​ Martıların telaşı / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Martıların telaşı

Martıların telaşı
 

"Duydunuz zilin sesini ve yarışma başladı." Duyduk duymasına ama kolay mı sanıyorsunuz her sabah üstüste yarışmayı. O sıcacık yataktan kalkmayı. En iyisi beş dakika daha ertelemeli cep telefonunun alarmını. Bir beş bir beş daha. Geçti yarım saat, kaçacak yer, yatacak zaman kalmadı. Hadi sıçra yataktan, git tuvalete, aynaya bakmayı unutma! Hah tamam o ablak suratın duruyor yine yerli yerinde. Hadi hadi acele et, giy o sürekli giymekten sıkıldığın takımını ve çık dışarıya. Durağa yetişmen lazım bir an önce, çok az kaldı vapur saatine.

Oh be, ucu ucuna yetiştim tıka basa gelen otobüse. Şimdi kendimi içeriye bir atabildim mi tamamdır. "Pardon beyler ilerleyebilirmisiniz biraz, arkada bir sürü boş yer var". Merdivenin ikinci basamağında, şöförün dikiz aynasını rahatça görebileceği mesafede aldım yerimi. Anlaşılan bugün şanslı günündeyim!

Sabahları ağzına kadar dolu gelen otobüsler hayatın küçük bir yansımasıdır bana göre. Bir kere bindiğinde, başlar hemen mücadele. Sürekli ilerlemen lazımdır. Durmak gibi bir lüksün yoktur. Yeni binenlere yol açmak lazım. Sırası geldiğinde inenlerin yerlerine geçmek lazım. İnenlerle binenler arasında dar ve kalabalık bir koridorda ayakta kalabilme çabasıdır galiba yaşamak.

Dura kalka geldin işte iskele durağına. Yanından düşmana hücum eden askerler gibi koşarak geçmektedir vapura yetişmek isteyenler, sende ise garip bir şekilde acele ettiğinin anlaşılmaması için işi yavaştan alma isteği. Neyse bindin ya vapura, başka şeylerin yok önemi . Geç bakayım doğruca her zamanki yerine. Hımm bakalım herkes gelmiş mi? Liseli mahsun ve durgun bakışlı öğrenci çocuk burada, sürekli müzik dinleyen sarışın üniversite öğrencisi havalı kız burada, her zamanki sıcaklıklarıyla birbirlerinin ellerini tutan karı-koca burada, o yaşta evini geçindirmek zorunda kalmanın vermiş olduğu güçlü ve mağrur tavırla başörtülü yaşlı teyze de yerinde. Tamamdır kaptan , başlayabiliriz yolculuğa.

Fakat yeni biri var bugün karşımda. Bir kız öğrenci, önünde test kitabı birşeyler çözmekte. Gözümü kaydırıp bakıyorum konusuna; üçgenler. O toplarken bir üçgenin iç acılarını, ben de aynı zamanda topluyorum ruhumun iç acılarını. Zaten ben yetenekliyimdir ruhumda toplamakta acıları.Bıkmadan usanmadan dünyanın her çeşit acısını, bir kolleksiyoncu gibi biriktirmişim bu güne kadar. Devasa bir eşkenar üçgen olmuş benliğim; iç acıları toplamı yalnızlık ve nerden bakarsan bak, hep aynı uzunluk.

Kız kitabını topluyor, ben kendimi topluyorum. Vapur hafif bir sallantıyla iskeleye yanaşıyor. Yüreğim o an vapurun yanı başında süzülen martıların yüreğine yanaşıyor. Zaten benim yüreğim her daim sabah saatllerindeki martıların telaşına eş. Kocaman denizde bir lokma ekmek kapmak için mücadelede kardeş.

Evet, benim yüreğim her daim martıların telaşına eş...

 
Toplam blog
: 32
: 1264
Kayıt tarihi
: 31.07.06
 
 

1979 yılında doğmuşum, kuzey yarım kürede Doğu Karadeniz denilen bölgede merhaba demişim dünyaya...