- Kategori
- Gündelik Yaşam
MALA-MALE
1997 yılının eylül ayında başladım öğretmenlik görevime . Diyarbakır İli - Hazro İlçesi - Dadaş Köyü - Dadaş Ağılı mezarı'nda. Okul terör yüzünden uzun süre kapanmış. Kayıtlı öğrencilerin çoğu yaşça büyük. Kızlar neredeyse evlenecek yaşa , erkekler ise askerlik çağına gelmişler .
Okul eğitim -öğretime başlayalı bir kaç gün olmuştu. Kayıtlı 150 öğrenci vardı . Tek öğretmen . Bir derslik. İlk haftanın son mesai günü son derste çocuklardan yaşı birazca büyük olanlara ''Eğer cumartesi günü işiniz yoksa ve de aileniz izin verirse okula gelebilir misiniz ?'' Diye sordum.
Cumartesi günü öğrencilerimden Bahattin , Sebahattin , İlhan , Ramazan ve de Engin okula geldiler Sınıfımızın içinde sıvası dökülmüş yerler vardı. Oraları sıva yapacaktık. Kum , çimento . kürek hazırdı. Ancak malamız yoktu . Çocuklar ''Bize mala lazım .''Dedim.
Bahattin ortadan kayboldu. Aradan 15-20 dakika geçmişdi ki Bahattin yanında köyün camiisinin hocası ile çıka geldi. Hocamız çok değerli gerçekten alim bir hocamızdı. Selam verdi hocamız. Selamına karşılık verdim. ''Muallim Bey beni çağırmışsınız. Buyrun .''
Ben ''Estağfurullah Hoca'm sizi çağırmadım. Bir isteğim olsaydı ben gelirdim camiiye''. Bahattin'e döndüm.''Bahattin Hoca'mı neden çağırdın ?'' Diye sorduğumda ''Siz male istediniz . Bende Maleyi getirdim .'' Dedi. ''Ben sıva malası istedim Bahattin .''
Ve böylece burada hocaya Male dendiğini öğrenmiş oldum...
Ahmet İdris PİLAS - Varoş Çocuğu !