​ Marmaris'te aşk başkadır... / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Marmaris'te aşk başkadır...

Marmaris'te aşk başkadır...
 

Turist, , tatillerde buluyor kendini ancak. Tam bir yıl, bu anı bekledi.Tatil parası, maaşından kesildi. Her bir aile, birbirinden ayrı olarak, ayrı ayrı memleketlere gittiler. Gönüllerince de tatil yaptılar. Döndüklerinde de: ‘’Eee, anlat bakalım, yediğin içtiğin senin olsun. Nasıl geçti tatil’’ diye birbirlerine sordular muhakkak. Her birinin, yedikleri hatırında kalmamıştır belki amma, anlatmıştır herhalde şöyle ya da böyle neler yaptığını. Böyle oluyormuş onların tatilleri. Herkes, çektiği resimleri ortaya koyuyormuş. Varsa, her birinin hikayesini, açık açık anlatıyorlarmış. Laf aramızda, A.B.ye, bu kriterli insanlar mı kabul ediliyor ne?!. Eeee, bizi de buna benzer şeylerle, ileride zorlayacaklardır herhalde. İşe ilkten, ’’Kokoreç’’ ten başladılar…Sırası ile her bir şeyimize el attılar. Bir tek ‘’Şeyimin şeyi ‘’ kaldı karışmadıkları..

Kimileri birlikte gittiler, çolukla, çocukla. Kimisi tek başına. Bir uzun kış yıpranan bedenler var orta yerde. Bu beden dinlendirilmezse, hesap sorar sahibinden.

Bu tatille birlikte, silikleşen ruhlar, sönmüş arzular, sıfırlanmış umutlar apaydınlığa dönüşüyor. Kan deveranları hızlanıyor böylelikle. Aşk’sa aşk. Meşk’se meşk. Memleketlerinde erkenden tavuk gibi yatanlar, şimdi diskolarda, kumsallarda sabahlıyorlar.

Şimdi tatil zamanı. Aşk zamanı. Gözler parlayacak aşklarla. Hep bu tatil günü beklendi, kollandı. Kimileri çok beğendi Türkiye’yi. Esmer tenler. Kara kaşlar. Kara gözler. Kara, ille de kara! Esmerlik, İskandinav ülkelerinin çekim alanına giriyor. Türk sevgililerle tatil yörelerinde ev bark sahibi olanlar bile var. Hans, Türk sevgilisi uğruna sünnet bile olmadı mı? Müslümanlığı seçmedi mi?


Sahilleri taradık. Görebildiklerimizi aktarmağa çalıştık sizlere. Paparazilerin söylemleri gibi objektifimize takılanlar veya kaçıp da kovaladıklarımızdan veya bir köşeye sıkıştırdıklarımızdan değildi çektiğimiz resimler. Önce izin istedik. Öylesi çektik. İzin vermeyenleri nasıl çekecektik? O da şöyle oluyor herhalde. Makineyi ayar için kaldırdığınızda resmi çekiyorsunuz. O an, karşınızdaki, siz makineyi gözünüzden henüz ayırmak üzere iken fark ediyor.Yani ‘’Suçüstü’’ yakalanıyorsunuz. O zaman taktik şu olacak: Hemen resim için izin isteyeceksiniz.Bu niyetle makineyi hazırlıyorum manasında, makineyi, yüzünüze yakın tutacaksınız.’’Vermiyorum izin’’ dendiği anda da ‘’Eh, n’apalım’’ deyip, çekiliyorsunuz aradan.Ama, resmi daha önce de çekmiş bulunuyorsunuz.Mesele bu kadar basit işte.


Marmaris’te aşk ise, bambaşkadır. Tadından yenmez. Ballı mı ballıdır. Buradaki turistler, kuş kadar hür. Mavi ve yeşil, doping tesiri yapar. Gündüzleri plajlarda ‘’Şarj’’ olurlar. Geceleri de voltajlarını boşaltmak için, meydanlardadır . Aynı insanı gece görseniz, hayatta tanıyamazsınız. Bedenleri elektriklidir. Bir an için dokunamazsınız. Çarpar sizi. Bedenleri onca yüke rağmen, dayanıklıdır. Sigortaları otomatiğe bağlı olduğu için, sağlam duruşludurlar.


Tatillerde aşk’lar’ın tesir gücü, yani ‘’Çekim alanı’’ , Ay gibi, Gecesi de yıl kadar uzun olanı makbuldür bu diyarlarda . Kimi aşkı, çoraba benzetir:’’Çift olmalı’’Uyum sağlamalı ‘’ der. Kumsallarda sorduk mesela: ‘’Aşk nedir?’’ Yenilir mi, içilir mi?. Cevaplar enteresan: ‘’Parasız aşk, dedi ve ekledi, tabansız ama, pırıl pırıl bir çizmeye benzer’’ dedi. Kumsaldaki Almana sorduk, ’’Aşk, haftada beş mark’la geçinemez!’’ dedi. Alman değil mi? Paracı millet. Dini, imanı para da para.! İşleri paraya vurup, terazide öyle tartıyorlar…


Sahi, gürültüleri ölçen alet oluyor da, ‘’Aşkın’’ desiselini ölçen alet niye yok? Olsaydı ne mi olurdu? Kıyametler kopardı. Dünyanın dingili yamulurdu. Düşünün bir kere. Libidonuz fazlalık göteriyor, taşmış, yerlere akmış. On tarakta yirmiden fazla bez dokuyorsunuz. Bunların her biri, yeni bir sevgili tarafından bilinirse, işin tadı kaçmaz da ne olur? Değil mi?


Bir sandalın küreğine yazılmış, orada okumuştum. ‘’Sabuncu’’ Rıza yazmışmış: ‘’Aşkın eğer bir sabun ise, köpürt beni pakize’’ diyor.İyi mi?


Ört ki, ölem…


RESİMALTI:
Marmarisin, Lidya ve Şükran sahillerinde türlü çeşitli aşklara şahit olduk.

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..