Kutup ayısının maceraları / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
 

Kutup ayısının maceraları

SEÇMEN “-ASGARİ  MÜŞTEREKLERDE BULUŞUN.” DEMİŞTİ YA. İŞTE BULUŞTULAR!..

Uzun zamandan beri, aklı evvel olan herkes, millet fertlerinin gözleri önünde, dönmekte olan, melodrama bakıp, bütün liderlerin, en azından, Anayasa gibi bazı asgâri müştereklerin karkasında, buluşmasını istemekteydi. Müjdeler olsun ki; akıllı zevatın bu arzusu, sonunda yerini buldu. Ve en azından AKP lideri ile CHP lideri, “Bahtsız Bedevî’lik” gibi, çok önemli bir asgâri müşterekte buluştu. Meğerse her ikisi de çöllerde dolaşmakta imiş de; bizlerin bu ehemmiyetli mes’eleden haberimiz yokmuş. CHP lideri, AKP liderinin grup toplantısı esnasında, sadece “Bahtsız Bedevî” diyerek, yarım kestiği konuyu, kendine yaraşır bir şekilde, detayına da inmek sureti ile Salı günkü partisinin grup toplantısında, Kutup ayısına kadar geliştirdi. Hatta, ayıdan korunması için, AKP liderine tembihte dahî bulundu. Demek oluyor ki; Onlar için, karşılıklı araşmak, anlaşmak, karşılıklı bulmak ya da buluşmak, çöldeki “Bahtsız Bedevî” muvacehesinde olabiliyormuş. Bu muhabbete, Türk milletinin de akıl sır erdirmesini bekliyorlarsa, milletin kendi seçtiği millet meclisi karşısında, bu denli uçkur müptezeli olmasını, kimse beklemesin.

Ancak, çok yakın iki üç arkadaşın, fevkalâde dikkatle, kendi aralarında sözünü edebilecekleri, müstehcen bir benzetmenin, her kim tarafından olursa olsun; TBMM çatısı altında ve grup toplantılarında, bahse mevzu teşkil etmesi, orada bulunan kadınlı erkekli millet vekillerine, misafirlere ve televizyon karşısındaki, bütün bir millete ve Dünya’ya karşı, bu neviden edep dışı bir mes’elenin îmâ edilmesi, her türden adap, erkân, nezahet ve nezaket dışı, çok büyük bir gaf ve gaflettir..

Burada bedeviden beter duruma düşenler, bu mevzuu, TBMM çatısı altına taşıyıp, polemik konusu edenler olduğu kadar, bahtsız olan da, maalesef bu türden konulara muhatap olan, kadını erkeği, yaşlısı genci, çocuğu ve malûlleri, gazileri ile Türk milletidir. Ne bu milletin bugün yaşayan ferleri, ne de dün toprağa düşmüş olan, şehid-i şühedası ve Onların aile fertleri, bu vasattaki bir sohbete lâyık değillerdir. Giderek edep, terbiye, nezaket, izan, insaf derecesi düşen, bütün liderler arasındaki, hakarete, aşağılamaya dayalı, bu ve benzeri mütecaviz konuşmaların hiç birine, bu milletin anlayış ve takdir ile baktığını, kimseler ve hiçbir lider zannetmemelidir. Çünkü bu hâl, gırtlak gırtlağa kavga dövüşten, bir adım öncesindeki hâldir. Övünülecek hiçbir yanı da, hiçbir yararı da, hiçbir mantığı da yoktur.

Gerçek liderlikteki rekabet aklı ve vasfı, rakiplerini iptizâl anlamında zora koşmak ya da küçük düşürmek değildir. Hele bu tarz üzre: Liderin kendini de, rakibini düşürmek istediği seviyeye düşürmesi, liderlik  aklı ile bağdaşır,  bir meziyet ya da bir vasıf hiç değildir. Bu ve benzeri durumlar, esasen hiç sağlıklı bir ruh hâletine de, işaret etmez. Maalesef bu durumları, ekranlardan seyir eden, millet fertleri ile özellikle de gençlerin, birbirlerine muhatap oluşundaki tavır da, lider kesiminin bu akıl almaz tavırlarına benzemekle: Millet sinesinde giderek müzminleşmekte olan, zaaf dolu ciddi bir hâle, cinnet vasatına kavuşmaktadır. Ki, yarınlar zarfında, bu sosyâl zafiyete, tıbben çare bulmak da, çok zorlaşacaktır. Ehemmiyet ile dikkat etmemiz gerekir ki; en ufak bir olayda, herkes anlaşmayı uzlaşmayı düşünmeden, kavga hatta dövüş edebilir bir hâle gelmiştir. Kaldı ki, delikanlı akıllar, kendileri için idol olan liderlerin, pervasızca sergiledikleri bu ve benzeri manzaraları bir matah zannederek, çevrelerine karşı, daha da sert davranır bir hâle gelmişlerdir...

