​ Laleler açarken / Tıp / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '14

 
Kategori
Tıp
 

Laleler açarken

Laleler açarken
 

dilovası


Son aylarda D100 karayolunun üzerindeki üst geçitlerin üst yanlarında belediyenin çalışmalarına yönelik reklam sloganları taşıyan panoları görmeye alışmıştık. ”99 yatırım hayırlı olsun. Çalışınca oluyor” gibi. Kimi zaman bazılarının yanlarında içinde bulunulan günün özelliğine yönelik çarpıcı anlatım taşıyanlarda oluyordu. ”Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun” ya da 18 Mart Şehitler Günü, Çanakkale Deniz Zaferi nedeniyle yer alan ”Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda” gibi. Son bir iki gündür ilk kez bir bakanlığa, Sağlık Bakanlığına ait  “Kocaeli Onkoloji Hastanesi hayırlı olsun” panolarını görmek doğrusu şaşırtıcı oldu.

Son zamanlarda yaptıkları ya da yapamadıkları nedeniyle sıklıkla gündemde olan, özellikle sağlıkla ilgili olan çevreler ve hekim örgütlerince tartışılan bakanlık, işte ben buradayım; yaptıklarımı görün der gibiydi. Aslında özel kesime ait olanlarının sayılarında son iki yıldır hızla artma gösteren hastane, poliklinik, tıp merkezi vs. ait bina yan duvarlarından panolardaki görüntülü reklamlara, apartmanların mektup kutularına hemen her gün bir başkası konulan veya bir alışveriş merkezinde elinize tutuşturulan, sabah kalktığınızda arabanızın sileceklerine iliştirilmiş bulduğunuz reklam broşürlerine doğrusu alışmıştık. Bunlar piyasaya açılan sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi sonucu gerekli olan gelişmelerdi! İlk kez bir bakanlığa ait olan bu girişimi, hem bu yönüyle (piyasa koşulları), hem yaklaşan seçimler nedeniyle ve hem de Kocaeli’nin özellikleri nedeniyle şaşırtıcı bulduğumu söylemek isterim.

Tartışılacak yönleri olduğu gerçeğini içinde barındırıyor olmasına karşın, doğrusu ilimizde yeni bir hastane binasına –özel dal-  kavuşuyor olmak kuşkusuz sevindirici olmalıydı. Olmalıydı da; neden Kocaeli’nin kanser olguları nedeniyle Türkiye ortalamaları, Dilovası’ndaki kanser olguları nedeniyle de dünya ortalamaları üzerinde olduğunu, bakanlığın bu olguları oluşturan koşulları ortadan kaldırmak için hangi çalışmalar içinde bulunduğunu sorgulamanın da hakkımız olduğunu bilinmesi gerekiyordu. İrili ufaklı sayıları 1400 ün üzerinde olan, kimileri yerleşim alanları içerisinde “gayri sıhhi müesseseler” ve bunların bu kentin yaşayanları ve çevresi üzerindeki ciddi olumsuzlukları dururken ve bu yönde ciddi girişimler yapılamazken, Onkoloji Hastanesi yapmak -faydaları saklı tutulmak koşuluyla- sanki insanlara kanser olmaktan korkmayın; bakın artık bir kanser hastaneniz var demek gibi geliyor bana. Oysa bataklık duruyor, büyüyor ve sinek üretmeye devam ediyor. Sahi, Dilovası için kurulan komisyonun çalışmaları ve meclis araştırmasının sonuçları ne aşamada?

