​ Med cezir! / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Med cezir!

Med cezir!
 

İçilen son çayın bardağını da masaya bırakırsın... Dolapta en sabırsız halleriyle seni bekleyen kıyafetlerine bakarsın... Teker teker göz göze gelirsin hepsiyle; hiçbirine kıyamazsın... En şefkatli tavrınla, hiçbirini kırmadan uzanırsın birine... Diğerlerine tatlı bir gülücük atarsın... Sevinirsin... Üzülürsün... Geçersin sana bakan diğer senin karşısına...Bir sağa dönersin, bir sola... Bir, Dünya'nın en yakışıklı erkeği ya da kadınısındır; bir, sevemezsin bir türlü kendini...Kendine bir elma şekeri ısmarlarsın en pratik halinle; aniden...Dönersin sağa; seversin kendini... Anlayamazsın, neyi, kimi?

Sokağın en kendinde halinde yürürsün kaldırımlarda...Karşında ve yanında, yüzlerinden hallerini anlayamadığın bir sürü insan vardır...Kendi halini anlatmak istercesine, mimiklerinle açık vermeye çalışırsın...Dudakların hareket eder halde yakalarsın kendini bazen...Gülersin kendine; açık verirsin...Ve bazen yolun daralır; inersin kaldırımdan...Sonra çıkarsın tekrar...Önüne bakarsın ve arkana sonra... Devam edersin yürümeye...Güler geçersin...

Ve bazen bir melodi gelir kulağına...Bir anda Hollywood'un en karizmatik oyuncusu kisvesine bürünürsün...Adımların değişir, düşüncelerin...Köşedeki restaurantta seni bekleyen Dünyalar güzeli hayale doğru gittiğini tasarlarsın kafanda...Ya da son model arabasıyla gelecek olan yakışıklı, güçlü, kuvvetli bir hayal seni götürecektir gitmek istediğin yere...Bazen Al Pacino olursun, bazen Brad Pitt, kimi zaman Clooney...Veya N. Portman, Angelina J. ya da Kate Winslet olmuşsundur...Veya kimi zaman da en saf tarafını oynarsın kendi oluşturduğun platformda...En farklı adımlarınla, en yaratıcı mimiklerinle yön verirsin karakterine...Ve sana eşlik eden çocukları, kedileri görürsün...Ufak bir selamla cevaplarsın onları...

Elindeki su şişesi yarıya inmiştir...Bir yudum daha içmek için yeltenirsin... Susamadığını düşünürsün; ama içersin yine de...Yorulursun; ama yürürsün... Aslında sevmediğin yerlere gidersin, bilinmez sebeplerle... Yorulursun...Oturursun bir yere... Susamışsındır...Bir yudum daha alırsın...Bir elinde kamış, bir elinde kola; ikisini bir ortak noktada buluşturursun sonra...Hiç tamamlayamadığın bir olayı gerçekleştirmek için kesin kararını verirsin...Ancak yine yapamazsın...Yarıya bile gelmeden kamışa karşı sabrını koruyamamışsındır...Ve kolayı hissedersin...

Eve götüreceğin gıdaların yanındadır...En çok istediğin şeyleri almışsındır...Geldiğin yolun karşısında, geldiğin yola bakarsın...Sabahı düşünürsün...Ve yaptıklarını... Tekrar etmek istersin onları; ama yapamazsın çoğu kez...Sonra girersin kapıdan içeri... Mutfak tüm cömertliğiyle seni bekler...Girersin içeri sen de o cömertliğe karşılık, ona her şeyini vermek için...Dolabın en manzaralı yerlerine oturtursun aldıklarını, hakettikleri şekliyle...Dolabın mutluluğunu düşünür ve en nazik tavrını takınırsın... Manzarayı keyifle izler ve kapatırsın kapağı...Ve sonra bir göz atıp mutfağa, muzip bir gülümsemeyle çekilirsin odana...Sevinirsin...Düşünürsün...Bir gelirsin, bir gidersin...

 
Toplam blog
: 27
: 2491
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Tuna kimya mühendisidir, işletme mezunudur, iş güvenliği uzmanıdır; ancak işi bunlarla alakadar o..