- Kategori
- Güncel
Memurlar, seçim beyannamelerinin neresinde?

Partiler, 22 Temmuz 2007‘de yapılacak erken genel seçimlerine doğru seçim beyannamelerini kamuoyuna deklare etmeye başladılar.
Partilerin seçim beyannamelerine şöyle bir göz attığımızda kamuoyuna sunduklarının neredeyse birbirlerinden farklı olmadığını görüyoruz. Kısacası vaatler bir önceki seçimlerdeki söylemlerinin adeta aynısı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde alevlenen demokrasi kavgaları ve doğuda tırmanan terör ikilemine kilitlenmiş Türkiye, şimdi yeni bir seçimin arefesinde partilerce kamuoyuna sunulan fakat bir çok alanda eksikliğini hissettiği seçim beyannamelerindeki “tekrar” vaatlerle bir hayal kırıklığını daha yaşıyor.
Özellikle AK Parti, CHP, MHP ve baraj sorunu yaşamayacaklarını iddia eden partiler, bir çok sözleri ve vaatleri verirken, ekonominin gerçek “omurgası” olan memur ve işçilere parantez içinde “Enflasyona ezdirmeme” sözü veriliyor.
Birer cümleyle geçiştirilen kamu çalışanları ve işçiler seçim beyannamelerinde adeta yok gibiler. Partilerin “memur kimliğine” karşı bakış açılarının değişmeyerek memur sorunlarının çözümüne ilişkin “muğlak” ifadelerle anlatımın bu seçimlerde de kendini göstermesi memurlar açısından oldukça manidar.
Kamu sendikalarının 15 Ağustos 2006 yılında, aynı zamanda Kamu İşveren Kurulu Başkanı da olan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı M.Ali Şahin’le, ekonomik ve sosyal hakların elde edilmesine yönelik kıyasıya yaptıkları pazarlığa hep birlikte tanık olmuştuk. “Ben memurun babasıyım” diyen Toplu Görüşme Başkanı Sayın Bakan’ın, zam isteyen memura “Mali disiplini bozamayız” diyerek bırakın zammı memurun enflasyondan doğan ücret farklarının ödenmesi konusundaki "ketumluğu" da ayrı bir konu olarak gündemindeki yerini almıştı o günlerde.
Görüşmeler devam ederken Kamu-Sen ve KESK’in toplu görüşme masasından çekilmesinin ardından memurlar adına “ne alırsak kardır” mantığıyla masada kalmayı yeğleyen Memur-Sen ve Hükümet taraflarınca hazırlanarak imza altına alınan 30 maddelik mutabakat metninin bugüne kadar sadece 5 maddesi’nin uygulamaya geçirilmiş olması da yıllardır sürüncemede kalan memurların hak ve talepleri açısından ayrı bir dramdır. Sendikanın memurları yarı yolda bırakmama hissiyatına karşın hükümetin ortaklaşa imzaladığı maddelerin uygulanmasında gösterdiği gayret (!) o ki unutulmayacak.
Kaldı ki, “Toplu sözleşme ve grev hakkı” olmayan bir "toplu pazarlık" dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde görülmemiştir. Toplu sözleşme ve grev hakkı olmayan bir sendikal süreç demokratikleşme iddiasında olan Türkiye’nin de orta yerde duran bir ayıbıdır.
Partiler, ne olursa olsun demokratikleşme ve sivilleşmenin öncülüğünü yapan her şeyden önce birer sivil toplum kuruluşları olan sendikaların her platformda eleştirdikleri 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’ndan kaynaklanan engellerin ortadan kaldırılmasına seçim beyannamelerinde ciddiyetle yer vermelidirler.
”Siyasetin içinde olduğu kadar dışında” bir kalıbı kabul etmeyen kamu çalışanlarının partilerden tek beklentileri budur ve partilerde bunu yaptıkları oranda seçim beyannamelerinde “tekrarcı” , “kopyacı” ve “ezberci” olmadıklarını ispatlayacaklar ve emin olun daha da inandırıcı olacaklardır.
Parti üst kademeleri, milyonlarca memurun aileleriyle birlikte bir nevi “oy deposu” olduğunu ve “icraatın” söylemden daha etkili olduğunu ne zaman görüp anlayacaklar da parti liderlerinin kulaklarına bunu fısıldayacaklar…