Kuşkusuz insana ve çevresine yapılan yatırımlar sürdürülebilir bir kalkınmanın ilk koşuludur. Ancak sanayileşmenin ve kalkınmanın bedeli insan hayatı ve çevresinin tüketilmesi olamaz. İlimizin ülkenin en önemli sanayi kuruluşlarını barındırıyor olması, bu kuruluşların sağlığımızı ve çevreyi ne ölçüde riske ettiklerini sorgulamamız gerektiği gerçeğini ortadan kaldıramaz. Görünen o ki; insana ve çevreye rağmen bir sanayi yapılaşması olamaz; olmamalıdır! Yeri geldiği zaman ülkemizin bir mozaik olduğunu söyler dururuz. Kocaeli de bu mozaiğin küçültülmüş bir örneği. Bu yapıya dair ne varsa içinde barındırıyor. Baktığınızda ülkemizde kişi başına düşen gelir açısından ve ödediği vergilerle devamlı ilk beş, kimi zaman ilk üç arasında yer alıyor. Ama geri dönüşüm, yani ödenilen vergilerin yatırım olarak geri dönmesi açısından da son bilgilere göre ülke içerisinde onyedinci sırada. Bu bir haksızlık, sağlık açısından ve yatırımları açısından da bir haksızlık. Uzun yıllar boyu devlete ait dokuz hastane bulunan ilimizde, yatak sayıları doğal olarak daha az olmakla birlikte, özel sektör kısa sürede bu rakamı yakaladı bile. Yani sağlık açısından da Kocaeli ülkenin küçültülmüş bir örneği. Fazla uzağa gitmeye gerek yok. Pencerenizden şöyle bir dışarıya bakmak yeterli. Çarpık bir kentleşme, bu çarpık kentleşmeyle iç içe ve onun ortasında çarpık bir sanayileşme, bir trafik anarşisi, batıp ne zaman çıkacağı pek kestirilemeyen yol çalışmaları. Kemirilen bir yeşil örtü, mavisini giderek yitirdiğimiz güzelim bir körfez, kapınızdan dışarı adım attığınızda her sabah genzinizi değişik bir kokuyla yakan bir hava. Ve şimdilik kendisini şöyle bir gösterip geri çeken susuzluk tehlikesi. İki büyük karayolu arteri arasında ve buradaki araç trafiğinin yoğun eksoz dumanları, yakın fabrikaların ve İzaydaş’ın baca dumanlarının ağırlaştırdığı sabah havasında üzerlerinde eşofmanları sabah yürüyüşü yapan insanlar. Sağlıklı yaşam yürüyüşü?

Küreselleşme olgusunun gereği olan serbest piyasa ekonomisi, doymak bilmez bir aç gözlülükle her şeyi tüketiyor ve satılığa çıkarıyor. Değerler, çevre, yerin üstü, altı, yaşadığımız zaman dilimi ve çocuklarımızın geleceği; her şey ama her şey bu çılgın tüketimin dişlileri arasında eziliyor. Sağlıkta bunun içinde. Ama olsun, hiç olmazsa artık bizim bir kanser hastanemiz olacak! İnsanları kanser ettikten sonra… Gittikçe mekanikleşen bir yaşam, tek hedefin para olduğu, bütün başarının buna oranlandığı insan sıcağının giderek içinden çekildiği ve insanların giderek yalnızlaştığı, içine kapandığı bir yaşam.

Bütün bunlar bir tarafa, yol kenarlarında ve diğer yeşil alanlardaki çiçek tarhlarına dikilen lale fideleri gelen baharla birlikte çarpıcı, canlı renklerle açmaya başladılar bile. Ömürleri kısaymış, olsun. Yerlerine dikilecek öbür mevsim çiçekleri hazır, bekliyor. Büyükşehir Belediyemiz çalışmaya devam ediyor! Sayıları 99 da kalan yatırımları Sağlık Bakanlığı 100’e çıkardı, ne güzel! Onkoloji Hastanesi Kocaeli’ne hayırlı olsun…

Sistem insanları önce hasta edip sonra iyileştirmeye çalışıyormuş, "çalışınca oluyor"muş, olsun bakalım...

Akın YAZICI

Mart 2007

Not: Dilovası, güya bacalarına filtre takılmış fabrikaların dumanları ile örtülü, Meclis Komisyonnda yerleşim yerinin başka bir yere kaydırılması çalışmaları zamana ve unutulmaya terk edilmiş, insanları kanser yapan koşullar aynıyla devam eder ve bu konuda ki bilimsel çalışması fayda sağlanacak bir kaynak olarak alınacak iken Prof.Onur Hamzaoğlu'nun çalıştığı Kocaeli Üniversitesi tarafından soruşturulup kınanması ve mahkemelerde yargılanması, yaralayıcı bir ülke gerçeği olarak, fabrika dumanları altında kalmayacak bir netlikte duruyor.

İyi Bayramlar...

4 Ekim 2014

 
Toplam blog
: 190
: 391
Kayıt tarihi
: 07.05.14
 
 

1965 Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinden asker hekim olarak mezun oldum. Gülhane Askeri Tıp Aka..