​ Melekler şehri 2 / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '08

 
Kategori
Deneme
 

Melekler şehri 2

Melekler şehri 2
 

Facianın boyutlarını öğlene biraz anlayabiliyorum. Otele döndüğümde ailemin resepsiyona bıraktığı bir sürü mesajla karşılaşıyorum. Telefon açıp New York ile aramızda çok uzaklık olduğunu zorlanarak anlatmaya çalışıyorum. Bu yaşanan büyük olayın hala tamamen farkına varamıyorum o günkü New York City dışında olan Amerikalılar gibi bende. Daha fazla kendimi sıkmadan artık şu beklediğim Amerikayı görme zamanı geldi diye düşünerek, otelden aldığım yirtik pirtik turist rehberiyle sokaklara atıyorum kendimi. Melekler Şehrin'de anlaşılan Korelilerin paniği dışında herşey normal gidiyor. Tanıdık bir restaurant görüyorum yine meşhur Wilshire Blvd. üzerinde. Sarı kırmızı kocaman gözüken ''M'' harfinin altına doğru ilerlerken, karşımdan koşarak gelen bir tutam yahudi çocuğun ve öğretmenlerinin arasından sıyrılıyorum. Karşı kaldırıma geçmek için yaya geçidine ulaştığımda ise büyük bir Sinagog görüyorum. Sokakların pisliği dikkatimi çekiyor, yerde yuvarlanan poşetler, atılan çikolata paketleri ve hayretle izliyorum. Tanıdık Mc Donalds'ta yemeğimi yerken, elimde ki yırtık pırtık turist rehberine göz atıyorum dışarda futbol oynayan çocukların sesleri yankılanırken. ''Futbol ve Amerika?'' şaşırıyorum. Bu şaşkınlığım elimde ki turist rehberini karıştırırken gördüğüm ''Bevery Hills'' yazısıyla daha da artıyor. Beverly Hills Los Angeles yani Melekler Şehrindemi? Apar topar restauranttan çıkarak dışarıda ilk gördüğüm kişiye ''Beverly Hills'e nasıl gidebilirim diyorum''. Adam çok tedirgin, ''Bu ülkede ki herkesmi tedirgin?''. Kısa boylu, spor ayakkabıları, Adidas şortu ve çok zayıf ingilizcesiyle spor yapıyormuş gibi gözüksede başka birşeylerle ilgilendiği her halinden belli. Beverly Hills'e giden otobüsün numarasını anlayabiliyorum sadece anlattıklarından. Az ileride ki otobüs durağına ilerlerken bu sefer karşımdan ellerinde futbol topu olan bir sürü Meksikalı olduğunu düşündüğüm çocuk geçiyor. Yanımdan geçerlerken, konuşuyorlarmı?, kavgamı ediyorlar? anlayamadığım bir ispanyolca da onlarla beraber gidiyor. Heyecanla beklediğim otobüse sonunda binerek, ne olduğundan hiç emin olmadığım Beverly Hills'e doğru yola çıkıyorum.Nerede ineceğim konusunda hiçbir fikrim yok? Ya da aynı otobüsle geri dönebilecek miyim? Duraklar geçtikçe otobüse binen profilide daha sağlıksız bir hal almaya başlıyor. Dolu olan otobüs, duraklar geçtikçe yavaş yavaş boşalmaya başlıyor. Otobüsün kötü bir yemek kokusu sarıyor, kokunun nereden geldiğini bulmaya çalışırken, üç sıra arkamda oturan asyalı bir gencin elindeki bir tas yemekle otobüsten inmeye çalıştığını görüyorum. Otobüsün şoförü ise zamanını anlamadığım bir şekilde değişerek siyahi oluyor. Otobüste yetmiş yaşlarında siyahi bir bayan elindeki torbalara sıkı sıkıya yapışmış bir halde bana dikkatle bakiyor, aynı şekilde üzerinde basketbol forması giymiş uzun boylu sayılacak bir siyahi genç ise az önce, bindiği otobüsün, önüne koyduğu bisikletini takip ediyor. Camdan dışarıya baktığımda sokaktaki pisliklerin daha çok arttığını görüyorum. Müstakil evlerin bahçelerine çıkarttıkları çöp bidonları ve içlerinden taşan ne olduğu belirsiz çöpleri. Bir yandan bu bahçelerde oynayan siyahi çocuklar. Etrafımın tamamen değiştiğini anladığım sırada otobüste ki basketbol formalı çocuk, ben ve otobüs şoförü kalmıştı. Yolculuk ise otuz dakikayı aşmıştı. Hayretle dışarıyı seyredip incelerken mikrofondan bir ses ''Daha devam etmeyi düşünüyor musun'' diye bir soru yöneltti. Otobüs şoförüydü. Basketbol formalı genç hiç üstüne alınmamış gibi oturup göz ucuyla bisikletini takibe devam ediyordu. Sorunun muhatabının ben olduğunu anlamam çok uzun sürmedi. Midemde büyük bir rahatsızlık hissederek şoförün yanına hızlı adımlarla yaklaşıp ''Beverly Hills'e'' gitmek istiyordum dedim. Otobüs şoförü ne yapacağını bilemezken ilk durakta durup otobüsten beni indirdi. İndiğim yer ise bu sefer bana tedirginlik vermişti, etraftaki mahalle sakinleri dahil oynayan çocuklar oyunlarını kesip sanki çok ünlü bir simaymışım gibi bana bakıyorlardı. İndiğimden beri aradığım, o kokulu güneş yağı ve okyanus kokusundan eser yoktu.Los Angeles'in en tehlikeli zenci mahallesine düştüğümü ve cebimde ki hangi parayla nasıl geri döneceğimi düşünerek beklediğim otobüs durağında yapayanlız kalmıştım, meraklı siyah bakışların altında.

 
Toplam blog
: 4
: 402
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

13.03.1978 doğumluyum. Üniversite eğitimimi Amerika'da tamamladım. Okumayı seviyorum, belki a..