- Kategori
- Magazin
Melek gibi Melek Baykal..

Melek Baykal. Yıllarca tiyatro'ya emek vermiş usta bir sanatçı. Cüneyt Gökçer talebesi. Altındağ tiyatrosunda, Ankara Büyük Tiyatro'da yaşına rağmen başrol oynamış, olağan üstü performanslar sergilemiş , o denli mütevazi , sansasyonlara bulaşmamış rafine bir kadın.. Kıskançlık duygusu olmayan , fedakar , ailesine bağlı, iyi bir evlat , iyi bir kardeş, iyi bir hala, iyi bir kuzen, iyi bir yeğen , iyi bir torun , dosdoğru bir insan.
Sene 1978. Çalıştığım yerde ki arkadaşlarımdan birinin eşi , Zeki Alasya'nın baldızıydı. Bir gün iş yerine Zeki Alasya geldi. Konuşma esnasında Bekir "Zeki Ağabey kuzeni de senin meslektaşın. Devlet tiyatrosu sanatçısı" diyince Zeki Bey "ismi ne?" diye sordu. "Melek Baykal" dedim. Tanımıyorum dedi. Haklıydı. Çok gençti ve Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısıydı. Sonra ki yıllarda "Bir Ölünün Toplumsal Anatomisi" oyununun turnesi için İstanbul'a geldiler. Oyun çok tuttu. Tatsız bir tren kazası ile de beyinlere iyice kazındı. Can Gürzap sahneye koymuştu. 15 gün sonra Ali Poyrazoğlu'nun tiyatrosuna gittim. Oyun arasında fuayede Ali Poyrazoğlu ile karşılaştık. Çiçeğini vermek için yanına gittim. "Teşekkür ederim. Yüzünüz bana hiç yabancı gelmiyor " dedi. "Benzetiyor olabilirsiniz. İnsanlar çift yaratılmış derler " dedim. Israrla "hafızam beni yanıltmaz. Bu yüz bana yabancı değil" diyince "kuzenimle beni birbirimize çok benzetirler acaba Melek Baykal'ı mı çağrıştırdım size ? " diye sordum. "Tanımıyorum" cevabını aldım. Çok üzülmüştüm o zaman da..
Sanat camiasının ne denli acımasız olduğunu , bir çok programda kendileri bile itiraf ettiği için bende söylemekte bir sakınca görmüyorum. Bu büyük savaştan sadece ve sadece emek vererek, alnı açık , başı dik çıkan Melek Baykalla bir Cumhuriyet kadını olarak gurur duyuyorum.
Üzerinden yıllar geçti. Romantika müzikalinde salonda 1000'den fazla insan vardı. Ve bütün salon oyun bitiminde ayakta alkışlıyordu. Zeki Alasya ve Melek Baykal el ele seyirciyi selamlıyordu..
Gözlerim doldu.
Şöhretin kalıcı olması için, sanırım sindire sindire gelmesi gerekiyor. Sabır ve sebat gerekiyor. Attığınız adımlara dikkat etmeniz , ait olmak istediğiniz çevreyi iyi seçmeniz gerekiyor. Tiyatro farklı bir sanat dalı. Oynadığınız rol üzerinize yapışıp kalmıyor. Ama tv dizileri öyle değil. Eğer dizi reyting yapmışsa aynı sanatçı farklı isim altında ama aynı içerikte bir çok dizide boy gösterebiliyor.
Alt yapısı olanlar buna rağmen kalıcı olurken, olmayanlar silinip gidiyor.
Sanatçı özel hayatı ile değil, verdiği toplumsal mesajlarla ön planda olmalı. Toplumun gözünün önünde sergileyecekleri her doğru nasıl ki büyük kitleleri etkileyecek ise her yanlışta da o denli etkili olacaktır.
Kolaya kaçmayan sanatçıları yürekten taktir ediyorum. Sağını solunu açıp , her gün birine sataşan,
kaçamaklarıyla gündeme gelen, reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerek her yolu mübah görenleri, 40-50 içeriksiz film çekip sonra ben sinemacıyım diyenleri de "İNSAFA" davet ediyorum.
Yapmayın, etmeyin Melek Baykal ve O'nun gibilere, sanat'a saygısızlık etmeyin...
Ulu Önder ne güzel söylemiş ;
"Sanatçı, toplumda uzun çalışma ve uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır." "Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkâr olamazsınız."
Sevgilerimle..