​ Lyon–Annecy–Aix En Provence–Marseille / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Lyon–Annecy–Aix En Provence–Marseille

Lyon–Annecy–Aix En Provence–Marseille
 

Annecy


Fransızca kursuna gidiyorken, bu bayramı Fransa’nın güneyinde bisiklet kiralayıp, şarap tadım yaparak ve Lyon’un o enfes yemeklerini tadarak geçirmeyi planlıyorum.

En çarpıcı şey olan şarap konusuna değinerek başlamak istiyorum. Bu haksızlık! Hiç adil değil! Türkiye’de içilebilir bir şarap almak için minimum 25-30 Tl vermeniz, Fransız şarapları içmek için en az 60 Tl vermeniz gerekiyor. Lyon’da ilk gördüğüm şarap dükkânında, burada dünya para verdiğimiz şaraplar sadece 4 euro. Yemek yemek için bir restorana oturduğunuzda, hangi şarabı içersiniz diye soruyorlar, ve masaya gelen şarap bizde ortaya gelen açık ayran şeklinde, cam sürahilerde geliyor. (10 euro)

Lyon havaalanından şehir merkezine kişi başı 9 euro vererek otobüsle geliyoruz. Sadece 20 km olan bu mesafe için fazla bir ücret. Otobüsün son durağı, aynı zamanda çeşitli yerlere gidebileceğiniz tren garına ve metroya çok yakın bir yerde konumlanmış, dolayısıyla hemen karşıya geçerek, metro kullanıp merkeze gidebilirsiniz. Bu şehir için turist kartı önermiyorum. (Lyon City Card) Boşuna onca para vermeye gerek yok bence, şehiri yürüyerek rahatça keşfedebiliyorsunuz, metroya çok fazla binmeye ihtiyaç kalmadığı için tek yön için 1,60 euro verip kurtulabilirsiniz. Bilet almak için açık gişe bulmak oldukça güç, makinelerden bilet almak çok kolay ancak bozuk para bulundurmanız gerekiyor. Şehrin ortasından geçen nehrin karşısındaki eski lyon ara sokaklarında gezmek ve yemek yemek çok keyifli. Bisiklete binen nüfusun fazlalığından çok etkilendim ama daha çok bisikletlilere araba kullananların gösterdiği nezaket, saygı ve tanıdığı öncelik çok gıpta edilesi. Lyon daha çok o restoran senin bu restoran benim tıka basa yemekle geçiyor. Ancak Türk parası ile düşününce pahalı bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Lyon’un kendine has yemeklerini yiyebileceğiniz Bouchonlar; ara sokaklarda, dışarıya çok yayılmamış, ama içerisi tıka basa dolu, rezervasyon kabul etmeyen, dolu olunca kapısına dolu yazıp başka müşteri kabul etmeyen cool yerler. Bu durumu, bizim müşteri çekmek için mücadele gösteren esnafımızla kıyaslayınca çok şaşırıyorum.

Lyon’dan, Fransa’nın Venedik’i olarak bilinen Annecy’e doğru gitmek için tren bileti almak üzere Gara gidiyoruz. Kişi başı 25 euro vererek tren bileti aldığımızı sanarak, treni ararken, görevli bunun otobüs olduğunu söylüyor. Değişik bir sistemleri var, bileti alıyorsunuz, o sırada hangi sefer varsa otobüs veya tren, onla yolculuk ediyorsunuz, seçenek şansınız yok. 1,5 saatlik bir yolculukla Annecy’deyiz. Çok şirin, çok güzel, çok romantik bir yer, bayılıyorum. Tam ortasında konumlanmış gölü tamamlayan dağların muhteşem yansıması ve hemen gölün başındaki büyük yeşil parkta bisiklete binenler, köpeklerini gezdirenler, çimlere yayılıp kitaplarını okuyanlar, şehrin ortasından geçen küçük nehir kenarındaki restoranlar, eski tarihi binalarla büyülüyor Annecy. 60 Euroya konakladığımız otelden kendimizi hemen sokaklara atıyoruz. Ekim ayında hava şansımıza çok güneşli ve pırıl pırıl. Marketten koca bir şarap şişesi kapıp, göl kenarında ayaklarımızı göle sarkıtarak, içimize çekiyoruz bu nefis manzarayı. Göl kenarında güneş batmaya yakın yaptığımız yürüyüşte batan güneşle aynı hizada kürek çekenler, daha bir güzellik katıyor şehre. Bir günde gezilecek kadar küçük, ama sonra neden ikinci gün de kalmadım diye pişman olacağınız kadar güzel bir yer Annecy.

