- Kategori
- Güncel
Kürt kardeşim: 'Ne mutlu Türküm' diyebilsen 'Yurtta barış Dünyada barış'da olur!..

Bugünkü yazımda, ‘empati’ yaparak kendimi ‘Kürt’ kardeşimin yerine koyacağım. ‘Çözüm sürecindeki’ gelişmeleri Kürt gözlüğüyle irdelemeyi ve çözüm önerisi üretmeyi tercih ediyorum.
Batman Cumhuriyet Meydanı’nda ATATÜRK Anıtı’ndan sökülen ve yerine takılan O’nun her iki özlü sözünün birleşiminden blog yazımın başlığını oluşturdum.
Öncelikle Kürt kökenli bir T.C. vatandaşının bugüne kadar T.C.’den ‘siyasal,’ ‘sosyal’
ve ‘ekonomik’ kazanımları neler olmuştur?
Düşünüyorum da; daha birçok AB Ülkesi’nde kadının yakın tarihte kazandığı ‘seçme ve seçilme hakkını’ 1923 yılında ’Türk ve Kürt kadını’ ayırımı yapılmadan T.C. Kadını kazanmıştır.
Şimdi kendime şu soruyu soruyorum:
Eğer bir Kürt olarak istersem; T.C. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Bakan, Milletvekili, Genelkurmay Başkanı, kamu ve özel sektörün her kademesinde ne istersem olabiliyor muyum?
Evet!
Ancak bilinçli bir ‘Kürt’ olarak sizlere itirafta bulunabilirim:
Cumhuriyet’in kurulması ile eşzamanlı olarak, yıllardır kendisini sömüren, geri bıraktıran ‘kölelik sistemi’ olan ‘Feodal Düzen’den Kürt Toplumunun ne zaman vazgeçebileceğini endişe ile bekliyorum.
Bir ‘özeleştiri’ yapmak geç sayılmayacaktır.
‘Kürt Feodal Düzeni’nin temelinde ekonomik gücün esir aldığı, maddi bağları kuvvetli, akrabalık bağı bulunmayan, ‘ağalıkların’ oluşturduğu topluluklar ‘çözüm sürecinde’ ‘yüksek olası’ engel oluşturabilir.
Diğer yandan ‘Kürt Feodal Düzeni’ ile ‘aşiretler’ karıştırılmamalıdır.
Çünkü ‘aşiretlerin’ özünde, aynı atadan oluşan, aile bağları güçlü, ‘sinerji’ içinde yaşayan, örf ve adetlerine bağlı,‘homojen kültür’ yapısına sahip halk topluluklarının ‘aşiret reisleri’ birer ‘kanaat lideri’ olarak ‘çözüm sürecinde’ daha ‘etkin’ ve ‘katılımcı’ olabilirler.
Ayrıca bu ülkede yaşayan onlarca farklı ‘etnik kimlik’ kendilerini hiçbir ‘sosyal kompleks’ taşımadan gururla’ ‘Türk’ olduklarını ifade etmişlerdir.
Ancak Kürtler,’ ‘kapitalist/emperyalist’ güçler desteğindeki ‘PKK Terör Örgütü’ ve TBMM’ndeki uzantısı BDP ve ‘siyasal/finansal’ çıkar çevrelerinin ‘bölücü yaklaşımı‘ ile ‘Türk’ kimliğini kabul etmiyor.
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı, hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.”(1923)
“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk halkına, Türk milleti denir.”(1930) sözlerinden “Ne mutlu Türküm diyene” özdeyişi kesinlikle ‘kafatası milliyetçilik,’ ‘ırkçılık’ olarak ‘algılanmamalı’ ve ‘anlamlandırılmamalıdır.’
Ancak Fransa, Büyük Britanya, İtalya, Yunanistan vb yeni kıta ABD’ne göç edenlerin içtenlikle ve gururla; “Ne mutlu ki Amerikalıyım” dediklerine tanık oldum.
Ataları bu ülkenin Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşmüş Kürt kardeşlerimin torunları ve torunlarının çocuklarının da “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” kulaklarımı çınlatan sözleri “YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ” günlerinin çok yakın olduğuna işaret ediyorum.
İnanıyorum!..
02.04.2013,İzmir