- Kategori
- İlişkiler
Maskeli yüzler

Maskeli Yüzler
Elleri düşerken ellerimden, gözlerini gözlerime dikip şöyle demişti:
“Sakın hüzün verme sevgili. Sakın acı verme, yapma.
Sakın kırılmasın içimizdeki bu sevgi büyüsü. Adın Hüzün Olmasın.”
Neden acaba insanların bu iki yüzlü oluşu?
Neden insanlar olduğu gibi olamıyor?
Bu hayatın sanırım bir çok şeyi eksik ve yarım.
Hayatın bu yarım ve kötü yanlarını yine bizler ortaya çıkarmıyor muyuz?
İşler bir ters gitmeye görsün peş peşe gelir olumsuz ve kötü olaylar.
İnsanı bunaltıp yıpratan buhranların ardı arkası kesilmez uzun bir süre.
Toplum olarak bunu iyi bildiğimizden midir nedir, hepimiz sanki acılar kaderimizmiş gibi, mutsuz anlarımızı bir yük gibi sırtımızda taşırız.
Bir türlü kötü yaşam koşullarından kurtulup dört dörtlük güzel bir hayata eremediğimiz içinde düşünce ve duygularımızı paylaşmaktan çekinip, tek başına acılarımızla başbaşa kalır, çaresiz anlarımızda kendimizce acıların içinden umudun yolculuklarına giden yolları ararız.
Ne dersiniz, neden hep kötüdür insanın yaşamı?
Neden hep bencil ve kötü insanlar da vardır?
Neden kıskançtırlar?
Yoksa yalan olduğumuz için mi?
İçimiz ve dışımızın bir olmadığı için mi?
Ne dersiniz?
Ne zaman biter sıkıntı ve dertlerimiz?
Adam olmak için daha kaç fırın ekmek yememiz gerekiyor, belli değil.
Ama umut var, olmalı da....
İnsanlar her gün biraz daha gelişip değişecekler elbet...
Bir sabah güneşin doğuşunu gördüklerinde yada batan güneşin kızıllığında o güne kadar görmedikleri bir pırıltının varlığına varıp, bunca geçen zamanda bunu neden fark etmediklerini, edemediklerini düşünüp, koşar adım koşacaklardır her gün o pırıltıya.
Yada bir bahar yağmurunda sırılsıklam ıslandıklarında anlayacaklar hayatın paha biçilemeyecek kadar güzel olduğunu...
Kırmızı güller toplamak isteyeceklerdir her gün gül bahçelerinden kuçak dolusu...
Sarhoş olana kadar içki içecekler ama o kafayla araç kullanmayacak kadar bilinçli olacaklar elbet bir gün...
Kimbilir...
Bunun için önce insanın kendisini tanıması gerek.
Ve insanları sevmesi gerek.
En çok kiminle mutlu olabiliyorsa, kendisine mutluluk verenlerin kıymetini de bilmesi gerek.
En çok kimlerle gülebiliyorsa, en çok kimlerle sohbetin tadına varabiliyorsa o dostlarını devamlı aramalı.
Hiç bir işi olmasa bile, sadece bir merhaba demek için, sadece sesini duymak için telefon açmalı, bunu hep yapmalı.
Kısada olsa, zamanları olmasa bile sık sık bir araya gelmeli...
Ancak böyle yapabilirsek bir anlam katabiliriz hayatımıza.
Çünkü bizi tamamlayan dostlarımızdan başka kimlerle güzelleşir ki dünya?
İnsan yaşamı sevmeli...
Yaşadığının anlamını vermeli, verebilmeli....
Ve tüm insanların genel anlamda iyi olduklarını, her insanın mutlaka o güne kadar görmediği bir iyi yanının var olduğunu, olabileceğini kabul etmesi gerek...
Ve en önemlisi de insanların değişiminin çok zor, hatta oturmuş bir şeyin değişmesinin imkansıza yakın olduğunu kabul etmesi gerek.
Bu yüzden önce kendini değiştirmeyi düşünmek....
Biraz olsun kendi kendine dost olması gerek.
Neyi istediğini, neden istediğini, hayatının anlamının ne olduğunu bilmesi gerek.
İçinde bulunduğu ortamda ne olmak istediğini, ne olduğunu bilmesi gerek.
Kendisinin olacağı, sadece kendisinin yaratabildiği bir başarısı mesela..
Bir şiir, bir tablo gibi..
Birde candan bir dost bulması gerek.
Her şeyini paylaşabileceği, canım diyebileceği bir dost..
Bilmeliki yarın sabah olduğunda onu arayacak birileri var bu şehirde, bir sevdiği var...
Belki de o zaman kalabalık alanlardaki yalnızlığımız biraz olsun azalır değil mi...
Kimbilir....
Ama gelecek güzel yaşamlar için bir şeyler yapmak gerek, geç bile kalındı...
İnsanın vicdanı ile akıl barışık olması gerek.
Yoksa daha yüzyıllar böyle devam edecektir kırık yaşamlar.
Ve bitmeyecektir ağacın baltaya sitem etmesi.
Çünkü sapı kendindendir...
(.2004)
Yazar: Mustafa Çifci- www.mustafacifci.com
Not: Bu eser Mustafa Çifci’nin kitabından alınmıştır. Telif hakkı yazarına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında her hakkı saklıdır. Yazarın yazılı izni alınmadan kopya edilmesi, çoğaltılması, dağıtılması, özet olarak belli bir bölümün başka yerlerde yayınlanması yasaktır.