16 Ekim '12
- Kategori
- Deneme
Kurgulanmış bir senaryo

İbrahim Hakkı Öztürk ona seslendi
Soğuk, rüzgârlı bir kış günüydü. Parmaklarımı sıcak nefesimle ısıtmaya çalışıyordum. Kız Kulesi karşısında, tüm âşıklara dönerek, mutluluk senaryolarını izleyip, sıcak bir kahve içebilirdim. Soğuk kış mevsimini ısıtacak sıcak bir tebessüm bulmalıydım ya da. İsnat edilmiş yalnızlıkların kisvesini atmalıydım üzerimden. Mutluluk senaryoları çizmeliydim kendime, başrolde hicran oynamalıydı. Yalnızlık ve elem senaryonun mutlu çifti olmalıydı.
Derin bir keşke içeren cümlelerimden sonra...
Adın ne demekti, anlamı neydi? Zira ben adını anınca, inşirah buluyor her seferinde ruhum. Kaç metreyle ya da kaç kiloyla anlatayım aşkını bilemiyorum. Bir ölçü birimi giydiremedim henüz sevdama…
Yorgunum. Bir bitkinlik hali var üzerimde ama ben inatla arıyorum. Çünkü biliyorum bulanlar hep arayanlardır. Umudumu yitirmemeliyim. Zira nefes aldığım sürece umut var demektir. Hem ölümün dahi almaya kıyamayacağı bir güzellik karşısında, birkaç kürek toprak mı örtmeye yetecek bendeki sevdayı?
Ey aynaların dahi kıskandığı güzel! Güzelliğini güllere verme. Zira ondaki güzelliği kendine beyit edinenlerden dahi kıskanırım seni.
Odamdayım. Arkadaşlarım derviş hayatı sürdüğümü düşünüyorken, odamda beni yine inzivaya çekilmiş sanacaklar. Ben odamdayım. Lakin divit ve mürekkebin dostluğu ile bembeyaz kâğıtları bir hattat misali süsleme niyetindeyim, adını anarak...
Rahmanı andım önce, sonra seni. Yunus'tan gelen bir sükûtla sustum, Eyüp'ten gelen bir sabır ile direndim tüm elemlere rağmen. İbrahimi bir ateşin içerisinde, İsmail'in kaderi gibi bir kadere tevekkül ettim ben. Ben seni sevdim ama sen…
Yoksun. Yokluğunun cehenneminde cennetlik bir ömür sürmek ne derece mümkün? Bu, iki aşığın ayrılırken birbirlerine hoşça kal demelerine benziyor aslında. Azabın ortasında hoşça yaşayabilmek...
Ben Kuran-ı Kerim ile konuşuyorum, Tevrat ile konuşuyorum, Zebur ile konuşuyorum, İncil ile konuşuyorum. Bütün kitaplar sevgiyi anlatmak için gelmiş değil miydi zaten.
Derin bir sorgulama içeren cümlelerimden sonra…
Kurgulanmış senaryolar yazmayı denedim, olmadı. Zira ne sen bana yar olabildin, ne de ben gözlerine bakıp seni sevdiğimi söyleyebildim. Yokluğunun acısını çıkarmak için bin parçaya böldüğüm aynaları alıp gitmek geldi içimden ve ben özleyebileceğin kadar uzaktayım. Sahi özlemek konusu açılmışken, gerçekten özler misin?
Derin bir merak içeren cümlelerimden sonra…
Karanlıkların içerisinde yapayalnız kalmayı denedin mi hiç? Sevdanı konu ediniyorsam şayet yine; işte o karanlığın içerisinde bana rehber olduğundandır. Umut rehberim olsun istemişimdir her seferinde. Bana umut olan belki de sevdandır.
Kalbimin hüznünü eleyen gözlerini çok görme bana. Sen adımı an yar olarak; adım aşina olsun adına. Adım en çok dudaklarına yakışacaktır oysa.
Derin bir itiraf içeren cümlelerimden sonra…
Bir su ol yar, bir ırmak… Aşka susamışlığımı gider ve bir zemzem gibi ol asla tükenme…