​ Memura 3+3 önerenler, açlık ve yoksulluk sınırını biliyorlar mı? / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Memura 3+3 önerenler, açlık ve yoksulluk sınırını biliyorlar mı?

Memura 3+3 önerenler, açlık ve yoksulluk sınırını biliyorlar mı?
 

Bu günlerde hiç ekonomi konuşulmuyor. Memur ve emeklilerine 3+3’ü uygun gören iktidar, cezaevlerindeki milletvekillerin tahliye edilip, edilmemesi ile ilgili anket yaptırırken, yoksulluk sınırı ile ilgili hiçbir anket yaptırmıyor.

Bakın DİSK’in bu konuda yaptığı bir araştırmanın sonuçları var elimde. Yoksulluk sınırı öyle artmış ki; asgari ücretin 5 katı…

Bunu ben söylemiyorum. Bu DİSK’in araştırması…

DİSK’in bu araştırmasını destekleyen ve TÜİK tarafından da kullanılan Hane halkı Harcama Kalıbı uygulaması var. Bu kalıp madde fiyat ortalamaları ve 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde alması gereken kalori miktarı üzerinden hesaplanıyor. 

Bu kalıba göre, 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 1071, yoksulluk sınırı ise 3 bin 386 TL…

4 kişilik bir aile eğer sağlıklı beslenecekse ve insanca yaşayabilecekse aylık asgari 3 bin 386 TL’ye ihtiyaç duyuyor. 

Emeklinin ve çalışanların aylık ortalama maaşlarının 900TL olduğu göz önüne alınırsa, bu kapsamda, ailenin “gıda, içecek vb.” için ayırması gereken tutar 1071, giyim ve ayakkabı için ayırması gereken tutar 212 TL… Kira, su, elektrik vb. için 957, mobilya, ev bakımı vb. için 194, sağlık için 75, ulaştırma için 331, haberleşme için 145, eğlence ve kültür hizmetleri için 74, eğitim için 66, lokanta, yemek, otel vb. için 140, çeşitli mal ve hizmetler için 120 TL.

Bir diğer önemli gösterge de, 2011 Nisan ayına göre yıllık olarak 2012 Nisan ayında açlık sınırının 120, yoksulluk sınırının ise 381 TL artış göstermesi…

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında açlık sınırı 951, yoksulluk sınırı 3 bin 5 TL idi…

2012 yılında asgari ücret ise bir önceki yılın aynı ayına göre asgari geçim indirimi dâhil, 630 TL’den 701’TL düzeyine yükselmişti…

Görüldüğü gibi orta vadeli ekonomik program falan diyerek, memur ve emeklilerine düşük zam vermek fayda etmeyecek.

Bu durum gösteriyor ki, işsizlik sorununu çözemeyen Türkiye’de bir de çalışan sorunu var…

Çalışan derken üst düzey yönetici ve CEO’ları kastetmiyoruz… 

Asgari ücret bu haliyle bilinmeli ki, hem başlı başına bir sorun hem de çok başlı(!) bir sorun…

Bir kere yükü, ağırlığı, mesai saatleri ve verilen emekle hiçbir şekilde bağdaşmasa da, artık herkes asgari ücretle işçi çalıştırıyor…

Mevcut işinde daha yüksek ücretle çalışanların gelirleri de tehlikede, çünkü taşeron şirketler zaten asgari ücretten bir kuruş fazla vermemek üzere kurulmuşlar sanki…

Asgari ücretlenin hem çalışma koşulları çok ağır hem de gelirleri açlık ve yoksulluk sınırına yetişemiyor…

Nasıl yetişsin?

4 kişilik bir ailenin açlık sınırında dolaşmaması için beslenme ihtiyacı ve beslenme harcaması belli…

Ayrı şekilde yoksulluk sınırı da belli…

Şimdi buradan sormak gerek, nasıl oluyor da, böyle hassas bir konuda yıllardır, sürdürülen cimrilik, ülkenin ekonomik durumuyla açıklanıyor?

Ülke ekonomisinin nereden nereye geldiğini anlatırken, ekonomiyi neredeyse uzaya taşıyanlar(!) bu iyileşmeden memur ve emeklilerinin, asgari ücretlinin de yararlanması gerektiğini düşünmüyor ya da düşünemiyorlar mı?

Burada iktidarın hakkını verelim. Çünkü ekonomide yarattığı mucize(!)yi halka iyi anlatıyor. İşadamı gazeteciler aracılığıyla her yaptığını çok güzel anlatıyor.

Sadece belli kesimlere yarayan ekonomik büyümeler bazıları için o kadar yeterli ki açlık ve yoksulluk sınırını, sendikaların ‘fantezi’ hanelerine yazıp rahatlıyorlar… 

Bu da gösteriyor ki, onların hedefi halkın refahı değil. Aynı şekilde büyümeden her kesimin nasibini alması ya da gelir dağılımında adalet de değil…

Oysa gelir dağılımındaki adalet veya bir diğer anlatımla refah, ülkenin büyümesinden her kesimin eşit yararlanabilmesidir…

Refah toplumu demek, sadece belli ve küçük azınlıkların gelişmiş ülkelerdeki gelir ve kazançların bile çok üzerinde gelir ve kazanç elde etmesi değildir…

Asgari ücretin 5 katı artan yoksulluk sınırıyla yaşayan bir ülkeye refah toplumu denilebilir mi?

Olsa olsa ‘çalışan yoksulların ülkesi’ denilebilir…

Buna bir de işsizleri ekleyelim mi?

Ben bu ekonomi yönetimine bir isim bulamadım. Siz bir bulabildiniz mi?

 
Toplam blog
: 3842
: 3093
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Gü..