​ Marul kemiren çocuklar / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Marul kemiren çocuklar

Gaziantep Nizip… İki kardeş kafa kafaya vermiş düşünür. Amele kahvesinde birilerinden duymuşlardır Kayseri’de gündelik işçilere ihtiyaç vardır. 5 lira, 10 lira sıkı çalışırsan, patronunda cebinde akrep yoksa kimi zaman 20 lira. 20 lira… İki kişi 40 lira. Kafalarını kaşıyıp bir kez daha, bir kez daha düşünürler. Kalplerinde buruk bir sevinç. İş var dendi iyi güzelde, karıları, bebeleri ne olacak? Biri diğerinin endişesini bastırmak istercesine sırtını sıvazlar. "Düşünme fazla” der. ”Ne kaybederiz ki? Burada da açız. En kötüsünden toparlanır geri geliriz. Anca beraber, kanca beraber.”

Sabahı zor ederler. İlk ışıkları ile önce hanımlara ardından çocuklara haber verilir. ”Kayseri’ye gidiyoruz. Hep beraber. İş varmış orada.” Beş yaşındaki oğlan sarılır babasının paçasına “Kamyon alacan di mi ?” Kız boş durur mu, “Ya bebek, bebek alacan di mi?” Baba yutkunamaz. Kalır, düğümlenir boğazında sözcükler. Bilmiyorum diyemez. Para kazanabilir miyim diyemez. İş var dedi bir kere. İş olmalı der. Burnuna eski zamanları hatırlatan bir kokunun hayali salınır. Ocakta kaynayan tarhana çorbasının kokusu… İlk yevmiye ile bir çorba kaynatmalı diye düşünür. Taze ekmeği bana bana yeriz.

Gaziantep Nizip’ten Kayseri’ye giden bir otobüse borç parayla binilir. İki kardeş aile çoluk çocuk inerler Kayseri’ye… Çocuklar yolda uyurken bebekler, arabalar görür rüyalarında. Her sabah işe giden babaları ve her akşam kurulan sofralarda yenen taze ekmekler vardır çocuk rüyalarında. Uyku sersemi indiklerinde zor yürürler Kayseri sokaklarında. İki gün sokakta kalırlar. Kayseri’nin arka sokaklarının arkasında terk edilmiş bir ev bulunur. İki kardeş aile yerleşir eve.

Ama açlık bırakmaz yakalarını. Babalar her sabah gündelik işçi olabilmek için sokaklarını arşınlarken. Anneler ve çocuklar, çöp tenekelerini karıştırma işine girerler. Biri yarım kalmış gofrete sevinir. Bir diğeri bu duruma bozulur. Pet şişeler ve teneke kutular hepsini mutlu eder.

Açlık kol gezerken evlerinin üstünde çocuk ya bunlar hep beraber bir başlarına çıkarlar çöpten yiyecek avına. Çöp tenekesinin yanında ki yığını uzaktan fark eder biri, koşar. Diğerleri peşi sıra ve fakat çıplak ayak koşarlar. Çöpte bir yığın marul. Atılmış marullar. Ayıklanırken beğenilmeyen, yenilmeyecek durumda olan marullar. Küçüklerin en küçüğü çırpar ellerini “yaşasın, anneme de götürelim”

Hikayenin gerisini hepimiz biliyoruz zaten. Bir anda sersem serserinin biri dalar çocukların arasına. Dört kardeş hemen orada. Amca çocukları ertesi gün hastanede ölür. Hastanede ölen çocuğun, ölüm döşeği ilk yattığı yumuşak yataktır…

Bu ülkenin tek gerçeği işte budur. Bizim insanımız açtır. Daha önemlisi çocukları da açtır. O çocuklar çöplükten atık marul yapraklarını yiyecek kadar açtır. Ve rahmetli babamın dediği gibi “ Çöp karıştıran insanlar biz şehirlilerin ortak ayıbıdır”

 
Toplam blog
: 8
: 567
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

1995 yılında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdim. 10 yıl boyunca İzmir'de aktif olarak g..