​ Leyleği Ayakta; Paşanın lezzetli yemeklerini tabakta gördüm... / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '13

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Leyleği Ayakta; Paşanın lezzetli yemeklerini tabakta gördüm...

Nedense her bahar gelişinde leyleklere aklım takılır...

Havada gördüğüm her leylek bana, yine bu yaz da  -Seyahat ya Mesut Efendi -der gibidir...

Mayıs başında fotoğraf merakım nedeniyle sahil kenarlarında güneşin batışını beklerken hemen yanı başımdaki kuş cennetinde, her türden kuşun arasında, leylek aramıştı gözlerim.

Leylek yoktu... Hayret...

Küstürdük mü onları diye düşünürken objektifimi yönelttiğim deniz bölgesinde havada uçuşan leylekleri görmemle birlikte onların resimlerini çekmem bir olmuştu.

İşte arayan mevlasını da leyleğini de buluvermişti. İçinden ne geçerse o başına geliyordu.

Kızılderili reisin dediği gibi içinde beslediğin kurtların pozitif ya da negatif olanı önemliydi...

Leyleği havada gösteren Mevlam; lokantada yumurtasını da tavada göstermişti..

Bir hayli keyifli fotoğraf çekimlerimi yapıp sosyal medyada paylaştıktan sonra, bavullarımı hazırlamaya başlamıştım. Önce, Romanya, Bulgaristan; sonra İstanbul ve ver elini memleketim Ankara...

İstanbul-Tarabya'daki Şahin Tepesi adını verdiğimiz, bahçemizdeki Şahin ustanın yemekleri, mezeleri muhteşemdi..

Şahin Tepesi'nden İstanbul Boğazıyla kucaklaşan Karadeniz'i izlemek bir ömre bedel...

Ankara'nın Bağları türküsüne konu olan Türközü Bağlarındaki bağ evimde çok hoş vakitler geçirmiştim.

Ankarada MUDO, Shalımar, Binnaz Delen, İbrahim Pekbay, Necati Tüfekçi, Yeşilsoğan Levent, Ersin Kaboğlu ile muhabbet toplantılarımızı unutmak ne mümkün...

Her gittiğim yerde yeni- eski dostlarla buluşmalar, ziyafetler birbirini kovalamış; Milliyet Blog'dan; Radikal Blog'dan tanıştığım yazar arkadaşlarımla yaptığım ve tadı damağımda kalan muhabbetler sonunda, 3 ay süren seyahat maratonumu tamamlayıp -tilkinin döneceği kümestir lafına izafeten İzmir'deki evime dönüp dinlenme moduna girmiştim.

Millityet Blog'da yazılarıma epey bir ara vermemin nedeni de bu muhteşem seyahatlerimdi..

Ne mümkün dinlenmek... Seyahat alışkanlığı bir kere kanınıza girmesin; muhabbet ve gezi sevdalı dostlar yakanızı bırakmıyor. Sadece 3 gün dinlenme molasından sonra, aldığım davetler üzerine, Dikili ve Ayvalık seyahatlerim başlamıştı.

Dikili-Salihleraltı'nda yazlığı olan ve MBnin yeni yazarlarından olan Halit Çiğdemin daveti üzerine hemen soluğu yazlığında almıştım.

Çanakkale'ye doğru uzanan devlet yolu oldukça güzeldi.

Dikili-Salihleraltı arasında yeni yapılan ve 20 kilometrelik yol çok geniş ve muhteşemdi. Deniz kıyısından yaptığım harika manzaralı bu yolculuk, insanın böyle güzel bir memleketi olmasından dolayı mutlu olmasına yetiyordu.

Muhteşem bir -mavi bayraklı deniz-...

Harika bir altın kum sahili...

Adeta içilecek menba suyu kadar temiz bir EGE..

Sahilde gezinen aşıklardan rica etmiştim... Aşağıdaki pozu verdiler, benim için.. Sizler için..

....

Sporcu olan Halit Bey'in, sabah sporlarına ve deniz keyfine iştirak etmek önceleri beni yormuşsa da sonradan çelikleşen vücudumun sağlık kazandığına tanık olmak beni çok sevindirmişti.

Bir akşam, hamile kadınların aşermesi gibi, canım müthiş biçimde, işkembe çorbası istemişti.

O arzu dorukta iken Ayvalık'ta işkembeci sormuştuk... Hemen herkes Paşa Lokantasını işaret ediyordu.

Fakat.. Heyhat... Ayvalık'ın daracık sokaklarında arabamızı park edecek yer bulmakta çok zorlanmıştık.

Ayvalık ve Cunda bu konuda, çok sıkıntılı bir yerdi.. Park mafyası orada her yeri işgal etmiş; göz açtırmıyordu. Zar zor bir park yeri bulduktan sonra, yürüyerek İşkembeci Paşa'nın yerini bulmuştuk...

Ara sokakta, eski Rum evleri restore edilmiş; çok nostaljik bir hava esiyordu.

Paşa Lokantası'nda çok güler yüzlü işletmeciyle kısa sürede kanka olmuştuk.

Güleryüzlü, dost canlısı Turgay Beyin ellerinden içtiğimiz işkembenin tadı damağımdadır...

...

Ülkemizin gülen yüzünü parlatan bu işletmecilerin tanıtımını yapmak hem yazarlık hem de vatandaşlık görevi olarak boynumuzun borcudur.

Temiz mutfak... Harika hizmet... Sanata ve sanatçıya-yazara gösterilen saygı burada...

Ege'nin en lezzetli zeytin yağlıları burada...

Yemek üzerine ikram edilen Bergamotlu çayın tadı burada...

Bir hayal alemi gibi tarihi mekan burada...

Akkız'ı-herkese tavsiye ederim... Tavuklu ot karışımı leziz bir yemek...

Dolmalar mükemmel...

....

Bir daha dünyaya gelirsem, -Tvde, yemek tadlarını anlatan- Vedat Milor olmak geldi içimden... Nedense...

Yarım asırlık işletmenin 90 yıllık Ayvalık Ticaret Odası için bir kazanç olduğunu düşündüm.

Ülkemin siyasetten kararan yüzünün puslarını sildiğimizde ortaya muhteşem Türkiye manzaraları çıkıyor...

Bir başka gelimizde, işletmeci İzzet ve Makbule Durko ile röportaj yapmak üzere neşe ile güzel mekandan Gurmemiz, Turgay Beyle vedalaşarak ayrıldık.

Doğudan Batıya her yerde yöresel yemekleri taddım...

Memleketimle ve konuksever insanıyla hep onurlandım...

Ne güzel bir ülkem var... Türkiyem...

..

Bir başka iç açıcı turistik tanıtım yazımda görüşmek üzere.. Selam ve sevgilerimle...

..........

 

Anıları resimledik...

..........................................

 

.....

 

.....................................

 

 

 

 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..