- Kategori
- Siyaset
Kürtaj mı? Ya karınız tecavüze uğrarsa?

Kürtaj cinayetmiş, sezaryen de öyleymiş… Niyeymiş? Her canlının yaşama hakkı varmış, verdiği canı Allah alırmış…
Tamam iyisiniz, çok temiz kalplisiniz… Peki, verdiği canı Allah alır da, tepeden bombalar inerken nerdeydiniz? O zaman niye o inanan aklınızı kilitleyip, kendinizden geçtiniz? Niye aylardır sessiz film çevirmektesiniz? Niye figürandı, kaçakçıydı diye lafı gevelediniz? “Yaradan, kulları arasında, tıpkı devletler gibi ayrım yapar” diye parlak bir savunma mı ürettiniz? Bu savunmayı sanırım siz bile yediniz. Yaradan’ın sizin gibi sınır hesapları olmayacağını yazık ki bilemediniz. Yoksa o zaman için “can alıp- can verme” yetkisini siz mi ele geçirmiştiniz?
Duydum, şimdi “tövbe haşaaaa!...” dediniz. Hem ne iyi ettiniz; böylece, azıcık da olsa, irkilip, kendinize geldiniz.
Bir kadın tecavüze uğrasa bile o çocuğu doğurmalıymış, sapığın suçu ceninden sorulmamalıymış. Kuzum, siz bu açıklamalarınız da ciddi misiniz yoksa yine başka bir işin mi peşindesiniz? Karınızın tecavüze uğradığını ve sapığından hamile kaldığını hiç mi hayal etmediniz? Sanırım etmediniz ya da kendinizi dokunulmaz mertebede hissettiniz; yoksa böyle bir sözü sarf etmezdiniz. O zaman şimdi bir hayal edin, empatik fikirler edinin, sonra da baştan karar verin!
Analık nedir bilemediniz, yücelteyim derken yerin dibine ittiniz. Hangi “ana” (istisnalar dışında) ister çocuğunu karnında öldürmeyi? Hangi ana ister, onu görmeden yok etmeyi? Mutlaka vardır bir sebebi, elzemiyeti…
Utanmadınız mı analar hakkında konuşurken, erkek beyninizle hareket etmekten? Hangi ana var şimdi sizin sözlerinizde? Her gün bir başka bıyıklı akıl dolanıyor gündemin çeperine! Çevirip duruyor lafı gitmesini istediği yere.
Bu kadar mı uzaksınız bilimden? Yasaklarınız kürtajı da sezaryeni de azaltmayacak; sadece daha çok ölüme ve daha çok kayba yol açacak! Eğer derdiniz can kurtarmaksa biraz inceleyin, irdeleyin, oldu bittiye getirmeyin! Yakın tarihteki, yani o çok övdüğünüz yasaklar dönemindeki, anne ölümlerini, bebek ölümlerini incelemeniz yeter! Bakın bakalım yasaklar ne kadar yarar sağlamış!
Artık sapığın biri canının istediğine ya da adamın biri karşılıksız sevdiğine tecavüz ederse sizden bilinmeli! Çünkü çocuk doğmalı size göre; o çocuk doğunca da tecavüzcü bir babası olacak göz göre! Korkarım, sizin bu gidişatınız, babayı haklı çıkarıp, çocuğun babalı büyüme hakkını esas alıp, meseleyi nikaha kadar götürecek ve memleket tecavüzü bir kız alma yöntemi olarak görenlerden geçilmeyecek.
Şimdi de bana “çüşşşş!...” dediniz. Olsun! Bana istediğinizi deyin, yeter ki aklınızın dışında, ağır hasarlı fikirler üretmeyin!
O da fikrini açıkladı! Artık diyanet de işin içinde. Ne mutlu bize, ne mutlu laik geçinen ülkemize!
Yazıklar olsun, yıllardır “bizimkiler” kadar düşünemeyen bilim insanlarına! Neye hizmet o kadar kastılar ki kendilerini? Oysa ki biz hep buradaydık, bizimkiler buradaydı. Sorsalardı açıklardık. Newton’dan önce, Galileo’dan önce… “Bizimkilerin” parlak ve aydınlık fikirleri hep buralardaydı! 2012 yılındayız ve o bilim insanlarının ne kadar boş adam oldukları ortaya çıktı! Haybeye okuduk o kadar yalan dolanı.
Bu acı şaka bir yana, şapka düşmekte kel görünmekte; bilim, “bizimkilerin” elinde çan çekişmekte! Maalesef, tekrardan izahat ve aydınlanma ihtiyacı doğdu bize . Yüzlerce yıllık ışığa uzanma çabası yine bıçaklanıyor karanlığın diliyle! Ez cümle, Yaradan bize yardım ede!