​ Kürtaj tartışmasında kadın yok... / Blog yazarları tartışıyor! / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Haziran '12

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
 

Kürtaj tartışmasında kadın yok...

Kürtaj tartışmasında kadın yok...
 

görsel linguafrancafoundation.org


Bilim insanının artık kolonlama yöntemi ile canlıları kopyaladığı, neredeyse laboratuar ortamında sipariş üzerine insan organlarının üretiminin yapılabilirliğine ramak kaldığı çağda biz kürtaj sezaryen tartışıyoruz.

Çok şükür! Mısır’da olduğu gibi ölen karısı ile “altı saat içerisinde veda seksine cevaz “ veren fetvaları verecek ulema takımı türemedi veya az kaldı!

 Kadının/annenin/babanın dışında neredeyse herkes görüş bildiriyor. TV’ler, gazete köşeleri sirk gibi; yetkin olan/olmayan beynimizi dumura uğratıyor. 

Tartışmaların içerisinde kadının anne olmaktan vazgeçmesini oluşturan koşullardan kimse söz etmiyor. En yetkili(!) ağızlar “Anne tecavüz edilse bile çocuğu doğurmalıdır!” diye fetva veriyor! Neymiş efendim ‘devlet bakarmış!’. Kadını aşağılayan böyle bir bakışın, düşünce sığlığının egemen olduğu iklimde yaşamak zorunda olmak, insanım diyen herkese acı veriyordur mutlaka...

 Kadını çocuğunu doğurmaktan alıkoyan yaşadığı koşullardır.

 Kadını duygusuz/düşüncesiz hatta insan olarak değerlendirmeyen tartışma düzey(i)sizliği herhalde en çok hayatının bir döneminde en zor kararı almaya mecbur kalan kadını incitiyordur.

 Kürtaj kadının adam sandığı/sevdiği/aşk yaşadığı, birlikte bir ömür tasarladığı hödüğün terk edip hayatta yalnız bırakması üzerine çaresizce başvurduğu bir yöntemdir.

 Döllenmiş yumurtayı “insan katletmekle “ eş değer tutan ilkellikten öte bir düşüncedir aslında. Din konusunda etkin anlayışların/mezheplerin belli koşullarda uygun gördüğü kürtaja bu kadar şiddetle karşı çıkmayı, düşünsel sığlığı, herhalde sosyologlar/psikologlar iyice irdeleyip bilimsel analizlerini yapmalıdır.

 Sözüm ona kürtaja dinsel referanslarından ötürü karşı çıkan figürler, toplumda egemen olan haksızlıklara, emek sömürüsüne söz söyleme erdemini gösteremiyorlar. Asgari yaşam koşullarını oluşturamayacak ücretlere milyonlarca insan çalıştırılıyor. Emek sömürüsüne cevaz mı veriyor din!

 Bugünlerde çok kullanılıyor ama çok önceden kullandığım “zamanın ruhu” tanımında olduğu gibi her koşulda iktidar/egemen olana göre biçim/düzen alan düzeysizlik ürkütücü. Ve samimiyetsiz! Adeta padişah soytarılığından öteye geçemeyen entelektüel birikim(sizlik) iktidarın hayata müdahalesine çanak tutuyor, zarar veriyor.

 Egemen olanın vurduğuna/attığına koşmayı “zamanın ruhuna” uyarak dünyalığını yapmayı görev biliyor (tasma tartışmasına girmeyelim şimdilik) kalemşör.

 Seçim öncesi “Grev günahtır” haberi üzerine yazdığım yazıları belki muradımız daha iyi anlaşılır diye not ettikten sonra devam edelim.(İlgili iki yazının linkleri ( 1 ), ( 2 ))

 Asıl konuşulması gereken dünyaya bakıştır, şiddete ve dinin şiddeti meşrulaştıran yorumlarıdır belki. Aynı dinden olup farklı mezheplere ait olanların kıyasıya sürdürdüğü şiddet; canlı bomba eylemleri, onlarca yüzlerce insanın katledilmesi...

Konuşulması gereken, eleştirilmesi gereken, dini emperyalist dünya egemenlerinin çıkarına göre kullanmaktır. Halkın cehaletini dünyayı/düzeni anlayamamasını kürtaj/sezaryen üzerinden kullanmak dine yapılan en büyük kötülüktür.

 Tekrar kürtaj/sezaryen üzerine konuşmak anlamsızlaşıyor. Kadını yok sayan, anne olmadan vazgeçmeye iten koşulları değiştirmek; bilinçli, ekonomik özgürlüğünü kazanmış birey olarak toplumda ayaklarının üzerinde duracağı koşulları yaratmaktır aslolan. Kürtaj tartışmasında kadının adı var kendisi yok, nokta.

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..