- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
Liderim, çerçevelerim, etkilerim !
Bir resmi çerçevelediğinizde o resme bakanların ilgisi resmin kendisine yoğunlaşır. Ya da bir fotoğrafçı bir objenin fotoğrafını çektiği anda onu çerçevelemiş olur; yakın çevresindeki diğer objelerden ayırır. Böylece başkaları da fotoğrafçı onların neyi görmesini istiyorsa onu görürler. Yani; olaya veya objeye onun bakış açısından yaklaşırlar.
İşte bir liderin etkili olmak için yaptığı şey de tam olarak bu : Çerçevelemek. Konunun hangi kısmını vurgulamak istiyorsa o kısma ağırlık vererek kendisini izleyenlerin o kısma kanalize olmasını sağlar; diğer kısımları ise atar. Takipçileri böylece kendilerine gösterilen resmi görür, kendilerine anlatılan hikayeyi dinler ve bu girdiler dahilinde bir olayı ya da durumu değerlendirir. Özellikle politikada liderler ne kadar etkili çerçeveleme yapabildiklerine göre hayatta kalırlar veya politika sahnesinden çekilirler.
İnsanlar bir olaya tepki vermeden önce önce durumu anlamaya çalışırlar. Çoğu zaman da başkalarının doğruluk, haklılık, tercih edilebilirlik tanımlarını referans olarak almaya eğilimlilerdir. İşte bu “başkaları” da liderlerdir. Liderler çerçeveleme ile insanların bir konuyu farketmesini sağladıktan sonra onun farketme şekli üzerinde oynamaya başlarlar, belli bir yöne yönlendirirler. Buna göre de davranmalarını sağlayabilirler. “Vurun kahpeye” diye bir imamın veya köyün ileri gelenlerinden birinin tüm cemaati bir bayan öğretmeni linç etmeye yönlendirebilmesinin de ardındaki sebep de budur. O cemaat veya insan topluluğu, öğretmeni kendilerine gösterildiği şekliyle algılayıp yargılar ve toplu halde lince yönlendirilirler. Yani; başkalarının gerçeği nasıl göreceğine ve yorumlayacağına aslında liderler karar verip çerçeveleme ile uygularlar.
Aslında çerçeveleme bir dil savaşıdır. Dava avukatları da bu şekilde para kazanırlar. Mahkeme dizilerinden hoşlanıyorsanız siz de her bölümde bunun bir örneği ile karşılaşırsınız. Özellikle savunma avukatları devamlı müvekkillerini en sevimli ve en masum halleri ile jüriye göstermeye çalışırlar. Bu arada onları suçlu veya sevimsiz gösterebilecek küçük gerçekleri de saklamak durumunda kalabilirler !!! Yöneltilen suçlamalara da kılıf bulmaya çalışırlar. İşte bu tam bir çerçevelemedir.
En çarpıcı çerçeveleme uygulamalarında biri, Martin Luther King’in “I Have A Dream” diye başlayan unutulmaz konuşmasıdır. Bu konuşması ile King aslında ırk ayrımının olmadığı bir ülkenin nasıl bir yer olacağına dair kendi görüşünü, kendi idealini açıklamış, böylece sosyal haklar hareketini diğer insanların da kendisinin gördüğü gibi görmesini sağlamaya çalışmıştı. Sonuçta da bir çok insanın onun yarattığı bu vizyonun peşinden gitmesini sağlayarak tarihe geçti.
Etkili Lider Dili Nasıl Kullanır ?
Diyelim ki siz de etkili bir lider olmak istiyorsunuz. Bunun için dilinizi başkalarını etkileyecek ve ikna edecek şekilde kullanmalısınız. Aşağıdaki beş dil formu size bu konuda çok yardımcı olacaktır, sadece bir deneyin !
1 - Metaforlar :
Metafor, bir şeyi bir diğer şeyi örnek göstererek açıklamamız anlamına gelir. Özellikle bağlantı yapılan şey tanıdıksa ve mantıksal olarak bir benzerlikten söz edilebiliyorsa metafor başarıya ulaşır ve karşınızdaki ne demek istediğinizi anlar.
Örneğin, üretimden sorumlu yönetici “üretim sürecimizin İsviçre saati gibi tıkır tıkır işlemesini istiyorum” dediğinde bir metafor yapmış olur. Bu şekilde kendisi ile çalışanların gözünde de bu ideal daha somut bir ortama taşınır ve daha anlaşılır hale gelir. Ama tabii dikkat etmeniz gereken konu, gerçekten de karşı taraf için anlamlı bir örnek vermeniz.
2 - Jargonlar :
Her ne kadar mesleki terimleri içerse de, jargonlar genelde biraz hava atmak için de kullanılır. Özellikle örgütsel liderler jargon kullanmaya bayılırlar ve kendilerine özel olan işin, kurumun, programın dilinde konuşurlar. Genelde sadece aynı yerde görev yapan kişiler için bu bir anlam ifade eder. Bu nedenle eğer konuya yabancıysanız bilgi teknolojisi (IT) bölümlerinde çalışan kişilerin kendi aralarındaki konuşmaları dinlerken "acaba biraz önce kötü bir şey mi söylediler?" diye düşünmekten kendinizi alamayabilirsiniz.
Aynı şekilde ameliyata girmeye hazırlanırken doktorlar sizin yanınızda (size göre) öyle acayip bir şekilde konuşurlar ki siz o anda kelime-i şahadet mi getirmelisiniz yoksa giyinip gitmeli misiniz kararsız kalırsınız.
