Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Mayıs'ın söylettikleri...

Mayıs'ın söylettikleri...
 

F. Habermacher


Herkes konuşuyor, gülüyor, bazen gidiyor, oturuyor, geliyordu… Mayıs’ ın son günüydü. Güneş rüzgarla birlikte seslere, sözlere eşlik ediyor, ilk defa dalgalı fön yaptırdığım saçlarımı dağıtıyordu. Aslında bir tereddüt vardı içimde, “acaba saçlarım güzel olur mu?” diye düşündüm. Biraz yaşımı büyük göstermişti ama yakışmıştı da. Beni duyan da 18’ im de zannedecek, eee 30’ a ne kaldı ki şunun şurasında. Ben büyümüştüm zaten çoktan, bunu hissedeli çok olmuştu, bir ince sızı hissetim büyüdüğümü anlayınca, bir kopuş içimden uzaklara… Anladım ki çocuk yüzüm ve duruşum uzaklara gidiyor ve giderken de bana el sallıyor, mahzun, ağlamaklı… “Güle güle küçük kız” dedim, “Güle güle bukleli saçlı, kırmızı elbiseli kız, yine gel arada bir uğra bana, bana benim hüznümü, çocuk yüzümü getir, şimdi git, çok uzatma ayrılık anını, hemen git…”

Bir Mayıs günü, huzur ve “ben” benimle, etrafımda bana tanıdık, benim gibi yüzlerle birlikte… Seni gördüm ama sen orada değildin sanki. Elindeki parçalarla tamamlamaya çalışıyordun bize verdikleri zeka oyununu. Çok uğraştın, bir çıkardın, bir taktın, bir sıraya koydun, bir vazgeçtin… Ne fotoğraflarda yer aldın, ne gülen yüzlere eşlik ettin. Bu kadar uzaklaştıran neydi seni bulunduğun ortamdan? Ben anlayamadım. Tamamladın mı o zeka oyununu onu da bilemedim. Hep bir şeyleri tamamlamakla geçiveriyor zamanlarımız, bize kalan tamamlanmışlıklarla birlikte, geçici bir mutluluk, bir çoşku kısa süren hepsi bu kadar… Konuşsaydık seninle anlatır mıydın bana, yoksa bana anlatmak istemez miydin, bazen tek bir söz anlatır her şeyi, bazen de onca söz kalabalığının içinde tek anlamlı söz bulamazsın…

Neyin anlamlı, neyin anlamsız olduğu anlar önemsizleşir bazen, sadece paylaşmak ister insan, umrunda olmadan anlamı anlattıklarının.

Hep bir çekingenlik olur bende ilk gördüğüm insanlara karşı. İşte bu da benim eksiğim olabilir, tamamlamaya çalıştıklarım arasında. Eksikliklerimizle güzel olmayı bilmeliyiz. Ben söz bulamam konuşmak için, sen bir söz bulabilir misin bana? Sadece konuşmak için, öylesine… Tamamlar mısın benim eksiğimi, senin eksikliklerinle…

Çocuk olsak diyorum seninle, ne dersin ? Koskocaman dünyanın bahçesinde dönüp dolaşıp aynı yere gelsek yine. Merdivenlerde otursak. Saçlarımı örüp, tepeden toplasam. Parça parça olanları birleştirsek hava kararmadan, ellerimizi kirletsek tozlarla, topraklarla uğraşırken… Anneannem kızsa bana yemeğimi bitirmeden koştum yine sokağa diye.

Çocukluğumu paylaşır mısın benimle ? Aslında benim olan ama çok uzaklarda kalmış olan çocukluğumu…

Bir Mayıs günü çocukluğumla, 26 yaşım arasındayım… Kopmak isterken onu özlüyorum, kimbilir bazen de sebepsiz içimde can buluyor o…

Kulaklarımda yine o sözler yankılanıyor… En sevdiğim şarkı, çocukluğumdan beri…

İncindim, incitildim derinden…

Terkettim kendimi…

Tesadüfen karşılaştım içimde kendimle yeniden…

Bir minicik kız çocuğu bak duruyor orada hala.

Anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa.

Artık beni asla yaralayamaz hayat eğer istemezsem.

Yıllar beni kolay yakalayamaz ben durup beklemezsem.

Siz yine de incelikli davranın, benim kadar değilse de.

Ben bu yüzden, incelikler yüzünden.

Belki daha çok üzüldüm…

 
Toplam blog
: 69
: 720
Kayıt tarihi
: 17.10.06
 
 

Ben 1982 İstanbul doğumluyum. Selçuk Üniversitesi Süt ve Ürünleri ve Anadolu üniversitesi Çalışma Ek..