Annecy’den Aix En Provence’e gitmek için oldukça pahalı bir bilet satın almak zorundayız. Sabah 9’dan önce gişeleri açılmayan bu garda biletleri makineden almak zorundayız ve ekranda gördüğümüz 136 euroya inanmıyoruz, yardım istiyoruz. Gelen görevli kendi iç hatlarındaki treni tavsiye ediyor, bilgisizliğimizden tamam diyoruz ve 120 euro vererek, sadece 16 euro fark yüzünden o günü seyahat ederek geçirmek zorunda kalıyoruz. Öyle ki, ilk trenden sonra aktarma yapmamız gerektiğini söyleyen bu görevli bizi yeterince bilgilendirmiyor, ilk aktarmadan sonra iki otobüs, iki tren daha değiştirmemiz gerektiğini öğreniyoruz. Diğer hızlı treni tercih etseydik 1 saatte gideceğimiz yere tüm gün tren ve otobüsler içinde tıkılarak varıyoruz. Ama Fransa burası, bir şişe şarap varsa her şey güzelleşiyorJ Aix En provence’te kişi başı 20 euroya, 24 saat bisiklet kiralayarak çevredeki üzüm bağlarını, şarap tadım evlerini ziyaret edip, dağlarında, bayırlarında bisiklet sürüp güneşli havanın tadını çıkarmayı planlıyoruz. Ve manzara karşısında, yeşil alanların güzelliği, barajı, şirin bağ evleri ile ağzımız açık kalıyor. Yokuş yukarı çıkarken terler döktüğüm anlar bile keyifli bir anı oluyor. (İngilizcede söylendiği gibi ‘Challenging’)

Bunca büyüleyici şehirden sonra, sırada bekleyen Avignon’un hava durumu yağışlı gösteriyor diye son dakika fikir değişikliğiyle, yarım saatlik bir tren yolculuğu sonunda Marseille’ye gidişimiz ise büyük bir hayal kırıklığı. Şehir her yerde şehir işte. Anlatılacak bir şey yok. Yüksek eski binaların arasında kısılmış gibi hissediyor, hiçbir enteresan bir yanını bulamamanın verdiği kızgınlıkla bu kısmı da güzel bir restoranda tıka basa yemek yiyerek tolere etmeye çalışıyoruz. Ve denizden çıkabilecek tüm balık, böcek, ne varsa yiyoruz. Balık ürünleri çorbası, İspanya yemeği olan Paella, herkesin masalarında gördüğüm bir tencere midyeye benzer çiğ mahsul, beyaz şarap eşliğinde bitince burası da keyifli bir yer olabiliyorJ

Fransa Genel Notlar:

Fransızca bilmiyorsanız iletişim kurmak oldukça zor, İngilizce bilen veya bilse de kullanan çok az insan var. Restoranlarda giriş, ana yemek ve tatlı olarak sunulan cazip menüler var, 15-25 euro arasında içki hariç. İki kişi güzel bir yemek istiyorsanız 70 euro gibi bir rakamı ödemeye hazır olun. Marketlerden peynir alabilir, her köşe başındaki pastahanelerden taze ekmeklerden alıp ucuza da getirebilirsiniz ama Fransa’ya gelmişken de bu leziz yemekleri yememek olmaz. Bir denge tutturmanız gerekir. Şehirlerarasındaki ulaşıma dikkat etmenizi, 2 türlü tren olduğunu ve bazen alınan biletin otobüsü de içerdiğini unutmayın. Bisiklet kiralamak için kredi kartınızdan bloke koyarak depozit alınıyor, blokenin 5 günde açıldığını belirterek, eğer yeterli limitiniz yoksa bunun yerine nakit depozit vermenizi tavsiye edebilirim. Lyon’da Pazar sabahı çok güzel bir Pazar kuruluyor mutlaka buraya göz atmalısınız.

Bizim kadar şanslı olamayabileceğiniz için, Nisan-Mayıs aylarında gitmenizi tavsiye ederim.

Gezimiz bol olsun…

 
Toplam blog
: 33
: 2445
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

    ..