Mazzogıorno öğlen güneşinin ülkesi Napoli ve bahtsız Pompei / Dünya Şehirleri / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '10

 
Kategori
Dünya Şehirleri
 

Mazzogıorno öğlen güneşinin ülkesi Napoli ve bahtsız Pompei

Mazzogıorno öğlen güneşinin ülkesi Napoli ve bahtsız Pompei
 

Bir süredir limanlardan uzak kalmıştım. Bu sefer rotam beni çizmenin Tren Denizine bakan en güzel şehrine, Yunanlıların antik çağlarda kurduğu, İtalya’ nın en önemli antik kalıntıların olduğu ve Büyük Campania’ nın başkenti, Mazzogiorno yani öğlen güneşinin ülkesi Napoli’ ye getirdi.

Tarihte Napoli, Roma imparatorluğunun en gözde liman kenti oldu. Asırlarca İspanya ve Fransa gibi istilacı ülkelerin göz dikmesine rağmen şehrin dört bir yanını saran kale surları, şehri bu istilacılardan hep korudu. Pompeii ve Herculancum gibi zamanının en önemli şehirlerini yerle bir eden Vezüv’ün, Napoli’yi eteğinde özenle muhafaza etmesi Napoli halkı için hala gurur kaynağı olmakta. Napoli’ nin limanının açıklarında Capri, Procida gibi güzel ve turizm için çok önemli adalar bulunur.

Günümüzde İtalyanların bile farklı duygular beslediği bu güzel kente turistler çok az gelirdi. Suç oranının yüksek olmasına alışkın olan halk kendi halinde yaşamlarını sürdürürken İtalya’nın geneli Napoli’ye ve Napolililere pek sıcak bakmazlar. İtalya’yı bilenler bilir, kuzey ve güney ayrımı vardır. Ama Napoli için şu söylenir. "kuzeyliler güneylileri sevmez, güneyliler kuzeylileri sevmez ama bütün İtalyanlar Napoli'yi sevmez."

Napoli balkonlarında hep yıkanmış kurumayı bekleyen çamaşırlar görürsünüz. Apartmanlar arasında gerilmiş makaralı ipler adeta üzerinize üzerinize gelir. Sanki şehir hep birlikte çamaşır yıkamıştır. Bir enteresan durumda arabaların istisnasız çarpık yada bir tarafının paslı olmasıdır. Kaldığım günler boyunca sokaklarda gezinirken bir sağlam kaportalı bir araba görürmüyüm diye bakındım durdum.

Çöplerin bir grev neticesiyle toplanamadığı bu güzel şehirde sadece İtalyanların değil beklide dünyanın en güzel Pizzasını yeme şansınız vardır. Napolililer Pizzayı dometesli ve peynirli ve kalın hamurlu yapıyorlar.

Roma İmparatorluğu' nda şehirler projelendirilirken ilk yapılan suyolları olurmuş, bu bir bakıma imparatorun gücünü göstermekteymiş. Buna o kadar önem verilirmiş ki başkent Roma'dan diğer tüm şehirlere bu iş için mühendis atanırmış. Bu bölgenin suyolu olan Aqua Augusta Neapolis, körfezdeki tüm kıyı şehir ve kasabalarına su sağlarmış. Günlerden bir gün su yolununda yaşanan bir problem teker teker Aqua Augusta' nın ulaştığı tüm şehirleri susuz bırakmaya başlamış. Bunun sebebini araştırmak için Roma’dan gönderilen mühendisler artık civar şehirleri uyarmak için çok geç kalmış. Suyolunun tıknanıklığı, volkanik patlamadan önce meydana gelen, uyarıcı nitelikli, düşük ve orta şiddetli yer sarsıntılarıymış. Şehir halkı bu sarsıntıları uzun süre hissetmesine rağmen anlık korkular dışında herhangi bir kaygıya kapılmamış. Patlama Vezüv Dağının güney kesiminden gerçekleşmiş, bu da o tarafta kalan Pompeii, Herculaneum, Stabiae gibi şehirleri etkilerken, kuzeydeki Nola, Acerrae gibi şehirlere herhangi bir etkisi olmamış.

Roma İmparatorluğu döneminin çizmenin en gözde şehri olan Pompeii, MÖ 79 da Vezüv Yardağının patlamasıyla yok olmuştur... Eğlenceli hayatın ve Akdenizli gemicilerin evlerine dönmeden önce son para harcayacakları hatta son bir kez kaçamak yapacakları bir yer olmakla tanınan Pompeii' de yanardağın küllerinin altında kalmıştı.


Yanardağın patlaması, kilolarca ağırlıktaki kaya parçalarını bu şehirlerin üzerine yağdırırken insanları adeta kapalı alanlara hapsetmiş. Kaçmaya çalışanlar bu ağırlıkların altında kötü şekilde yaralanmış, pek çoğu da başaramamış. Güvenli görülen evlere sığınanlar yardım gelmesini beklerken bir grup insan da limandaki yapıya sığınıp körfezin diğer ucunda, donanmanın olduğu şehir olan Misenum' dan yardım beklemiş. Tahmin edildiği gibi patlamayı gören donanma yola çıkmış, körfez boyunca ilerleyip Herculaneum yakınlarına gelmiş ama üzerlerine yağan kaya parçalarından aldığı darbelerle gemiler teker teker batmaya başlamış. İnsanlar çaresizlik içinde beklerken patlama sırasında ortaya çıkan yüksek ısı ve gazdan oluşan hava akıntısı hızla iki kente yayılmaya başlamış. Sıcaklık o derece yüksekmiş ki önüne çıkan insanları anında eritip üzerlerini tüfle kapatmış. her iki şehirden toplamda bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar insan sağ kalabilmiş.

Aslında şehrin lavlar değilde küllerin altında kalmış olması yüzyıllardır kazılmasına rağmen şehrin büyük bir bölümü hala yer altından çıkarılmasına engel olamamış. Erken dönemlerde şehirde kazı yapılırken ölen insanların kalıpları bulunmuş, tamamı o akıntı geldiği sırada ne yapıyorlarsa o şekilde duruyorlarmış. İnsan bedeninden oluşan bu boşluklara alçı kalıplar dökülüp insan bedenleri o anki durumlarıyla elde edilmiş. Pompeii gezerken ürpermemek hatta korkup ziyareti yarım bırakmak elde değil. Sokakta yürürken, yemek yerken, oturmuş sohbet ederken ve hatta hamamda yıkanırken ölen insanların kireç renginde olan kalıplarını geziniz boyunca görebilirsiniz. Bu arada Pompeii’ yi gezerken yerel bir rehber almayı ihmal etmeyin. Kendi başınıza gezerken birçok ayrıntıyı gözden kaçırabilirsiniz.

Pompeii’ yi gezerken çok sayıda genelev, zührevi hastalıklar hastanesi, şehir meydanında muhtelif esnafların dükkânlarını görürsünüz. O çağlarda okuma yazmanın az olması, ortak konuşulacak dilin bulunmaması sebepleriyle tabela kullanımı yerine parke taşlarına çizilen şekiller insanların aradıkları noktaya ulaşmasına yardımcı olmuş.

<ı>Gezmek flört gibi, kalıp buraları sevebilirim. Ama gitmem gerek. Yaşanacak, görülecek çok yerler var.

<ı>

<ı>Necati Ekmekçioğlu

 
Toplam blog
: 20
: 2758
Kayıt tarihi
: 09.04.10
 
 

Necati Ekmekçioğlu 1967'de Ankara' da Yenişehir'de Konur Sokakta doğdu. Şimdilerde de Ankara' da ..