- Kategori
- Bayramlar
Kurban medeniyeti ve belediyelerin duyarsızlığı

Bayram Ailesi
Din, insanın Yaratıcı ile alakasını olabilecek en yakın noktada ve en diri biçimde tutulmasını sağlayan bir disiplindir.
Bizzat Yaratıcı, bu yakınlığın şuur biçiminde algılanmasını ve idrak edilmesini istemektedir.
İnsanın yeryüzü macerasının özeti bu yakınlık arayışının temel çabası, Yaratıcıya yönelişidir.
Yaratıcı, insana “şah damarından daha yakın” olduğunu bildiriyor.
Bu bildiriden maksat, insanın bunu algılaması ve bu algı çerçevesinde bir yaşam kurmasıdır.Din kuralları, insana bu bilinci yükleyecek bir terbiye vermeyi amaçlar.
İbadet diye nitelenen davranışlar, şekli boyutlarından daha derinlerinde bir iç anlam ve misyon taşımaktadır.
İç anlamını yani ruhi derinliği kaybedilmiş bir ibadetin; namaz ise eğilip kalkmaktan, oruç ise aç kalmaktan, hac ise turistik geziden, kurban ise hayvan boğazlayıp bolca et yemekten ibaret olacağı uyarılıyor.
İbadetin, ibadet edenin, ibadet ederken ibadet edilenin huzuruna çıkarcasına alıp götürmesi, Yaratıcı ile yakınlık tesis ederek, şah damarında ilahi bir nabız atışı hissettirmesi gerekir.
“Kurban” kelimesi Türkçe’de “yakınlaşmak” anlamına geliyor..
Kurban yakınlaştıran, yaklaştıran ibadetin adıdır.
Yaratılanı Yaratıcıya yani Allah’a yaklaştıran bir araç…
Yoksul ile zengini yaklaştıran bir paylaşım..
Çocuklar ile yaşlıları, akrabaları, dostları, komşuları, aileleri birbirine yaklaştıran vesile …
Kurbanlık hayvan bu yüzden adeta kutsanmış bir hayvandır..
Anadolu’da bir deyim vardır:”Allah’ına Kurban Olmak!”… Sevgisinin büyüklüğünü ifade edebilmek için “Allah’ına kurban olayım” derler.Kurban olmanın yüceliğini kurbanlık için seçilen bir hayvanın sürüden ayrılarak sahip olduğu kutsiyetine yaslanır insan, imrenir kurbanlığa.
Anadolu’da kına sürer anneler kurbanlıkların yünlerine, süslerler gelin gibi…
Analar bir de askere gönderdikleri evlatlarının saçlarına kına yakarlar vatana “kurban” olsun diye..
Fedakarlığın en övüleni, ölümün en güzeli vatana “kurban olmak” tır. Anadolu’da.babalar analar evlatlarını vatan için şehit verince “vatanıma, dinime kurban ettim” der gururla, ilahi bir metanetle…
Kurban öylesine sevilir, itina gösterilir ki asla itilip kakılmaz, vurulup, çekiştirilmez…
Çocuklar otlatır, yem verir, su içirir.
Bayramdan bir iki gün önce gelir belki eve ama sanki aileden birisi olur kurbanlık.
İnsanların hayatlarında değer yargılarının , dini inançlarının, ahlak kurallarının belirleyici etkisi vardır.
Bu değerler için insan kendini aşar, bazen hayatından bile fedakarlıklar yapar.
Müslüman ailelerde çocuklar, anneler, babalar Kurbanda bir iklimi paylaşırlar ve o iklim içinde haksız yere kan dökmek, hayvana eziyet etmek insanlık çapında bir suç olarak algılanırken, kurban kesmek bir ibadet saygısı içinde içselleştirilir.
Çocuklar, anneler, babalar sever kurbanlığı, öper, okşar, melemesi ile ilgilenir, ot verir, su verir, ama kurban gibi bakar ona ve bilirler ki kurban cennet için seçilmiştir..
Çocuk, anne, baba duaya katılır, tekbirlere katılır, besmeleye katılır.
Bütün bunlar bir ruhaniyet ikliminde gerçekleşir.Yaratıcının Allah’ın yakınlığını hissetme ameliyesidir kurban.
Kurban kesme töreni, Kurbanlık ile kurban edenin ruhi buluşması ile birlikte Allah huzuruna birbirleri sayesinde çıkışıdır.
Kurban ibadeti bu dünyada her şeyin emanet olduğu ve Allah’ın dışındaki her şeye olan sevginin sürekli ve sınırsız olmadığını vurgular.İnsan kurbanla beşeri duygularını kurban etmeyi ve faniliğe bağlanmanın yetersizliğini anlamaktadır.
Bir İslam ülkesinin ferdi olup da Anadolu toprağına, insanına, inancına yabancılaşan birilerinin kurban kesme ibadetine dışarıdan baktıklarında akan kanı, işkembenin içini, kaçan danaları, zıplayan koyunları görmeleri ve bunların fotoğraflarıyla kurbanı kurban etmek için her yıl aynı haberlerle kampanya düzenlemeleri iç burkan trajik bir büyük cehalettir.
Her kurbanda hoş olmayan, hijyenden uzak görüntüler ortaya çıkıyorsa bunun suçlusu Müslüman bir toplumun ibadet ihtiyaçlarını dikkate alarak alt yapıyı oluşturmayan yerel yönetimler yani Belediyelerdir.
Belediyeler ihtiyaçlara göre şehri düzenlemek için vardır.İnsanların kurban ibadetini gönül huzuru içinde bu ibadetin kendine has ruh iklimini doyasıya yaşayabilecek biçimde mekanları, düzenlemeleri yapmak Belediyelerin asli görevidir.
Oysa kurban satış yerleri ilkel…Kargaşa, çamur, pislik içinde…
Kurban kesim yerleri sayıca az ve donanım olarak yetersiz…
Sonuç, boşluk kabul etmeyen hayatın getirdiği Kurban ibadetinin yaşatması gereken mana iklimini yerle bir eden hoş olmayan görüntüler…İbadetin sıklıkla eziyete dönüşümü…
Ve bu görüntüler yüzünden negatif kampanyalara kurban edilmeye çalışılan kurban…
Belediyeler bir Müslüman toplumunun yöneticilik emanetini ellerinde bulundurduklarını ne zaman algılayıp bu ibadet ihtiyacını, sahip olduğu anlamı ve iklimi doyasıya en asil bir biçimde yaşanabilecek mekanları, altyapıyı hazırlamalarının üzerilerindeki zorunlu görevlerinden birisi olduğunu anlayacak?
Belediye Başkanları Müslüman toplumun oylarını alana kadar inanç ve duyguları kişisel kimliklerinin tanınmasında ve seçim kampanyalarında olabildiğince kullanıp oya tahvil etmekteki maharetlerini görev sürelerinde onların ibadetlerini sıkıntı çekmeden, bazı çevrelerce ibadetin istismar edilmesine yol açan görüntüleri engelleyecek ve gerektiği biçimde yapmalarını sağlayacak, ibadetlerini kolaylaştıracak projeleri hayata geçirmekte de göstermelidirler.