- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Lozan, "yüzyıllardır süren bir hesaplaşma"nın sonucudur

Antiemperyalist olmadan solcu olunmaz.
Lozan, “yüzyıllardır süren bir hesaplaşma”nın sonucudur
Video ve fotoğraflar için tıklayınız
24 Temmuz ülkemiz için iki önemli olayın yıldönümüdür ve çeşitli çevreler tarafından her ikisi de ayrı ayrı kutlamalara sahne olur.
İlki, 24 Temmuz 1908 tarihinde Osmanlı ülkesinde tarihsel Milli Demokratik Devrim süreci kapsamında ikinci devrim hareketi olarak II. Meşrutiyet Devrimi’nin gerçekleşmesi üzerine, yıkılan Abdülhamit diktatörlüğünde uygulanan baskı rejiminin (İstibdadın) bir parçası olarak basın üzerindeki müthiş sansürün kaldırılışının 98. yıldönümüdür.
Diğeri ise, insanlık tarihinin antiemperyalist savaşlar sürecinin ilk Milli Kurtuluş Savaşı olan Türk Devrimi’nin kazanılması sonucu Batılı emperyalistlere 24 Temmuz 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusunun tescil ettirilmesi olan Lozan Barış Antlaşması’nın 87. yıldönümü olmasıdır.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, Cumhuriyet Meydanında toplanan gazeteciler ve vatandaşlar bu iki değerli ve anlamlı yıldönümü için çelenk sunarak ve bir basın açıklaması yaparak kutladılar.
Basın Bayramı için Gazeteciler Cemiyeti ve Burdurlu gazeteciler ile Lozan Antlaşması’nın yıldönümü için ADD, CHP, Gaziler Derneği, BURTÜKODER ve BURTED adına Kemal Arslan, Kardeşçe Derneği, Eğitim İş adına Salih Kepenek ve Kadir Koç’un ve çok sayıda vatandaşın katıldığı tören saygı duruşuyla başladı.
Gazeteciler Cemiyeti adına Ercan Taraşlı ve Lozan Kutlaması adına da ADD Başkanı Kazım Üstüner çelengi sundular.
Çelenk sunmayı müteakiben Üstüner basın açıklaması metnini okudu.
Üstüner şöyle konuştu:
“Katılımlarıyla Lozan’a sahip çıkan, yüreği ulus bilinciyle, yurt sevgisiyle dolu, Atatürk ilkelerine inanmış saygıdeğer dostlar; Değerli basın mensupları,
Cumhuriyet’in temeli olan Lozan Antlaşması’nın ne olduğunu unutanlara ve anlamak istemeyenlere bir kez daha hatırlatmak için burada toplandık.
Bugün, 24 Temmuz 2010. İki güzel olayın tarihi…
Birincisi, Türkiye’nin tapu senedi olan Lozan Antlaşması’nın yıldönümü; diğeri ise Basın Bayramı… Basın açıklamamıza öncelikle basın emekçilerinin bayramını kutlayarak başlamak istiyorum.
24 Temmuz 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması, Atatürk’ün deyişiyle “Türk ulusunun idam fermanı” olan Sevr antlaşmasının, tarihin çöp sepetine atmasının adıdır.
Din sömürüsüne, ırkçı bölücülüğe dayalı tertipleri aşmayı başaran Atatürk önderliğinde kenetlenen ulumuzun iradesi, Lozan’da emperyalist güçleri, hiç beklemedikleri bir dirençle karşı karşıya bırakmıştır.
Lozan Antlaşması, emperyalizmin “Küçük Asya”daki yenilgisinin hukuki onayıdır.
Lozan Antlaşması, yok edildiği sanılan bir ulusun dünya tarihinde yeniden dilişidir.
Lozan Antlaşması, mazlum dünya halklarının kişilik buluşmasına yol açan bir büyük başarının sonuç belgesidir.
Lozan Antlaşması, İnönü Savaşları’nda “Türk’ün makûs talihi”ni yenen Dışişleri Bakanı ve Başdelege İsmet Paşa’nın diplomatik başarısıdır.
“Yüzyıllardır süren bir hesaplaşma”nın sonucunun alındığı Lozan Antlaşması, Sevr zilletine düşürülen bir ülkenin tüm varlığını tekrar kazanmasıdır.
