilmek çözümlenme dönemine girdi .
Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra, duvarlardaki yerini alan, ancak Arapça bilenlerin veya üzerine el basılmak suretiyle yemin etmek amacıyla onu teminat olarak göstermek isteyenlerin duvardan indirdikleri bir kitaptı,kutsal kitabımız. Kulaktan dolma bilgilerle, sadece Arapça bilmesi,birkaç ilmihal kitabı okumasını "referans" olarak alıp kendisine hacı-hoca ünvanlarını yapıştıran zevattan edindiği duyumlarla, Kuransal kavramları kendince belli çizgiler içinde yaşayanlar, Allah katında ne derece değerlidir bilemeyiz ...Gerçi Arap milletinin hali meydanda ... Zekat farzı Kuran'da o kadar sık telaffuz edilmesine karşın halkı yoksulluktan kıvranan Arap Şeyhleri, adeta altın içinde yüzüyorlar. Demek ki , kendi dilinde de olsa Allah'ın mesajlarını anlamak istemeyen , işine gelmeyen, uygulamıyor ...
İnanç , bence hem gönül hem akıl işi... Sevgi gibi inançta zorla olmuyor.Güneş gibi ruha doğması gerekli... İkinci şartta akıl...Sorguluyarak araştırarak, tarihi, bilim adamlarının görüşlerini okuyarak irdeleyip düşünerek inanmak... Her ikisi birlikte olmalı. Ben inançsız olanların iç dünyasını çok merak ederim.Örneğin, geleceğe ilişkin beklentileri söz konusu olunca kendileri veya sevdikleri için nasıl bir ruh hali içinde olurlar."Evrene enerji gönderme" şeklinde mi bir duruş sergilerler.Meditasyon denilen bir ortam içinde mi beklentilerini dile getirirler... Uçak tirbülansa girdiğinde,deprem olduğunda,çocukları ölümcül bir hastalık şüphesi ile karşılaştığında ne hissederler? Gece yatmadan önce, bir sonraki gün için "dilek" adına ne duyumsarlar? Kısacası kişinin yaşamında "inanç" olmazsa , kendini boşlukta hissetmez mi? Hangi dinin mensubu olursa olsun Allah ve öteki dünya inancı, yaşamı anlamlı kılan en büyük etken diye düşünüyorum, bir" inanan" olarak...
Kuran'a inanmayan hatta kendilerince onu alaya alan insanlardan bahseden Kuran ayetlerinden de anlayabileceğimiz gibi, her dönem var olagelmiş inançsızlık. Hz.Muhammed(s.a.) 'e,"Kemiklerimiz un ufak olduktan sonra mı tekrar dirileceğiz?" diyen insanlara nasıl cevap vermesi gerektiğini bildirmiş,Allah... Günümüzde de en çok , müteşabih olarak değerlendirilen teşbihe , yoruma açık ayetleri diline dolamış bu talihsiz insanlar. Cennet'teki "göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar", "inci gibi genç oğlanlar", "içtikçe sarhoş olunmayan şaraplar," "bakire eşler" benzeri simgesel, mecaz kavramlar üzerinden içlerindeki zehri boşaltmaya çalışanlar yeterince araştırma yaparak mı böylesi bir cüretkârlığa soyunuyorlar acaba? Yoksa şu, softa hocalardan aldığı bilgilerle kendini ulema sanan, gerçekte "yobazın önde gidenlerinden " olanların yaptığı gibi boş tenekeden kuru gürültü mü çıkarıyorlar?
Ben sadece sorguluyorum... Bu konularda derinlemesine bir araştırma yapacak konumda veya seviyede değilim.Haddimi biliyorum. Benim söylemek istediğim, ister inanalım ister inanmayalım ama araştırmadan,irdeleme inceleme yapmadan, böylesi; insanların yaşamını derinden etkileyen konulara balıklama atlamayalım...
Kuran, bu konu ile ilgili Âl-i İmrân suresinde şu uyarıyı yapmış:
"Sana kitabı indiren O'dur.O'ndan kitabın anası(temeli)olan bir kısım ayetler MUHKEMdir.Diğerleri ise MÜTEŞABİH tir/benzeşenlerdir.Kalplerinde bir eğrilik/kayma olanlar fitne çıkarmak ve olmadık te'vilini/yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar.Oysa onun te'vilini Allah'tan başkası bilemez.İlimde derinleşenler ise"Biz ona inandık,tümü Rabbimiz katındadır" derler.Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşün(e)mez."