- Kategori
- Psikoloji
Maskesiz yaşamak güzeldir

İç yüzümüzü kimseye göstermeyiz.
Zordur iç dünyamıza girmek.
Çünkü maskelerle yaşarız hayatı.
Bu şekilde sürükleniriz gideriz acımasızca akıp giden zamanın içinde.
Mutsuz olsak da, böyle yaşamaktan mutlu olduğumuzu söyleriz.
Kimse içimize giremez çünkü.
İnternette chat yaparken, derdimizi tanımadığımız birilerine söylesek de, tanıdıklarımıza söylemeyiz.
Kimseyi sokmayız, iç dünyamıza.
Duygusal yanımızı kimse bilemez.
Rahatsız oluruz sorulardan ve “Orası benim özelim”deriz. Oysa meraklı sorgucu, sıradan değilde gerçek arkadaşımız olsa, ona maskeyi kaldırabiliriz. Önce anlamalıyız, onun sıradan mı, gerçek arkadaşımız mı olduğunu. Ancak o zaman duygusal sevinçlerimizi, acılarımızı paylaşırız. Paylaştıkça sırtımızdaki yük azalır ve bundan haz da duyarız. Sıradan arkadaşlara ise yalan söyleriz, kandırırız onları. Biraz da kendimizi kandırırız. Oysa güzeldir doğal olarak, gönlünce, maskesiz yaşamak. Tadını anlayabildikten sonra, maskesiz yaşamayı severiz.
Hayatta unuttuğumuz bir şeyler de var.
Mesela ufak mutlulukları göz ardı eder, önemsemeyiz.
Fakat biliriz ki, küçük derelerdir, büyük nehirleri oluşturan.
Küçük dereler küçük mutluluklardır. Onlar olmadan büyük mutluluk olmaz.
Biz ise büyük nehirleri ararken, üzerinden geçtiğimiz, elimize fırsat olarak gelen küçük dereleri görmeyiz. Görsek bile önemsemeyiz. Çok şey kaybederiz, ama bunu da ne yazık ki çok geç anlarız. Bence mutluluğun anahtarı, hem sıradan, hem gerçek arkadaşlara karşı maskesiz yaşamaktan geçer.