- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Kürt sorunu mu, Türk sorunu mu?

Yıllardır söylene gelir; bu ülke terörden çok çekti, çok ailenin ocağı söndü, milyarlarca dolar harcandı diye. Bunların terörün görünen yüzüdür, ya birde görünmeyen yüzü? Toplumda yarattığı etkileri çok daha derindir terörün. Ülkemizde yaşadığımız etnik farklılığa dayalı terörün yarattığı etkiler ise çok daha fazla derindir. Son dönemde gelişen olaylar neticesinde ülkemizde yaratılmaya çalışılan toplumsal çatışma ortamı bu ülkenin yabancı olmadığı bir ortamdır.
Demokrat Parti dönemi ile toplumda başlayan kutuplaşma, günümüze kadar farklı şekillerde ve farklı zamanlarda daima karşımıza çıkmıştır. Önce Alevi-Sünni ayrımı, daha sonra sağ-sol, 12 Eylül sonrası ise Türk-Kürt kavramları üzerinden başlatılan toplumsal ayrılma ve çatışma ortamları bu ülkede onbinlerce masum insanın canına mal olmuş, yüz binlerce kişiyi ise evlatsız, anasız, babasız bırakmıştır.
Ama ülkemizde şu an karşı karşıya olduğumuz terör olgusu devlet kademesindeki politika üreticilerin ve askeri kadroların büyük yanlışları sonucunda yıllar içerisinde gelişen bir süreç sonrasında bu aşamaya gelmiştir. Ülkemizdeki Kürt kökenli vatandaşlarımızı görmezden gelerek üretilen ve uygulanan yanlış politikalar, bu insanlarda bir farklılık duygusu yaratmış, oluşan bu farklılık duygusu ise kendisini farklı şekillerde göstermiştir. ‘Biz’ ve ‘diğerleri’ boyutunda uygulamaya geçirilen politikalar bu ülkede binlerce masum insanın canına mal olmuştur.
Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila’nın 3–7 Kasım tarihleri arasında yayınlanan ve terörle mücadelede rol oynamış emekli kuvvet komutanlarının röportajlarından oluşan yazı dizisinde de emekli komutanlar tarafından da itiraf edilen bu ayrımcılık temelli politikalar ne yazık ki ülkemizde günümüzde yaşadığımız düşmanlığın temeli olmuştur.
Yıllarca bölünme korkusu ile yaşamımızı devam ettirdiğimiz ülkemizde, yıllarca Kürtçe konuşmak yasaklandı, konuşanlar cezalandırıldı, Çerkezler, Lazlar, Abhazlar ülkemizde kendi kültürlerini yaşarken kendi varlıklarını sürdürmek için çalışırlarken Kürt kökenli vatandaşlarımız bu haklarından sürekli mahrum edildiler. Yıllarca yasaklanan Kürtçe dil kursları serbest bırakıldı, birçoğu kısa süre sonra talep yetersizliğinden kapandı, bunun için miydi bunca yıllık korkular? Ekonomik zorluklardan, toprak ağalarının gölgesi altında ezilmekten dolayı göç eden, dağlara çıkan insanlar yıllarca yine bizim insanlarımızla savaştılar. Güneydoğu Anadolu’da sosyal ve ekonomik kalkınmayı sözde değil özde yapabilseydik, kendi insanlarımızdan bu kadar korkmasaydık, onları ayırmasaydık, farklı gözlerle bakmasaydık, ‘ya sev ya terk et’ nidalarıyla bu insanları kaçırmasaydık bugün ülkemizde ne terör, ne etnik ayrımcılık, ne kardeş kavgası ne de masum annelerin çocukların gözyaşları bu kadar çok olurdu…
Resim www.ataturktoday.com sitesinden alınmıştır.