​ Martavalın oltalısı! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Martavalın oltalısı!

Martavalın oltalısı!
 

Babam beni uyarmıştı aslında!

“Oğlum sen bu gidişle Türkiyeyle Irakın arasını açacaksın! Yapma böyle!”

“Saddam da kim oluyor baba? Benim Özal gibi başbakanım olduğu müddetçe kılıma bile dokunamazlar! Gider tutarım! O kadar!”

Diclenin ilk Türk balıkçısıydım. İlk izin dönüşümde büyük bir yayın oltası ve yüz metre misina götürmüştüm Irak’a. Kontrolde ötmüştü çantam!

“Ne var çantanda aç bakayım?”

“Memur bey, birkaç kitap ve yayın oltası!”

“Bakayım!”

Attila İlhan’ın iki kitabını almıştım. “Haco Hanım vay” ve “Fena Halde Leman”

“Yasak yayın değil değil mi bunlar!”

“Abi buradaki kitapçıdan aldım!”

“Oltayı göreyim!”

İşaret parmağını C yap, aynı onun kadar bir olta!

“Bu ne lan?”

“Yayın oltası Abi!”

“Bununla balık tutulur mu ulan! Uçağı kaçırmayasın!”

“Nereye kaçırayım Abi? Babam Bağdat havaalanında bekliyor! Geç kalırsam kızar!”

“Pilota teslim edelim oltayı sen ondan alırsın!”

“Pilotu tanımıyorum Abi! Vermez bakarsın!”

Aynı şeyler Bağdat havaalanında da oldu. Iraklı gümrükçü vermiyordu oltayı.

“Bu ne böyle? “ Demiş THY görevlisine!

Ermeni görevli bana baktı.

“Ne diyeyim?”

“Olta de ! İnanmasa Jeneratör yayı dersin!”

“Misinaları da keman yayı dedim zaten!”

“Sağ ol Abi!”

Çıkışta babam karşılamıştı beni.

“Bir türlü çıkamadın gümrükten!”

“Oltayı zor kurtardım baba!”

“Oğlum yapma etme diyorum sana gene! Bela çıkaracaksın aramızda!”

“Ne dedim sana daha önce baba?”

Her akşam Diclenin üzerindeki köprünün dubasından olta atıyordum! On dakika geçmiyordu ki kocaman bir yayın takılıyordu oltaya! Ben diyeyim yirmi siz deyin elli kilo!

Her akşam böyle! Kamyonet gönderiyordu babam şantiyeden!

Dikkatimi birşey çekti bir akşam! Sanki sular azalıyordu. Duba aşağı düştükçe halatları gerginleşiyordu! Babama açtım mevzuyu.

“Baba Diclenin suları azalıyor gördüğüm kadarıyla! Sulama mevsimi başladı galiba! Dubanın halatları gerildi iyice!”

” Halatları geren sensin oğlum! Yarın da Türkiyeyle Irakın arası gerilir sayende!”

“Baba sen de herşeyde beni suçluyorsun! Benim ne alakam var bu işle?”

“Her tuttuğun yayının hacmi kadar Dicle aşağı iniyor! Duba halatları da geriliyor bu yüzden!

“Ne diyorsun baba!”

“Evet! Başlayacak Saddam, Türkiye suyumuzu kesiyor. Suyun seviyesi azaldı namelerine!”

Panikledim tabi! O kadar içeride paramız var. Birden işler bozulur bakarsın, paramızı kimden alırız! Gece hep bunu düşündüm!

Buldum çözümü!

Telefon ettim anneme!

“Anne gelenlerle bir çuval balon gönder! Burada Saddamın doğum günü kutlanacak da balon uçuracağız!”

Biliyorum soracak; neye lazım. Çocuk musun filan diye!

Balonları şişirip şişirip suya atıyordum! İlk denememde batmamıştı balon! İçine taş koyup öyle şişirmeye başladım .

Batmaya başlamıştı balonlar şükürler olsun!

Beş tane yayın mı tutacağım, beş balon şişirip suya atıyordum!

Dubalar yükselmeye , halatlar da gevşemeye başladı!

Saddamdan da "Suyumuzu kesiyorsunuz" diye bir şikayet gelmedi!

Not: Kaç zamandır yazılarını okumadığımız Nilgün Akad hanımefendiyi sobeliyorum!

 
Toplam blog
: 1640
: 466
Kayıt tarihi
: 27.01.07
 
 

Doğum tarihim değişmedi ama çok şey değişti bu güne kadar. En başta, dede oluyorum! Evet; şaşırdı..