- Kategori
- Tarih
Medeniyetlerin İstanbul’da sakladıkları hazineler !

İSTANBUL
İki büyük cihanın kesintisi noktasında, Türk vatanının ziyneti, Türk tarihinin serveti, Türk milletinin gözbebeği İstanbul, bütün vatandaşların kalbinde yeri olan şehirdir.
Mustafa Kemal Atatürk
Dünyanın bir çok başkentini gördüm. Kaldım, gezdim, çok gezdim. Ben o zaman da aynı şeyi söyledim, yine aynı sözlerimi tekrarlarım. Özetsiz, katkısız, sadece:
İSTANBUL
Çocukluğumdan beri bilirim. Çünkü öyle derler.
“İstanbul’un taşı toprağı altın!”
Tabi ki inanmazdım. İnanmıyorum da! Fakat şöylede bir şey var. Elbette İstanbul altınlardan daha değerli bir şehir! Dünyanın göz bebeği, bulunmaz bir nimet!
Buraya kadar kabul. Yalnızca şunları ilave etmek gerek; bizler İstanbul’u sevenlerdeniz. Onun altın ya da kıymeti sınırsız olduğunu biliriz. Biliriz de birde bunun aslı varsa da! Demeden geçemeyiz. İstanbul’un tarihi hakkında ya da kuruluşu hakkında o kadar çok anlatılar var ki, yazmakla bitirmek biraz zor! Ben bilinen ve efsane olarak düşündüğümüz hepimizin bilmediklerinden söz etmek istiyorum. Doğrudur değildir onu bilemem. Ben yazanların, anlatanların yalancısıyım.
İstanbul dünyanın en eski şehirlerinden biri…
Sırasıyla yaşayanlar:
M.S. 330 – 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu,
395 – 1204 ile 1261 – 1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu,
1204 – 1261 arasında Latin İmparatorluğuve son olarak
1453 – 1922 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti…
Hilafetin Osmanlı İmparatorluğu'na geçtiği 1517'den kaldırıldığı 1924'e kadar Sünni İslam'ın da merkezi…
İstanbul bir başka tarih:
Yenikapı'daki kazılarla bulunan liman doğrultusunda 8500 yıl,
Kentsel tarihi yaklaşık 3.000,
Başkentlik tarihi 1600,
Bir de şöyle bir anlatı var ondan da söz etmeden geçmemek gerek!
Tarih ya da efsaneler der ki:
Hazreti Süleyman’ın üçüncü kuşak torunu Medyan Bin Yanko istanbul’un temelini attı. Gerçi o temel nasıl ve ne şekilde atılmışsa?
Tarih olarak da şöyle diyorlar:
2999 yıllık bir kent!
AH İSTANBUL – İSTANBUL OLALI
GÖRMEDİ BÖYLE KEDER
Sezen Aksu böyle demiş. Herkes İstanbul için neler söylemiyor ki?
Ben de diyorum ki:
Aşkın tarifi bende seninle başladı
İlk sanaydı büyük aşkım
Olmazlarım vardı sende
Seni nasıl alırdım, nasıl kollarımı sarardım
Senle olmak ne zaman nasip olurdu?
Dualarımda hep sen vardın
Bir gün mutlaka,
Bir gün muhakkak!
Ben ve sen buluşmalıydık, birlikte güzelliklere…
Aşkın tarifi bende seninle başladı
Şimde sorsalar pişmanmısın artık onunlasın
Onsuzluğa pişmanım derim herhalde!
İstanbul için neler söylenmiş neler?
"Ya ben İstanbulu fethederim, ya da İstanbul beni…"
Fatih Sultan Mehmet
"Bu şehr-i Sıtanbul ki bi-misl-ü behadır,
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır."
Nedim
"Ah İstanbul! Beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin."
Pierre Loti
"Dünyaya son kere bakacaksın deseler bu bakışı İstanbul'un Çamlıca'sından isterdim."
Lamartine
"Dünyada İstanbul kadar güzel görünüşlü başka bir kent bulunmadığını söyleyenler, gerçekten haklıymışlar."
Chateaubrıand
"İstanbul'a sahip olan bütün dünyaya hükmeder. Dünya tek bir devlet olsa idi, taht şehrinin İstanbul olması gerekirdi."
Napolyon Bonapart
"İstanbul dünyanın gerçek başkentidir. Coğrafya konumu bakımından dünyada rakibi yoktur."
Joseph Heller
“İstanbul yeryüzünün en güzel şehridir.” Anton von Prokesh
Ve süren yazılar, anlatılar, hayranlıkla kaleme alınmış cümleler.
Nedeni: sadece İstanbul demek bile yeterlidir.
DİYORLAR Kİ İstanbul’un elbette taşı toprağı altın olur, mücevher olur, hazine olur… Sadece bilinenlerden bazılarının küçük bir anlatımını aktarıyorum sizlere.
SÜLEYMANİYE CAMİİ, HARCA KARIŞAN DEĞERLİ TAŞLAR
Süleymaniye Camii'nin inşaası sırasında İran Şâhı, inşaatın hızlanması için değerli taşlar gönderir. Kanuni Sultan Süleyman, bu taşları öğüterek bu minarenin harcına karıştırır.
CEVAHİR MİNARESİ
İran Şâhı'nın sadaka verir gibi gönderdiği değerli taşları değirmende öğüterek Süleymaniye Camii'nin Cevâhir Minaresi'ne katar.
BALAT - FENER AÇIKLARI
Bizanslılar İstanbul'un işgâli sırasında gemilerle hazinelerini kaçırmaya çalışır. Fatih'in askerleri, bu gemileri Balat açıklarında batırır.
BAĞIŞLARLA YAŞIYORLARDI
Cüzzamhâne'deki hastalar sadakalarla geçinirdi.
KARACAAHMET MEZARLIĞI / CÜZZAMLILARIN ALTINLARI
Cüzzam hastalarına bağış olarak verilen altınların biriktiği hazinenin mezarlıkta olduğuna inanılıyor..
KUTSAL KÂSE İNANIŞI
Kimilerine göre Hıristiyanlıkta varlığı bile tartışılan Kutsal Kasede Çemberlitaş'ın altındaki gizli odada bulunuyor.
KLEOPATRA'NIN HAZİNESİ
Halkalı'da Kleopatra'nın süt banyosu yaptığına inanılan Roma döneminden kalma havuzun da bulunduğu bölgede hazine olduğuna inanılıyor.
ZEYTİNBURNU KIYI ŞERİDİ/ NAZİ ALTINLARI
İkinci Dünya Savaş ısırasında Naziler, Yahudiler'den topladıkları altınların bir bölümünü İstanbul'a getirir. Altınlar Zeytinburnu kıyı şeridinde bir arsaya gömülerek saklanır.
GOBEN ve BRESLAU
Savaşı kaybetmekten korkan Almanlar, hazinelerinin bir kısmını Goben ve Breslau zırhlılarına yükleyerek Osmanlı'ya gönderir.
OSMANLI BANKASI HAZİNESİ ESKİ İSTİNYE TERSANESİ'NDE Mİ?
Fransızların kaçırmak istediği Osmanlı'ya ait külçe altınlar, eski tersanenin olduğu yerde gömülü.
İSTİNYE TERSANESİ, ALTIN GÖMÜLÜ
Osmanlı altınlarını İstinye Tersanesi'nen çıkaramayan Fransızlar, çareyi bu altınları tersane civarında bir yere gömmekte buldu.
Nazan Şara Şatana