- Kategori
- Blog
MB,zor zanaat...
Milliyet blogda uzun süredir yazıyorum.
Bu mecranın toplumun, ülkenin yansıması olduğunu öğreneli çok oldu.
Doğrusu yaşananlara sözümü söyleyip geçiyorum.
Nasıl?
Bilirsiniz, horoza sormuşlar; ”Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan çıkar?”
Horoz demiş ki; ” Beni ilgilendirmez, ben işime bakarım!”
Vallahi bana sorarsanız bende işime bakıyorum!
Söyleyecek sözümü söyleyip, yazacağımı yazıp, gündelik hayatın rutinine kendimi hapsediyorum.
Yanlış anlamayın, horozluğa filan özendiğim yok!
Lafın gelişi, taşı gediğine koyacağım diye eğer yanlış anlamalara yol vermişsem af ola.
Malum, memleket tımarhane!
Laf olsun diye söylemiyorum, inanın.
Yaşam, gerçeklik öyle söylüyor.
Uydurmadım!
“Cennete gideceğine şahitlik etsin “ diye nişanlısını, annesini sözde tarikat liderine sunan aymazlığın egemen olduğu bir memlekette bazen boşuna kürek çektiğimi düşünüyorum.
MB’de yazanları önemsediğime dair yazılar sayfalarda duruyor, tanık!
Bunca haksızlığın, olumsuzluğun hüküm sürdüğü memlekette yazan, düşünen üreten insanlara, dolayısıyla MB cemaatine olumlamalarla dolu mesajlarım ve yazılarım blog kategorisinde duruyor.
İyi de, olumladık diye aklımıza, ahlaka, etiğe aykırı yazılara susacak kadar kelimenin tek anlamıyla “ahmak” değiliz dostlar.
Memleket tımarhane derken MB’de giderek tımarhaneye dönüşüyor.
Etik yok sayılıyor.
Haksızlığı, usülsüzlüğü, yolsuzluğu olumlayan yazılar tavan yapıyor.
Bu kadar mı kirlendik!
Biat etmeyi anlıyorum, adam asker!
Sözde yazan, MB ahalisi bu kadar mı kopuk evrensel değerlerden.
Kendisi yetmiyor yancıları adımı vererek saldırıyor!
İtham ediyor, yaftalıyor.
Darbeciymişim…
Adam olan utanır biraz!
Okur, saldırdığı a-siyazarın yazdıklarını bakar utanır değil mi;” Hımmm sahi darbelere karşıymış bu zevat” der!
Nerede!
İşkembeden atmak enn oldu MB’de
MB’de çanak tutuyor!
Editör suya sabuna dokunmayan, hadi günahlarını almayalım “edebi” içerikli yazıları seçkilerine koyuyor, kriter; siyasi olmayacak!
Anlıyorum, zor zanaat.
Zamanın ruhuna ağababaları uyarken MB’de eğriye eğri, doğruya doğru demekte zorlaştı, anlıyorum.
İyi, güzel, huyu güzel; ” sırtına ne yüklersen götüren suskun eşek” değiliz hani.
Ben, yazıyorum, yazacacağım!
Yazmak edep ister...
Herkes haddini bilsin değil mi?