Liderler özellikle bir konu hakkındaki güçlerini ya da bilgi birikimlerini göstermek için kendi astlarına bu jargonları kullanarak hitap ederler. Siz de bu yolu izleyerek astlarınızın sizi ağzı açık "vay canına!" diye dinlemelerini sağlayabilirsiniz. (Ne de olsa bilgi, güçtür !)
3 - Zıtlık (Kontrast) :
Bu tekniği kullanan liderler bir konuyu aydınlatmak için onun tam tersini söylerler. Bu şekilde daha vurucu bir şekilde ne demek istediklerini anlatabilirler. Çoğunlukla reklamlarda kullanılan bir teknik olan zıtlık yönetim açısından da kullanılabilir bir özellik taşır. Tersini göstererek ne istendiği veya ne önerildiği daha açıkça ifade edilebilir.
Örneğin, küçük bir yazılım firmasının yöneticisi olarak çalışanlarınızdan giderleri kısmalarını istiyorsunuz ama bu bir türlü gerçekleşmiyor. Onlara “biz Microsoft değiliz” diyerek Microsoft kadar mali kaynağınız olmadığını, bu nedenle de giderleri kısmaları gerektiğini söylediğinizde siz de zıtlık tekniğinden yararlanmış olursunuz.
4 - Spin (Çevirme) :
Amacınız hedeflediğiniz bir kişiyi pozitif veya negatif göstermek ise, çevirme taktiğini uygulayabilirsiniz. Bunu yapabilen liderler kendi kuvvetli yanlarını biraz abartarak anlatırken, rakiplerinin ise güçsüz yanlarını özellikle göstermeye çalışırlar.
Örneğin, British Air ve American Airlines beraber çalışarak ABD-İngiltere rotasını birleştirmeye karar verdiklerinde bu ortak çalışmaya “pozitif spin” yapmış, müşterilere ne gibi avantajlar sağlayacaklarını göstermeye çalışmışlardı. Öte yandan bu durumda onların doğrudan rakibi olan Virgin Havayollarının yöneticisi ile tamamen “negatif spin” yaparak bunun tekelleşmeye neden olacağını ve müşterilerin de olumsuz etkileneceğini belirtmişti. Birinin "avantaj" olarak göstermeye çalıştığı şey, rakibi tarafından "dezavantaj" olarak vurgulanmıştı.
Genelde siyasi partilerin izlediği yol da budur. Uygulanan bir politika uygun ve doğru olsa bile rakiplerden takdir görmez; hemen tersi gösterilmeye çalışılır. Ne de olsa rakibin yaptığı şeye onay vermek onun elini kuvvetlendirmek anlamına gelecektir. Oysa sürekli bu şekilde davranan bir lider huysuz, uzlaşmacı olmayan, muhalefet etmek için muhalefet eden biri olarak tanınacağından etkisi ve inandırıcılığı da giderek azalır. Dolayısıyla, etkili bir lider olmak için siz de çevirmeyi uygularken bu konuyu aklınızdan çıkarmayın !
5 - Hikayeler :
Son olarak liderler hikayelerden yararlanarak metafor ve jargonların yetersiz kaldığı noktada çerçevelemeyi etkin hale getirmeye çalışırlar.
Örneğin, bir efsane haline gelmiş olan 3M'deki Post-It’in ortaya çıkış öyküsü şirket yöneticileri tarafından şirketin yaratıcılığa verdiği önemi göstermesi için tekrar tekrar anlatılır. Aynı şekilde kişisel gelişim ve liderlik seminerlerinde de başarı öyküleri sıkça anlatılarak insanlara “siz de başarabilirsiniz” denilir. Anlatılan hikaye, verilmek istenen mesajın dinleyicinin gözünde daha iyi şekillenmesi için bir araçtır.
Hikayelerden yararlanmayı düşünüyorsanız, iki noktayı göz önünde bulundurmanız sizin için yararlı olacaktır.
1 - Hikayenin kimseyi rencide etmeyecek, incitmeyecek, kızgınlık vb olumsuz duygulara yol açmayacak bir özelliğe sahip olması gerekir. Aksi takdirde hedeflediğiniz mesajı veremediğiniz gibi, incittiğiniz tarafın size tavır almasına ve başkalarını da bu doğrultuda etkilemesine neden olabilirsiniz. Anlattığınızın yanlış anlaşıldığını düşünseniz bile unutmayın ki önemli olan sizi ne anlattığınızdan ziyade, karşı tarafın ne anladığıdır.
2 - Her konu için farklı bir hikaye seçin, tek bir hikayeyi herşeyi anlatmak ya da örneklemek için kullanmamaya özen gösterin. Gerçekten söylediğiniz şey doğru olsa ve aynı hikaye birden fazla durumu anlatsa bile, bir noktadan sonra "yine mi bu hikaye?" diyen astlarınız vereceğiniz mesajı anlamaya çalışmadan anlattığınızı kulak arkası edebilir.
Kısacası liderlik, dil becerisi, anlayış, empati ve özgüven isteyen bir zanaattir. Ancak doğuştan lider ruhlu olmasanız bile, sonradan bu özelliklerinizi geliştirebilirsiniz. Sadece bunu gerçekten istemeniz ve bu hedefe ulaşma yolunda gerekli adımları atmanız yeterli...