- Kategori
- Futbol
Mentör, motivatör, isteklendirici; kısaca Fatih Terim

Aslında cuma günü açığa çıkmıştı herşey. Gençlerbirliği maçında oynanmayan oyunun tek bir açıklaması olabilirdi. Kafalar Gelsenkirchen’deydi…
Adının ne olduğu önemsiz, hangi spor olursa olsun sporcuların psikolojileri, duygu durumları ve bakış açıları temel belirleyicidir. “Kafa olarak hazır olmak” bunu özetler zaten. Aksi halde dünyada pek çok örneği görülen “amatör takımların, alt lig takımlarının ülke şampiyonlarını, Avrupa hatta dünya çapındaki kulüplere karşı maç kazanmaları”nı nasıl açıklayabiliriz…
Gelelim dün akşama. Yıllardır sıkı bir izleyicisi olduğum Galatasaray’ın gerek kadrosu, gerek genel anlamda takımın kendisi, gerekse teknik direktörü Türkiye standartlarının üzerinde. Sanırım bu görüşte benimle hemfikir olmayan azdır ancak hepimizin içindeki şüphe ilk Schalke 04 maçında gerçekliğe bürünmüş ve maç sonucu 1-1 gibi karamsarlığa itici bir sonuç olmuştu. Galatasaray Türkiye ortalamasının çok üzerindeydi ancak ya Avrupa ortalaması? Yoksa bu yıl için yolun sonuna mı gelinmişti?
Bence Türk futbolunun bakış açısını değiştiren kişi olan TERİM tam da bu noktada devreye girdi ve maça da tura da ağırlığını koydu.
90’lı yılları hatırlayanlar şerefli mağlubiyetleri, yenildik ama ezilmedikleri iyi bilir. Mustafa Denizli ile yaşanan yarı final başarısını saymazsak Avrupa çapında başarısı olmayan bu ülkeye “Avrupa takımlarına karşı kazanabiliriz” düşüncesini kazandıran veren kişi Fatih TERİM’dir ve yine aynı adam oyuncularına aşıladığı özgüven ile olayın rengini değiştiren kişidir.
Hazırlayıcılığın, mentörlüğün, isteklendiriciliğin ne denli önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı bu maçta ve TERİM, bir kez daha ne kadar iyi bir hazırlayıcı olduğunu gösterdi. “Büyük maçları büyük oyuncularla kazanırsın” diye bir söz vardır. Pek de yanlış sayılmaz ancak bence daha geçerli olan “büyük maçları büyük teknik direktörler olmadan kazanamazsın.” “Ben Chelsea’nin en büyük transferiyim” dememiş miydi Mourinho? Sonra da haklılığını ortaya çıkarırcasına kupalar kazandırmamış mıydı takımına?
Kadroları denk sayılabilecek iki takımın karşılaşmasında, üstelik ilk maçta avantajı ele geçiren Schalke 04 kendi evinde kendi izleyicisi(!) önünde oynarken bu maçtan nasıl galibiyet çıkarılırdı? Elbette oyuncuların kafalarına tek seçeneğin “Kazanmak” düşüncesi olduğunu yerleştirerek. Maçtan önce ve sonra futbolcuların ve çalıştırıcıların hatta kulüp yöneticilerin demeçlerini izlediyseniz tek bir fikre odaklanıldığını yakalayabilirsiniz. “Ne var ki bunda? Herkes aynı şeyi yapardı?” gibi düşünceleriniz, tümceleriniz olabilir ancak benim gördüğüm şey, şüphe’siz, saf inançtı. Zaten sonuç da bunu doğruluyor…
Yöntemi nedir henüz bilmiyorum ancak Fatih TERİM insanları inandırmakta başarılı ve İnşallah bu başarısı önümüzdeki eşleşmelerde de sürer…
http://www.hayatveinsan.com/mentor-motivator-isteklendirici-kisaca-fatih-terim/