- Kategori
- Tiyatro
Masumiyet ve canavarlık

Hayat bazen öyle dolambaçlar açar ki insana, ne siz kendinizi kurtarabilir ne de bir başkası. Sessiz kaldıkça, herşeyi sineye çektikçe üstünüze gelirler. Siz ses çıkarmadıkça tepenizde tepinen de, üzerinizde kabadayılık oyunu oynayan da çok olur. Dürüstlüğün itibar görmediği, masumluğun hor görüldüğü bir ülkedir burası. Hırsızlar, canavarlar saygı görür burada.
İşte Aziz Nesin'in 1963 yılında yazdığı ''Toros Canavarı'' isimli oyun böylesi bir durumu anlatıyor. Oyunu yeni yerinde perdelerini açan Levent Kırca & Oya Başar Tiyatrosu'nda izledim. 2 perdelik komedi de anlatılan olay kendi halinde, etliye sütlüye karışmayan birisi olan Nuri Pakyürek'in kendilerini rahatsız eden komşularını şikayet etmek için karakola gitmesi ve bu esnada dönemin azılı suçlusu olan ''Toros Canavarı''yla karıştırılmasından sonra yaşananları konu alıyor.
Oyunda ev sahibi tarafından türlü dalaverelerle evinden çıkarılmaya çalışan bir adamın bir suçlu olduğu duyulunca birden değer görmesi, önemli birisi gibi algılanması mizahi bir dille anlatılıyor.
Levent Kırca'nın bol doğaçlama kullandığı oyunda ona bir kez daha hayran olmamak elde değildi.
İlerleyen yaşına rağmen hala ayakta ve sahnede bir göz hareketiyle bile seyircileri güldürebilecek kadar da dinç. Gerek jestleri, gerek mimikleriyle oyuna renk katan bir hali vardı.
***
Oyunun yazılmasının üzerinden 40 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen yaşananların aynı kalması da trajik bir olgu. Kişisel olarak ben de böylesi bir düşünce yerleştirdi. Hala suçlularını öven, hala onları baş tacı eden hatta oy verip Meclis'e yerleştiren ve ceza almalarını engelleyen bir ülkedeyiz. Dün böyleydi, bugün de böyle.. Ve görünen o ki yarın da böyle olmaya devam edecek..
***
İzlemeyenlere mutlaka tavsiye edebileceğim bir oyun Toros Canavarı. Ailecek keyifli bir haftasonu geçirmek isteyen herkese...
Özgün Kaplama