- Kategori
- Bayramlar
Kurban

Oynama çocuğum! Foto:Ş.ODABAŞI
Yıllar önce, Van İlimizi gezmiştim.
Van’daki kahvaltı salonları, hala aklımdadır.
Van’da; Cadde ve sokaklara serilip satılan halıları, kilimleri çok beğenmiştim.
Van Müzesi’nde gördüğüm bir adak taşı ve kurban edilen bir keçinin postu ve boynuzları.
Adak taşı üzerinde kurban edilen hayvanların kan izleri. Hala, gözümün önünde.
Van Gölü ve çevresinde müthiş bir uygarlık kuran “Urartular.”
Van Kalesi.
MÖ birinci bin yılın başında kurulduğu bilinen uygarlıktan günümüze kadar gelenler.
Van Kalesi.
Sunak ve adak taşı.
Çeşitli yazıtlar.
Akıtılan kanın, taş üzerinde bıraktığı kırmızı kan rengi.
Yüzlerce yıl önceden gelen, bir inanışın izleri.
Kurban.
“Kurban adamak ve kesmek.”
En “ilkel uygarlıktan, en çağdaş uygarlığa” kadar kurban sunma inanışı var.
Unutmadan, kurbanın sunulduğu tören yerinin adı, “sunak” oluyor.
“Tanrıya yalvarma, iyilik dileme, bir dileğin gerçekleşmesi için kurban sunma, kıtlıktan, kuraklıktan kurtulma, savaşlarda zafer kazanma isteği…” gibi bütün isteklerde başvurulan bir inanış kurban adamak ve sunmak.
Günümüzde bile, yeni bir araba alan kurban keser. Kanını plakaya sürer.
Adamın dokuz kızdan sonra bir oğlu olur. Kurban keser, kanını oğlanın anlına sürer.
Birisi yeni bir ev alır, kes bir hayvan.
Birisi hafif hasarlı bir kaza yapar. Ben kurtuldum diye, boğazlar bir koçu.
Milletvekili ilçemize geliyor, “yıkın len bir boğayı.”
Bir temel atma töreni yapılır, gitti bir koç.
Kurban kesilmesi caiz olan hayvanlar, kesilirde kesilir.
“Bizim kanımız akacağına hayvanların kanı akmalıdır” diyenler var.
Adak adamanın sınırı yoktur.
“Allah’ım şu işim olursa bir koç keseceğim.”
“Oğlum sağ salim askerden gelsin, kurban keseceğim.”
“Kızım kazansın üniversiteyi.” Söz size bir koyun keseceğim.
Bitmez, adamak işleri.
Olan hiçbir şeyden haberi olmayan, “koyunlara keçilere, kuzulara, boğalara” olur.
*
Temel’in ineği hastalanmış. Allah’a yalvarmış. Demiş ki;
“Eğer ineğim iyileşirse bir ay oruç tutacağım.”
İnek iyileşmiş. Temel başlamış oruç tutmaya. On beş oruç tutmuş. On altıncı oruca niyetli olduğu gün, birde ne görsün. İnek ölmüş.
Temel on beş oruç tutmuş boşu boşuna.
Kızmış.
“Madem ineğim ölecekti. Niye bana on beş gün oruç tutturdun Allah’ım” diye haykırmış. Biraz düşünmüş ve yüksek sesle söylenmiş.
“Ey büyük Allah’ım! Hiç günah yazma. Yok öyle yağma. On beş orucu Ramazandan sayarım. Ölen ineği de kurbandan”
Yaşa Temel.
Yok öyle, üç kuruşa beş köfte..
İşinize gelirse.
*
Gerçek şudur ki; Tarihte yer almış birçok toplulukta ya da yer aldığı çağda ileri sayılabilecek medeniyetlerde “insan kurban etme inancı” bile varmış.
Çocuk kurban etme.
Bakire bir genç kızı kurban etme.
Kurban törenleri düzenleme.
İnkalar, genç kızları kurban ederlermiş.
Mayalar, Aztekler de insanları kurban ederlermiş.
Savaşta elde edilen esirler, büyük törenlerle sunulurmuş tanrıya. Bu medeniyetlerle ilgili çekilen macera filmlerindeki “kurban etme törenleri” en ilgi çekici sahnelerdir.
Eski Yunan mitolojisinde, “çocukların ve insanların” kurban edilmesi anlatılır.
Çok tanrılı dinlerin içinde yer alan insan kurban etme işi, daha sonraları hayvanlara yönelmiştir.
