- Kategori
- Siyaset
Mayın tarlası!

İsrail'in arz-ı mevud haritası..
Suriye sınırımızdaki mayınlı arazinin temizlenmesi ve akabinde organik tarıma açılması, hükumetle muhalefeti yine karşı karşıya getirdi.
İki yüz bin metre karelik bu bakir arazinin temizlenmesi, hem Türkiye'nin son yıllarda geliştirdiği "komşularla sıfır sorun" politikasına uygun düşüyor, hem de kazanılacak olan arazinin tarımsal değeri göz kamaştırıyor.
Ne var ki, 1950'lerde döşenen mayınların bugün nasıl ve kim tarafından temizleneceği tartışma konusu oluyor.
Türkiye kendi mayınını kendi temizleyemiyor. Bu durumda da işin dışardan bir güce ihalesi söz konusu.
Benzeri tüm ince işlerde olduğu gibi, mayın temizleme işinde de İsrail ön plana çıkıyor. İsrail, mayınları temizlemekle kalmayacak, aynı zamanda 49 yıl bu araziyi organik tarım alanı olarak kullanacak.
Muhalefetin tepkisi de burada ortaya çıkıyor. Böylesine geniş bir arazinin İsrail gibi gizli emelleri olan bir ülkeye kiralanmasının "tehlike"si dile getiriliyor.
Başbakan'ın bu uyarıya cevabı, tepkilerin "faşizan" olduğu yönünde idi. "Farklı kimlikteki insanları ülkeden kovmakla ne kazandık" diye soruyor Başbakan Erdoğan..
İttihat ve Terakki ile başlayıp Tek Parti uygulamarıyla süren "arındırılmış ülke" saplantısı bu ülkeye pahalıya mal olmuştur, buna hiç şüphe yok. Sadece siyasi anlamda Türkiye'yi uluslararası sorunlarla boğuşmak zorunda bırakmak değil, aynı zamanda ülkeye her anlamda katkı sağlayan "zenaatkar" gücün kayıbı da söz konusu olmuştur adam kovmalardan dolayı..
Mayın temizleme işini İsrail alınca da, "orada İzak değil, Ahmet çalışacak" diyor, Sayın Başbakan.. İşin doğrusu da budur belki; ama Muhalefet'in tepkisini de anlamaya çalışmak lazım.
Bizde muhalefetin baş görevi, nedenine ve sonucuna bakmazsızın İktidarın her işininin önüne engel çıkarmaktır. Asla, "bu icraat güzel bir icraat destekliyoruz" gibi bir söz Muhalefetin ağzından çıkmaz. İktidarlar da bunu bildikleri için, Muhalefete kulak asmaz; bildikleri yolda ilerlemeye çalışırlar.
Ancak, söz konusu İsrail olunca, Başbakan'ın Muhalefet'e kulak vermesinde fayda var. İsrail'in asla vaz geçmediği bir "arz-ı mevud" takıntısı vardır, malum. Bu "vaad edilmiş topraklar" içerisinde bugünki "mayınlı arazi" de bulunmaktadır.
Elbette, Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendini tehlikeye atacak anlaşmalar yapmaz; dahası kendi topraklarını koruyacak güce sahiptir. Ama yine de, bir vatandaş olarak içimiz rahat değil..
Büyük ihtimalle bir paranoya hali bizimkisi.. Ancak, İsrail'in Filistin ve aslında tüm bölgedeki politikalarına bakınca "paranoyak" olmamak mümkün mü?
Yaptığı hiç bir anlaşmaya uymayan; Birleşmiş Milletler'in kararlarını tınlamayan bir İsrail'e karşı ne kadar güven duyabilirsiniz?
Hükumet "mayınlı araziyi" temizleyim derken, daha tehlikeli bir "mayın tarlası" haline getirmez, umarım..