- Kategori
- Felsefe
Matematik Felsefesi
Matematik'in nesneleri nerededir? Yani sayı dediğimiz şeylerin ontolojik statüleri nedir? "2" dediğimiz şey reel olarak var mıdır? Bu sorular bize ortaçağın tümeller tartışmasını hatırlatır. Platon'un dediği gibi ideelerin gerçekten var olduklarını kabul ederseniz realizm ortaya çıkar. Hayır, Ochamlı William'ın dediği gibi yalnızca sesler olduklarını söylerseniz nominalizm'i kabul etmiş olursunuz.
Ya sayılar? Onlar dış dünyanın nesnelerinden gelen soyut kavramlardır demek yanlış olmaz. Bu bakımdan ne reel olduklarını ne de sadece sesler olduklarını söylemek yetmediği anda bir orta yol bulunabilir. Kavramcılık da tümeller tartışmasındaki orta yol çözümlerden biridir ve bize tümellerin zihinde var olarak kabul edilebileceklerini önerir.
Peki "2x2=4"ün doğru olması bize sayılar hakkında ne kanıtlar? Sayıların arasındaki bir tür ilişkiyi kanıtlar ama asla sayıların ontolojik statüsü hakkında hiç birşeyi kanıtlamaz. Bu bakımdan matematiğin nesneleri tamamen metafiziktir. Metafizik olması bakımından matematik reel dünya hakkında bilgi vermez. Dahası bu nedenle bir bilim değildir. Fakat bilimlerin nicelikleri ölçen alanlarında matematik bulunur. Matematiği kullanan tüm bilimler bu anlamda metafizik kavramlar olan sayıları kullanmış olurlar. Bilimin kendisi ne kadar fizik olsa da matematiği kullanmaya başladığında metafizik içermeye başlar. Örneğin fizik bilimi günümüzde neredeyse tamamen matematik yüklüdür. En basiti kütle çekim yasası sayısal bir sabit içerir ve kütleden enerjiye kadar her türden varlık boyutu ölçü birimleri ile ifade edilebilir. Fakat bilimdeki sayısal ilişkilerin doğrulukları metafiziği fizik alana yükseltmeye yetmez. Çünkü sayılar karşımızda algıladığımız dünyanın nesnelerini matematiksel olarak ölçmeye izin verse de kendileri soyut olarak kalmaya mahkumdur. Diğer bir deyişle iki tane elma iki sayısını var kılmaz. Bunun bir sonucu olarak bilim matematik olarak metafiziği içerebilir fakat metafiziği bilim statüsüne yükseltmez.