Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '07

 
Kategori
Küresel Isınma
 

Kyoto protokolü mü, o da ne?

Kyoto protokolü mü, o da ne?
 

Koyun gibi bir milletiz işte, kimse aksini idea etmesin. Dürtülmeden, ‘hadi’ denmeden, olayları abartmadan ciddiyetini anlamıyoruz. Bu yazıyı dün yazmak istiyordum aslında, ama enerji ve emek harcamakla meşguldüm.

Kürenin durumundan herkes endişeli ama sözde... Gerçekten kaygılanan ve olayı ciddiye alıp, bir nebze olsa bir şeyler yapmak isteyenler de azınlık olarak çırpınıp dururyorlar, lakin nafile... 1 Martta şalterler inecek, iş kaynakları duracak, kontaklar kapanacak, dünya çapında bir eylem olacaktı. Evet oldu, katılımsızlık eylemi... O gün eve gittiğimden itibaren saate baktım, 19:55 te şalteri indirmek için yerimden kalktığımda yarım dakkika geçmişti ama bilerek yaptım bunu, çünkü açık olan televizyon kanalının duyarlılığını merak ediyordum ki hiçbir hareket yok, yayın akışında devam ediyordu. Ev karardı, camdan dışarıyı izlemeye başladım. Sokak lambaları ve oturduğum mahallede tüm evler ışıl ışıldı. Köprü İstanbul hayatında son gaz hareketine devam ediyor, yeni ışıklandırma sistemi rengarenk yanıp sönüyordu. Bekledim, 5 dakkika, görüş açımda ışıklarla aydınlatılmış yaşam devam etse de, benim ruhum huzurluydu...

Gazeteler Kyoto eylemini yazdı, çizdi, mailler dört dolaştı, televizyonlar da söyledi, fakat anlaşılan Türk halkının idraki için yetmedi. Duvarlara afişler asılmadı, uyarı şeklinde radyolarda reklamlar dönmedi. Tasarruf eylemi için bunların yapılması kadar da bir saçmalık olmazdı benim için. Fakat reklamasyon çok olsa, kapitalizme hizmette kusur olmasaydı, şehir, gelecek aydınlığı için, karanlığa bürünürdü... Aklıma 1999’daki güneş tutulması hadisesi geldi. Herkes heyecan ve merak içindeydi. Tutulmayı izlemek için çeşitli göz koruyucular hazır edildi, hatta satışa sunuldu. O saat aralığında hepimiz kafalarını göğe kaldırmış, yaşanan tabiat olayını izledik. Akşam ajanslarının verdiği en dikkat çekiçi haber; güneş tutulması sürecinde yaşanan iş kaybıydı. Sayıları hatırlamıyorum, çeşitli istatistikler yapılmıştı, fakat endişe duyulan buydu. Oysa şimdi makinalar dursun diye çağrı yapıldı, çalışmayın, 5 dakika mola dendi, argo tabirle kimse iplemedi. Bu olayda da, küresel ısınma çözümleri karşısında, yok olma korkusundan ipi en önde göğüsleyen gene kapitalizm oldu.

Tüm dünyada 5 dakika enerji kaynaklarının durmasının kazancı belki evrenin onarımı için yeterli değildi, fakat 5 dakika hiçten fazlaydı. Bu eyleme katılımcı insanların fazla olmasını isteme ütopyam da nereden çıkıyor benim, bu kadar duyarlı olsa idik, dünya bu hale gelir miydi zaten?

 
Toplam blog
: 17
: 531
Kayıt tarihi
: 20.10.06
 
 

Yazı yazmayı yaptığım işten çok daha fazla seviyorum. Lakin; bana para kazandıran işe, yazmaktan faz..