- Kategori
- Siyaset
Lafla Peynircinin Gemisi

Aslında 30 Mart’a bir nefes alımı kadar bir süre var. Daha dolu dolu, zaman var gibi gelir; ama bu zaman, rengarenk zarflara konuldu ve ışıkları söndürmek için bekleyenlerin adreslerine ulaştı bile çoktan.
Umutluyum, umutlusunuz, umutlular…
Aslında tüm Türkiye’de yaşayanlar bu seçimler için kısa ve net olarak şunu söyleyecekler. “Ülkemiz ve vatanımız için kim hayırlıysa o gelsin.” Yahu! Aslında biz biliyoruz hayırlı olanı. Şöyle olmalı o cümle:
Ülkemiz ve vatanımız için kim (in gitmesi) hayırlı ise o gitsin!
Her güzel (!) şey başlar ve biter. Bitmeli. Yoksa kişiliği bozuk bünyelerde bağımlılık yapar maazallah! Bakınız! Dikkat ettiyseniz bağımlılık her kişiyi derinden etkiler. Karakteri zayıf kişilerde bu bağımlılık ve sevgiye dayalı körlük süreci daha uzun sürer ve ilaç tedavisine, sonrasında ölüme bile götürür insanı. Aslında ölüyüz biz. Biz ölüyüz. Ölüsün sen Hasan!
Ölü, ölü!...
Seçim propagandalarında sıkça duyarsınız, hepimiz kardeş olalım, bu karanlığı yırtalım vs.vs. Allı güllü laflar etmeye gerek yok halkların kardeşliği filan diye. Kardeş edebiyatı yapmaya hele, hiç gerek yok. Kardeş olan kardeşliğini göstermiş ve gösterecektir. Lafla ancak peynircinin gemisi yürür. Aslında trajikomik bir hikayenin başrol oyuncularıyız. Gelen gideni aratır diye bana sorarsanız gereksiz atasözlerimiz de var. Sonuçta kul yapımı… Beşer şaşar, atalarımız da şaşabilir nihayetinde…
Psikolojide “Her seçim bir kaybediştir”. teorisi var. Yoksa bile ben yaptım, oldu.
Her seçim bir kaybedişse eğer, bu seçimde de yine bir şeyler kaybeceğiz gibi görünüyor.
İnanın bana davulun sesi uzaktan hoş gelmiyor. Bu seçimde de kaybedeceğiz bir şeyler, ama umarım kaybedeceklerimiz, evlatlarımızın canı olmaz….
Bekliyoruz…
Elimiz prizde…