Lozan Antlaşması kısaca Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir.
Lozan’da Yedi Düvele karşı elde edilen zaferin kötü mirasçıları yarım yüzyıl aşkın süredir iş başındadır.
Ulusal bilinç, özgürlük ve bağımsızlık duygusundan yoksun, Amerika ve AB uydularında elbette Lozan fikri yoktur.
Onlarda, Kemalizm’i katletme ve demokratik, laik Türk devletinin üniter yapısını kundaklama çabası vardır.
Un utmayalım, Ulusal Kurtuluş Savaşı sadece emperyalizme karşı değil aynı zamanda işbirlikçi irticaya karşı da verilmiştir.
Dün Yugoslavya’yı bölüp parçalayanlar aynı oyunu şimdi Türkiye’ye karşı oynuyorlar.
Her fırsatta alenen b ölücülük yapmayı marifet sayanlar elini kolunu sallayarak dolaşırken, Türkiye’yi savunan yurtsever insanlar bugün çok kolay gözaltına alınıp tutuklanabiliyor.
Bugün Ermeni sınırın açılmasından sözde Kürt sorunun çözümüne kadar birçok ko9nuda dış dayatmalara boyun eğilmekte, açılım üstüne açılım yapılmaktadır.
Küreselleşme maskesi altında tek kutuplu bir sömürü düzeni yaratma çabası içindeki Batı emperyalizminin ve içimizdeki destekçilerinin ulusal devlet yapımızı parçalamak için gösterdikleri çaba ve dayatmaların arttığı günleri yaşıyoruz.
Emperyalizm, kendisine karşı savaş içinde doğan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurulduğu günden bu yana kabul edemedi.
Hatırlatmakta yarar var…
Lord Kurzon, Lozan Antlaşması döneminde İnönü’ye ne demişti? “Bugün size kabul ettiremediklerimizi cebimize koyuyoruz. Bunları cebimizden çıkarıp önünüze koyacağımız günler elbette gelecektir.’
Ne yazık ki, bugün yaşananlar Lord Kurzon’un o günlerde demek istediklerinden başka bir şey değildir.
Bugün AB süreci adı altında Cumhuriyet’in tüm birikimleri yağmalanıyor.
Bankalarımız büyük oranda yabancıların eline geçti. Borsa, sanayimiz, ulusal şirketlerimizin pek çoğu özelleştirme adı altında yabancılara satıldı.
Atalarımızın kanlarıyla canlarıyla savundukları topraklarımız yabancılara parsel parsel satılıyor. Avrupalıların dini Hıristiyanlık binlerce misyonerle ülkemizde yayılmaya çalışılıyor.
Dün Sevr’i Türk ulusuna dayatanlar, bugün BOP adı altında ülkemizi parçalayan haritalar yayınlıyor ve bizi yönetenler de bunu görmezlikten geliyor.
Bugün, Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet Devrimi’nin yenilgiye uğrattığı güçlerin kaybettiklerini yeniden ele geçirme yolunda önemli mesafe aldıkların bir gerçek.
Lozan Antlaşması’nın 87. yıldönümünü bu acı tablo içerisinde anıyoruz.
Ancak bilinmelidir ki, Türk ulusu, Kurtuluş Savaşı ile dün nasıl sömürgeci planları yok ettiyse, bugün de yok edebilecek güçtedir.
Çünkü Türk Milleti’nin Atatürk Devrimi’nden, imparatorluklar tarihinden gelen derin bir birikimi vardır.
Bu birikimin adı, tam bağımsızlıktır.
Bu birikimin adı, özgürlüktür.
Bu birikimin adı, antiemperyalizmdir.
Bu birikimin adı, Lozan’dır.
Lozan’a sahip çıkmak, antiemperyalist, Atatürk ilkeleriyle bütünleşmiş, Kemalizm’e sahip çıkmak demektir.
Modern ve bağımsız Türk Cumhuriyetinin kuruluşunun belgesi olan Lozan Antlaşması’nın 87. yıldönümünü kutlarken başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Lozan Antlaşması’nın imzalanmasını sağlayan İsmet İnönü ve Lozan Delegasyonu’nu rahmet ve saygıyla anıyoruz.”