- Kategori
- İlişkiler
Made in China aşklar;

Piyasada satılan ürünleri satın alırken üzerinde Made in China ya da Made in P.R.C. yazısı olup olmadığına bakmaya ve eğer kaliteli bir ürün istiyorsak, tercihimizi bu ürünlerden yana kullanmamaya dikkat eder olduk son zamanlarda. Çünkü bu ürünler zararlı, kalitesiz ve dayanıksız olarak yerleşti belleklerimize. Aslında bu bir arz talep meselesi; yani tercih etmeyen, eleştirenden daha fazla sayıda alıcısı var bu ürünlerin. Peki, madem dayanıksız, madem kalitesiz; neden bu kadar talep var? Çünkü insanlar başkalarında olan her şeyin kendisinde de olmasını istiyorlar haklı olarak. Bir plazma/LCD tv, markası X olduğunda 6.000, 7.000, 15.000 YTL iken Çin malı satın aldığınızda 1.500, 2.000 YTL’ye sahip olabiliyorsunuz muadil bir ürüne. Ürün ucuz olunca, bozulursa/kırılırsa yenisini alırım seçeneğine de sahip oluyorsunuz. Bu örnekleri, bu ürünleri otomobilden, marka oyuncaklara yüzlerce kaleme çoğaltmak mümkün. Yani bir anlamda popüler kültürün bizlere enjekte ettiği tüketim toplumu ol, başkasında varsa sen niye sahip olamayasın anlayışının bir sonucu bu. Talep olduğu sürece de aynı kalitede ürünler üretilmeye ve satılmaya da devam ediyor.
Günümüzde popüler kültür; aşk, sevgi gibi kavramları da kendisine göre yorumlamış ve olmazsa olmazlarımız arasına sokmuştur. Toplum hatta ebeveynler tarafından da sürekli teşvik edildikleri, onaylandıkları için çocuklar bile, aile ortamından toplum ortamına açıldığı ilk andan (kreş, anaokulundan) itibaren âşık olmak zorunda hissediyorlar kendilerini. Günümüzün popüler deyimiyle; ilk fırsatta kendilerine bir SEVGİLİ YAPIYORLAR. Tabi bu anlayış çocukluktan böyle başlayınca, şablon olarak yerleşiyor beyinlere. Niyet ucuz olunca, başkasında var bende de olmalı anlayışı ile başlanınca ilişkilere, sonuçta belli;
Nasıl olsa “Bozulursa/kırılırsa yenisini alırım.” !!! Yani, tek kullanımlık eldivenler, tek kullanımlık şişeler, tek kullanımlık torbalar, tek kullanımlık paketler derken artık, popüler kültürün en önemli silahları olan şarkılar, diziler ve filmlerle post modern, tek kullanımlık, Made in P.R.C. aşklar yaşıyor insanlar: Kalitesiz, dayanıksız, ucuz aşklar….
Ucuz aşklar
sıfır rakımda herkes sever oğlum,
orası baharın bitmediği
tipinin tiril tiril ötmediği yer,
sözün söze
gözün göze değmesi kolaydır,
alçaktan uçar aşk melekleri
zor olan vurulmamaktır.
diyelim ki
sevi istedi seven yerin
baştan aşağı bıçkın olmana gerek yok,
takarsın yakana çakır ruhunu
sahilde yürümeye başlarsın,
ayaküstü sevmezsen birini
ya kalbin bozuktur
ya da tam bir salaksın.
çiseleyerek gezinen
ince ince tüten bir kadın görürsün,
sabret
hele büyük dalga vursun sahile
deniz gülecektir elbet,
işte o zaman
süslü bir merhabayla
yanaşırsın aşkın yamacına,
aklın kıvırtmazsa
dilin ne söyleyeceğini bilir dilbere,
ondan sonrası kolay
doğru meyhaneye;
inleyen bir kemanla kafayı bulursun,
ödeyeceğin iki kefal
bir şarap parası
ucuz tarifeden aşık olursun.
yanlış mı!
o da ne demek oğlum,
aşk bu matematik mi!
sen de gece yaparsın sağlamasını
bakarsın doğru çıkar neticesi.
ne yani!
sevmek için mektep mi bitireceksin,
hangi formülü yazacaksın avuçlarına
kimin gönlünden kopya çekeceksin!
bırak aşkın felsefesini kardeş,
bu da sevdacığın sahtesi
kendini Sokrates mi sanıyorsun,
kim içer bu devirde zehir gibi sevgiyi
herkes kendi zevkinde deli!
bize aldırma sen,
düşler denizinde su perisiyle buluşan
kalbiyle konuşan
kaç kişi kaldık ki!
Ömer Nazmi
Aşk emek ister; başlarken emek harcayacaksın ki harcarken bin kere düşüneceksin. Devam ederken de emek vereceksin ki, bitirmemek için milyon kere düşüneceksin.