KYBELE HEYKELİ ORDU’DA BULUNMUŞ. / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '17

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

KYBELE HEYKELİ ORDU’DA BULUNMUŞ.

KYBELE HEYKELİ ORDU’DA BULUNMUŞ.
 

KYBELE HEYKELİ - NAZAN ŞARA ŞATANA


KYBELE HEYKELİ ORDU’DA BULUNMUŞ.

 

 

 

Kadını anlatmak gerek birazda.

Analığı da! Peki, nasıl?

Kybele diyebiliriz ve ekleriz;

Analığı simgeleyen bir tanrıça!

 

Kibele veya Kybele, bir Anadolu tanrıçası. Birçok kültürde farklı isimlerle yer almış. 

 

Kültepe tabletlerinde Kubaba,

Lidya’da Kybebe,

Friglerde Kybele,

Hitit kaynaklarında Hepat,

Kappadokia yöresinde Ma,

Hitit’te Ârinna,

Mısır’da İsis,

Girit’te Rhea,

Efes’te Artemis,

İtalya’nın bir bölgesinde Ve­nüs!

 

Özetle, evrensel bir nitelik. Güç kaynağı, doğayı, verimliliği simgeleyen bir tanrıçaymış.

 

Kybele, Frig yazıtlarında Matar, Mother ya da Kubileya diye anılıyormuş.

Kubileya, dağların olan anlamına geliyormuş.

 

Kibele figürü Anadolu’da Hitit ve Hurrianlar tarafından Kubaba çok sonraları Kibele’ye öncelik eden figür olmuş.

Ana Tanrıça Kibele’ye tapılıyormuş hem de dağ zirvelerinde…

Kybele’nin birçok yerde anıtı varmış.

 

Ordu’da, 2 bin 100 yıllık 110 santim yüksekliğinde, mermerden ve tahtında oturan Ana Tanrıça Kibele heykeli bulunmuş.

Üstelik bu heykel yerinde bulunan ilk Kybele heykeliymiş.

 

Zamanla Anadolu Bereket Tanrıçası Kybele farklı uygarlıklarda özellikle Yunan Mitolojisinde yeniden şekillenmiş.

Yunan Mitolojisinde; Artemis,

Roma Mitolojisinde Diana olarak sürdürülmüş.

 

Kybele, insanlık mirası olarak tescil edilmiş.

 

Heykellerinde, geniş kalçalı, iri göğüslü ve çıplak

ayakta durmuş ya da uzanmış olarak betimlendiği gibi bazılarında da doğum yaparken görülürmüş.

 

Çatalhöyük, Bo­ğazköy ve Hacılar kazılarında (10 7.000-6.500) heykelleri ele geçmiş.

 

Bu yazdıklarımdan ve aktardıklarımdan, Kybele yâda Kibele olarak adlandırılan Anadolu Bereket Tanrıçasını tanımış olduk.

 

Onunla ilgili bir efsanede;

Kibele bir delikanlıya âşıkmış.

Delikanlının ismi Attis yâda Attes’miş.

Kralın kızıyla evleneceği sırada Kibele karşısına geçmiş ve ne yapmışsa genci çıldırtmış.

Genç kendini hadım etmiş.

Hadım ettiğinde toprak sulanmış,

Bitkiler coşmuş.

 

Bir başka efsanede;

Kybele’ye Zeus rüyasında görmüş ve çok etkilenmiş. Aynı zamanda da ondan çekinmiş.

Çünkü çift cinsiyetliymiş. Öldürülmesini düşündüğünde, Afrodit, böyle bir güzelliğin ölmesini istememiş.

Ve Kybele’nin erkeklik organı hadım edilmiş.

Organın düştüğü yerden badem ağacı çıkmış.

Ağacın ilk mahsulünde toprağa düşen meyvesinden bir erkek doğmuş. Keçiler arasında kaldığından kendini keçi sanmış. Bir çiftçi bunu anlamış ve ona insan olduğunu söylemiş. Kızıyla evlendirmiş. Fakat aradan bir geçince Kybele kendi parçası olan bu erkeği bulmuş. Kendi yanına almak istemiş, çiftçi vermemiş. Oda, çiftçiyi ve kendi parçasını zehirlemiş.

 

Her zaman diyorum.

Efsaneler güzeldir,

İnsanın düşünmesini, daha araştırmacı bir hale dönüşmesini sağlar. Efsane diyoruz, mitolojik olaylar diyoruz ve ekiyoruz. Bunlar masal canım!

O zaman bu bulununlar ne?

 

Başka bulunanları araştırmaya gidelim mi?

 

 

Nazan Şara Şatana

 
Toplam blog
: 1731
: 4678
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....