- Kategori
- Deneme
Makyajlı Yüzler

"maskeli yüz"
Geçmiş zaman kipiyle nası derler; bitti-geçti ama gidemedi nedense bi türlü…Gidemedi işte şöyle alıp başını uzaklara; rüzgara kapılıp gidemedi- poyraz rüzgarları gibi esip dağıtanından değil ; şöyle usul usul/ uslu uslu meltem gibi!
Bitti ise, neden gitmedi / geçip gittiyse niye bitmedi ki acep? Durul şöyle, bırak sızlanmayı. Sızlatma artık yaralarını (!) İyileştirmenin yollarını ara. Hekim Lokman'a git mesela; anlat derdini tütsü dumanına, envai çeşit bitkiden hazırlatılmış çare merheminden sürsün lokman amca; üstüne de okuyup üflesin falcı teyze…
“Senin falın fallanmış”. Hadi canım ordan sende ‘ fala inanmam/ falsız da kalmam ama!’ İlaç milaç fayda etmeyecek besbelli, falcı da iş yok, tütsü de ağır ağır açık yaralarımdan geçiriyor dumanını. Midemi bulandırıyor yavaştan kokusu. Vanilya ! Tarçın!...Yok yok sandal ağacı!
Sandal demişken bindirip tüm yaşanmışlıkları bir sandala, açık sulara bırakmalı, dertleri de kaynar kazana mı atmalı? Derdi tasası geçmişte takılı kaldı, marş basmıyor bir türlü yolda kaldık yine gördün mü bak, kıs kıs gülüyor falcı teyze toplamış baklagillerini oturduğu çimenlikte derin bir çukur bırakmış…
Aman yanaşmayalım, düşeriz maazallah! Bak düşüp dizlerini yara bere içinde bırakmışsın zaten. Düz yolda seke seke gitme demedim mi sana?! O değil de taşa çarpmışsın birde !...
“Böyle taşa can kurban efendim; 'yüreği taş olan'a çarpmaya görsün insan ; ne dizi- kolu-bacağı… ruhunda bile çürük izleri, morluklar açıyor insanın!”
Morluğu kafiye olsun gözlerinde ki fara. 'Makyajlı yüzü' bile kapatmıyor çürük izlerini! Fondöten/ pudra vs. ile özene bözene kaplamış yüzünü, kalbini, ruhunu da malum. Tanıyamıyor insan, öyle geçiyor yanından bön bön…
Olmazsa olmaz üçlü; yüz/kalp/ ruh. Eline yüzüne bulaştırmışsın kalbini, tüm hayatını da ruhunun derinliklerine itmişsin. Saklamaya çalışma işte gün gibi ortada kaçtıkların! Kaç-git diyen mi var sana? Otur oturduğun yerde bırak geçip-gitsin rüzgarlar… Bulutları da al götür bi zahmet, güneşi pırıl pırıl görmeyeli hayli zaman olmuş da. Şöyle yaksın, kavursun nihayetinde. Yansın tenim!
Bronzlaşsın ‘yalnızlığımla’ beraber ‘yaralarımda’!!!...