Bir lider normâl olabilir. Yumuşak da olabilir.. Sert de olabilir... Ancak milleti önünde, kesinlikle terbiyeli ve beyefendi olmakla yükümlüdür. Muhatabı ile var olan hesabını, mevcut hesap çerçevesini aşmadan yürütebilen şahıslar, gerçek liderdir.. Kendi vasatında olmasa bile her lider, rakibi olan her lideri, sanki kendi vasatındaymış gibi, saygıyla anmakla, Ona insanca muamele etmekle sorumludur. Bu sebepten dolayı, oy kaybetmek bir yana; zaman içinde aldığı oy oranında, Bir İki puan yükselmenin de olacağı kesindir. Ancak ülkemizdeki lider malzemesinin hamulesi, bu vasatta ise; Onlara denecek tek söz, edilecek tek tavsiye, lûtfen istifa etmeleridir. Nitekim AKP grubunda, diğer gruplara rağmen ve nazaran, büyük bir itidal ve efendiliğin söz konusu olduğu da, her vesile ile müşâhede ettiğimiz, sevindirici bir tavırdır.  Muhataplar üzerinde, güven, otorite, saygı, sevgi ya da muhabbet, tesis etmek ise, galiz ya da müstehcen ve siyasette yeri olmayan, bütün bu atışmaların dışında gelişen, gelişmesi gereken, çok ciddi, insanî ve manevî bir mes’eledir.

Akıllı ve tarafsız seçmenler, herhangi bir lideri, terbiyesizlik, küstahlık ve hakaret yarışındaki, başarısı dolayısı ile seçmezler. O liderin işine gücüne ve Dünya normlarına uyup uymadığına bakarak, kabul ya da reddederler. Ancak, o normların başında da, güvenilir olmak kadar, “Beyefendi” olmak da, şart ve esastır. Her liderin kulağına küpe olmalıdır ki; İkide bir sitayiş ile sözünü ettikleri, Merhum Adnan Menderes, kendini hiçbir adalet ve hukuka dayanmadan, asacak olan mahkeme heyetine dahî, terbiye dışı en ufak bir ihsasta bulunmamıştır. Rahmetlinin bu beyefendi hali, cümle aleme ve en başta da liderlere ders olmalıdır.

Tarafsız olduğuna inandığım, bazı köşe yazarları, siyasetin hakim sahnesinde gördüğümüz, her Üç liderin de, tenkit konusundaki ferasetleri için, uzun zamandan beri, memnuniyetsiz bir şekilde, kalem oynatmaktadırlar. Muhtemelen liderler de, bu tenkitler karşısında sinirlenmektedirler. Oysa, siniri bir yana bırakıp, birkaç hususa dikkat etmeleri ve ona göre davranmalarında, kendi prestijleri için de, bu milletin akıl sıhhati için de, büyük yarar vardır.. En evvelinde “Sayın” olan liderler değil; fert be fert cumhurun bizatihi kendisidir. Ve o cumhur, akla sığmayacak kadar, fevkalâde saygındır. Hatta beğenmediğini gözünü kırpmadan, sandığa gömecek kadar da acımasız bir saygındır. Hassaten bu konuda dahî, cumhurun namussu mücessem olarak kabul ettiği, Merhum Ecevit’in, son seçiminde, siyaseten yaşadıkları, her lider için ibretlik ders olmalıdır.  Ezcümle, cumhur hep olmuş ve olacaktır. Ancak lider, siyasi ömrü sonunda, cumhura geri dönecektir. Bu itibarla: Aslına dönecek olan beher fert ya da lider. hem kendini bozmaz, hem de aslını bozmaz. Ki döndüğü yer, bıraktığı kadar salim kalmış olabilsin...

Bütün liderler yokken, hem cumhur ve cumhuru temsilen bizler vardık. Liderler gitti, sonraki liderler geldi, hem cumhur ve bizler yine vardık. Sonrakiler de gittiğin de, hem cumhur ve bizler yine olacağız. Ayrıca kalemşör olmak, zaten bir lider kadar, hatta çoğu zaman, bir liderden de üstün dirayet ve akıla sahip olmak demektir. Bu sebeple de, her liderin genellikle bütün sevap ve günahlarını, görebilmek basireti ile mücehhez olabilmek demektir. Şayet bir kalemşörün, bir lidere karşı, bir kastı ya da tuttuğu bir taraf yoksa; o kalemden çıkan, her türlü yazıya, bütün liderlerin teşekkür etmesi gereği de vardır. Ben kendi adıma, tabiî teşekkürden vazgeçebilirim ama milletim adına, liderlerin bu zamana değin, lafzen yaptıkları her vasattaki bitmez tükenmez hatalardan dolayı, Türk milletinden süratle özür dilemelerini, özür dilemezler ise; istifa etmeleri gerektiğini de, bir ferd-i cumhur, bir seçmen ve bir kalemşör, olarak kendilerine hatırlatmak isterim...

Haydar Volkan

Çiftehavızlar: 08.11.2012

 
Toplam blog
: 148
: 492
Kayıt tarihi
: 04.02.09
 
 

Haydar Volkan: 21.05.944 Rebabi bestekar Sabahaddin Volkan ve Piyanist Mukadder Volkanın oğlu olar..