- Kategori
- Ekonomi - Finans
Küreselleşen dünya

Son günlerde Türkiye ne kadar yoğun günler yaşıyor. Yapılan toplantılar genelde bütün dünyanın ilgisini çekecek düzeyde. İlk önce, İslam Dünyasında Kadın, konu edildi. İslam ülkelerin tamamından delege vardı. Sonra iki büyük organizasyon başladı. Birisi Dünya Ekonomik Formu toplantısı, diğeri de İSADAK (İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi) toplantısı. İSADAK toplantısına Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ev sahipliği yaptı; bu toplantının ana gündem maddelerinden birisi ekonomi idi. Bütün müslüman ülkelerden bakanlar, başbakanlar katılmıştı ve önemli kararlar alındı. Dünya Ekonomik Formu toplantısı ise muhteşem Çırağan Sarayında yapıldı. Sayın Başbabakan Recep Tayyip Erdoğan açış konuşmasını yaptı. Bu arada MÜSİAD'ın düzenlemiş olduğu ve yaklaşık 1500 iş adamının katıldığı Uluslararası İş Formu da yine küresel düzeyde önemli bir açılımdı.
Biz hep böyle miydik yoksa sonradan mı böyle olduk bilmiyorum? Bildiğim ulus olarak her zaman güzelliklerden daha çok can sıkıcı konuları konuşmayı ve onların etkisinde kalmayı daha çok severiz. Yukarıdaki konular ana haber bültenlerinde birinci sırada hiç yer almıyor, peki ne alıyor; efendim "Papa gelince kim karşılayacakmış, İzmir’de yapılan saçma sapan bir konuşma laikliği nasıl zedelermiş, imam hatip lisesi mezunları üniversiteye gerecek miymiş, Sayın Başbakan Cumhurbaşkanlığına aday olursa ne olacakmış?" Bilmiyorum belki her ulus böyledir. Saçma sapan konuları konuşmayı çok severlerdir bizim gibi, bilemiyorum, bildiğim bunun ülkemize hiç yarar sağlamadığıdır.
Şimdi düşünün sade Dünya Ekonomik Formunun bile Türkiye'de yapılması ne kadar büyük bir olay. Akşam bir kaç tane iş adamının konuşmasını dinledim. Güler Sabancı, Ferit Şahenk, Mücahit Ören, Hanzade Doğan bunlardan bir kaçı. Hepsinde ortak tema bu toplantının Türkiye'de yapılmasının ülke ekonomisi için ileriye dönük çok önemli faydasının olacağı yönündeydi. Mesela Sayın Ferit Şahenk, küresel düzeyde gerçekleşen ortaklıkların an be an gündem olduğunu belirtiyordu ve 'Biz ortaklıkların çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu konunun çok daha fazla gündemde kalacağına inanıyoruz. Özellikle bu tür konuların burada çok daha fazla gündem bulduğuna inanıyorum ve bizde bu konularda çalışmalar yaptık' diyordu.
Hanzade Doğan'ın AB ile ilgili mesajları da önemliydi; AB'ye uyarılarda içeren konuşmasında her şeye rağmen Türkiye’nin istikrarını devam ettireceğine ve AB ile ilişkilerinde aksamadan devam edeceğine olan inancını aktardı. Sayın Güler Sabancı da, diğer iş adamları da bu toplantının Türkiye’de yapılmasının ne kadar önemli olduğunu anlatıyorlardı.
Başbakan ise konuşmasında çok önemli mesajlar verdi ve kesinlikle seçim ekonomisi uygulanmayacağını söyledi. Bence oradaki yatırımcılara, "gelecek sene seçimin olması bir şey değiştirmiyor, siz Türkiye'ye güvenmeye devam edin ve buraya gelin" diyordu.
Buraya yani Türkiye'ye sermaye gelirse ne olur; ne olacak işsizlik azalır.
Bir de Türkiye Raporu açıklandı; üç önemli konunun biraz baş ağrıtacağı öngörülüyordu ama neticede Türkiye'nin bütün bu sıkıntılı konulardan sıyrılıp istikrarını devam ettireceği belirtiliyor.
Bir noktada Türkiye'ye güven veriliyordu.
Üç sıkıntılı nota; Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim ve gümrük birliğinden mütevellit müzakerelerde AB ile yaşanması ön görülen sıkıntılar. Özellikle AB ile ilgili olan bölümde bu krizin piyasa tarafından satın alındığı ifadesi bence çok önemlidir. Aralık ayında bir kriz yaşansa bile bunun piyasa tarafından satın alındığının ifade edilmesi, ne olursa olsun Türkiye bu konudan yara almadan çıkacak anlamını taşır. Diğer iki konu elbette sıkıntılı, özellikle Cumhurbaşkanlığı konusu; Ama ben yaşanan süreçte bu güne kadar genelde felaket senaryolarının tutmadığına şahit oldum. Umarım bundan sonraki süreçte de tutmaz. Sayın Başbakan anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanlığına aday olacak. Buna herkesin hazırlıklı olması gerekiyor. Bir kere şu kesinlikle unutulmamalıdır. Cumhurbaşkanlığına anayasal çerçevede gelen bir kişi yine o çerçevede gidecektir. Neticede bu ülkeye, laikliğe hiçbir şey olmaz. Sağlı sollu bu ülkeyi karıştırmaya çalışanların var olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu günkü Hürriyet Gazetesindeki Ertuğrul Özkök yazısı çok önemlidir. Birileri Atatürk üzerinden, din üzerinden, milli duygular üzerinden kara inlerinden topluma zehir saçmaya çalışacaktır ama bunlara herkesin hazırlıklı olması gerekmektedir.
Türkiye Küreselleşiyor, zenginleşiyor, gelişiyor. Yazımızın tekrar başına dönersek, ama nedense biz ülke olarak bu gelişmeleri değil hiç önemsemiyoruz. Bütün dünya için cazip ülkeler sıralamasında artık Türkiye'de var. Biz kendi ayağımıza ateş etmediğimiz sürece kimse bize zarar veremez. AB ile olan ilişkilerinde her şeye rağmen düzelecektir ve yolumuza deva edeceğiz.
Bu günlerde İran’da önemli bir konu gündemde, İran Milli Futbol takımı FİFA tarafından bütün uluslararası müsabakalardan men edildi. Nedeni ise İran’da federasyonun yeterince özerk olamamasıdır. Şimdi FİFA İran’a "ya seçilmiş başkana görevini tekrar iade edersin ya da ben seni dünyada hiçbir yasal maça çıkartmam" diyor. Ne olacak, İran mecburen kendinden istenileni yapacak ve seçilmiş kişiye başkanlık görevini verecek. İşte küresellik budur ve biz istesek de istemesek de içine bizi alıyor. Güzel olan Türkiye sağlıklı bir şekilde küreselleşiyor ve bunun özellikle ekonomimiz için önemi çok fazladır. Bu iş demektir aş demektir, rekabet demektir. Ben yaşanan gelişmelerin bu şekilde anlaşılması gerektiğini düşünüyorum ve güzellikleri daha çok görmemiz gerektiğini söylüyorum. Ertuğrul Özkük haklı hava dışarıda çok güzel, biraz daha fazla özgür düşünmeye ihtiyacımız var, biraz daha fazla temiz hava almaya ihtiyacımız var.