- Kategori
- Kültürler
Melezleştirilmeye çalışılan Türkçe ve shake ıt up shekerim

Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi Kenan Doğulu temsil edecek. Şarkısı ise “Shake It Up Shekerim”. Anlamı, kimine göre “salla”, kimine göre “çalkala” şekerim… Shekerim diye bir sözcük Türkçe’de yok. İngilizce’de de olduğunu sanmıyoruz. Çünkü Türkçe okunuşlu, İngilizce yazılışlı bir kelime. Yani, Türkçe-İngilizce ortak üretimi. Hal böyle olunca sözcüğün belirli bir anlamı da yok; ancak Türkçe konuşan herkes, “Shekerim’in” okunuşuna göre “şekerim” demek olduğunu çok şükür tahmin edebiliyor. İngilizce konuşanların ne anladığını ise bilemeyiz. Onu da onlar düşünsün! Kenan Doğulu iyi bir pop müzik sanatçısıdır. Belli bir seviyesi vardır. Sahne hakimiyeti başarılı, kendisi ise son derece sempatiktir. Eurovision’da Türkiye’yi başarıyla temsil edeceğine inanıyoruz. Ona bir itirazımız yok. Türkçe’nin yabancı kelimelerle melezleştirilip bozulmasına, yozlaşmasına ve anlam kirliliğine uğratılmasına itirazımız var. Sertab Erener’in birincilik kazanması ile başlayan yabancı dilde şarkı sözleriyle Eurovision’a katılma furyasını, başarıya susamış, yıllardır sonunculukla ve “tri” puanlarla yetinmeye çalışan bir Türkiye için çok normal karşılıyoruz. Ancak başarı, melezleştirilmiş ya da melezleştirilmeye çalışılan Türkçe sözlerin araya sıkıştırıldığı, İngilizce sözlerle bestelenmiş bir şarkı ile gelmemeli! “Shekerim” sözcüğü bugün Türkçe’nin getirilmek istendiği yeri çok güzel anlatmaktadır. Melezleştirilmiş Türkçe, işyeri tabelalarında , firma ve şahıs isimlerinden oluşturulmuş, elektronik posta adreslerinde de kendisini göstermektedir. Bazı kişiler adını Türkçe okunuşlu, soyadını eğer İngilizce’de bir karşılığı varsa İngilizce anlamıyla yazmaktadır. Örnek: Kıymet Çiftçi, e posta adresinde kymtfarmer... Bazı Türk firmaları, özellikle dış ticaret firmaları çalışma konularına göre ilgili bölümlere İngilizce anlamlar yükleyerek e posta adreslerini oluşturmaktadır. Pop şarkıcımız adını “Gulshen” olarak yazdırabilmekte, bir köfteci, dükkânının önüne “koffte” tabelasını asabilmektedir. En fazla da “TÜRK” ismiyle oynanmakta, EuroTURK, SkyTURK, KanalTURK, HaberTURK, TURKCELL gibi “TÜRK” isminin (‘ü’ yerine ‘u’ koyarak) bir başka kelime ile birlikte yazıldığı isimler türetilmektedir. Türk diliyle, bilinç altında oluşturulan renk, anlam ve kavram kargaşası yaratılarak oynanmakta, Türkçe kelimelerin yapısı bozulmaktadır. Giresun’dan bir okuyucum, bu konuda yazdığım bir yazı için, ben ve benim gibi düşünenleri “Kafatasçılık”la suçlamakta ve “ Bugüne kadar bir şey yapamadık, bırakın da bari Eurovision’da bir şeyler yapalım” diyebilmektedir. Bu gencimizin sözlerindeki acizlik ifadesi düşündürücüdür. İşte yapılmak istenen budur! Acizleştirmek… Kültürüne, diline, dinine kısaca kendisine güvenini yitirmiş, çıkış noktasını Batılı olmak veya Batı’ya benzemek olarak gören, kendi değerleriyle değil de yabancıların değerleriyle başarı kazanmanın peşinde koşan bir gençliğin yetişiyor olması endişe vericidir. Üzerinde düşünülmesi gereken asıl nokta budur. Geçmişimizi unutmadan, kültürel değerlerimizi kaybetmeden medeniyeti ve başarıyı yakalamak… Asıl başarı burada yatmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muasır Medeniyet Seviyesi”nden kastı budur. İşte bu nedenle “Shake it up shekerim” şarkısının sözlerine ve “shekerim”e karşıyız. Eğer bu kafatasçılık ise evet, ben ve benim gibi düşünenler, bizler kafatasçıyız! Türk gençliğine sesleniyoruz; Dilinize, dininize, kimliğinize ve Cumhuriyetinize sahip çıkın! Türkçemizin bozulmasına, yabancılaşmasına, kimliğinden uzaklaşmasına, melezleştirilmesine HAYIR!