- Kategori
- Siyaset
Madem kutsayacaktın ölümü niye doğdun o zaman

İç Savaş Ve Biz Son gelişmeler ışığın da şu sözle başlamanın doğru olacağını düşünüyorum “ Türkiye değişimin doğum sancılarını çekiyor”. Bu öyle bir değişim ki Türkiye’yi temellerinden sarsacak ve sonuçlandığında hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Ülkemiz hızla bir iç savaşın içine sokuluyor etnik ayrımcılık ve tırmanan şoven dalga halklar arasına on yıllardır ekilen düşmanlık tohumlarının meyvelerini toplamaya benziyor. ABD’nin “ girme-gir “ yöntemi işe yaramışa benziyor. Halk ABD’nin bu teskereye karşı olduğunu sanırken, ABD “Türk ordusuna” çoktan girin emrini vermiş gibi görünüyor. Aydın Doğan medyası sanki savaş iki ülke arasında olacakmış gibi yansıtıyor. Bir babayiğitte çıkıp bunun bir iç savaş olacağından ve bunu sonucunda ülkenin bölüneceğinden bahsetmiyor.
Uzun süre Türkiye’nin Irak' a yapacağı bir operasyonun sonuçlarının ne getirip ne götüreceğini, sormayan soruşturmayan fikirleri sadece slogandan ibaret olan “ortalama akla “ karşı ifade etmekte nasıl bir dil kullanacağımı düşünürken yukarıdaki alıntıya rast geldim.
Hakikaten Türkiye bir yol ayrımında
Sürdürülebilir bir kürt sorunu fikri, bağımsız ve zengin bir kürdistan zorlaması karşısında onurlu bir çıkış arıyor.
Arasın, hatta geç bile kaldı, ama bunun için şöyle tarihten bir örnekle Nazilerin kendi meclislerini ateşe verip “komünistler kundakladı” yaygarası ile giriştiği türden moral motivasyon türü provakatif cinliklere gerek olmamalı.
Öyle gözüküyor ki biz önce yanacağız, sonra birisi çıkacak çeşitli anlaşmalar yapıp kanunlar çıkaracak kürt sorunu mutlu sonla bitecek ekonomi yeniden canlanacak sonra o birisi başımıza kahraman olacak.
Kansız halledilebilecek basit bir sorunu emperyalist güçlerin politikalarına uşaklık eden hayin ya da aymazların elinden almanın zamanı geldi. Bizden 12 gitti ama olsun onlardan 32 türü politikalar medeni insanlara hiç yakışmıyor .