Avrupa’da domuz. Anadolu’da keçi, Arabistan’da deve, kurban edilmiş.
Kısacası her toplum, beslediği ve yaşam alanı içinde yer alan hayvanları kurban olarak sunmuş tanrısına.
“Tek tanrılı dinlerle birlikte” insan kurban etme işi bitmiş, sözde.
İslam’da; H.İbrahim, oğlunu (Hz. İsmail) kurban edeceği sırada gökten bir koç inmiş. İnsan kurban etme işi böylece sona ermiştir.
Sadece İslamiyet’te değil, bütün tek tanrılı dinlerde kurban var.
Günümüzde de Satanistlerin, ilginç kurban etme yöntemlerini gazetelerde okuyoruz. Yahudilerin iğneli fıçıda, “Müslüman çocuklarını kurban edip, ” kanını içme ayinleri bir gerçek.
Kurban etmek.
Öldürmek.
Kan akıtmak.
Kan içmek.
İnsanı, üşümeden titretiyor.
…
*
Önümüzde, bir dini bayram var.
“Kurban Bayramı”
İnsanlar, kurban bayramı sabahı bayram namazına giderler. Namaz kılarlar. Namazdan sonra cami avlusunda bayramlaşırlar.
Önceden keskinleştirilmiş bıçaklarla, “dini bütünler” bir dalar mahalle aralarına.
Artık, bıçak konuşur.
Kimisi koyun keçi doğrar. Kimisi, elini kolunu kesiverir bir çırpıda. Kimisi de boynuzu yer arkadan.
Her taraf kan gölüdür.
Dereler çaylar, çukur yerler sakatat.
Bir paylaşım başlar. Et paylaşımı.
Bir âlimin dediği gibi ”Et Bayramı” başlar aslında.
“Kürdan ve soda satışları da” hızlanır.
Kolesterol ve tansiyon işleri de artar.
Diyabet zirve yapar.
Bir yılda, sadece bayramda et yiyenlerin motorları da bozulup su kaynatır. Tapa bozulur.
Hastaneler, tam mesai yapar.
En fakir kişilerde borç bulup bir kurban kesiyor artık.
Her yere, et giriyor vallahi.
Artık eskisi gibi etler dağıtılmıyor.
“Kurban kestim hak için/Kavurma yaptım küp için” sözü çok geçerli.
Değişen bir şey yok.
En ilkel çağın biraz ilerisinde de hayvanlar kesilip kurban edilirdi. Şimdi de aynı.
Bir tek hayvan türleri, haram helal diye sınıflandırıldı.
Bir de bıçaklar keskin.(Maya’ların ki kadar değil.)
Bir ayette, “Onların ne etleri, nede kanları Allah’a ulaşır.., ” diye bir ifadeyi söyler imam efendiler.
Doğrudur.
Kan toprağa karışıyor.
Etlerini de, biz insanlar yemekte yarış ediyoruz.
Gerçi, köpekler daha, “kemikten saray yapma” işini başaramadılar.
*
Önemli olan neymiş biliyor musunuz?
“İyi niyetli olmak.”
Samimiyet.
İnanmak.
Paylaşmak.
Madem, “bıçağın konuştuğu” bir bayram var önümüzde.
Kurban kesiyorsanız. Bıçaktan sonra siz konuşun. Sizin sözünüz geçsin.
Bayramın dördüncü günü, evinizde et kalmasın.
Dağıtın fakirlere.
Fakir mi yok çevrenizde?
Arayın bulursunuz.
Fakirler kendini belli etmezler. Yüzlerine bakın anlarsınız.
“Veren el, alan elden üstünmüş.”
”Bayram bitti, et bitti yapın.”
Verin.
İkram edin.
Birazcık huzur bulun.
Yaptığınız ibadet, yerini bulsun.
Açık söylüyorum.
Kurban kesip, bir kasaba “sucuk yaptıranlara” acayip gıcık oluyorum. Deri peşine düşenler de var. Kurban, çok olmuş rant kapısı olalı...
*
Yaşadığımız dünya’da, insanlarının yarıdan fazlası, “birçok nimetten” mahrum bırakılmış.
Günümüzde; “kurban edilen insan” sayısı, kurban edilen hayvanlardan daha fazla.
İlkellikte, “ileri toplumlar, ilkel toplumları” çok oldu sollayıp geçeli.
Ne dersiniz?
Not: Hepinizin bayramını kutlar, büyüklerin ellerinden, küçüklerin yanaklarından öperim.