​ Merhaba / Yurtdışından Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '12

 
Kategori
Yurtdışından Bildiriyorum
 

Merhaba

Yazın ortasında soğuk bir İskoçya sabahına uyandım Aberdeen'de! Yaklaşık 4 gündür Birleşik Krallıktayım. Kalbimin ve beynimin eş oranlı olarak aktığı memleket diyebilirim İngiltere için. Daha önceki Londra ziyaretimden farklı olarak tabaiat anaya da doydum bu sefer. İngilizler ve ben birbirimize benziyoruz: Hayatı ti'ye alırken bir o kadar da önemsiyoruz.

Benim için İskoçya'ya geldiğimden beridir aralıksız bir ıslanma var.. Daha çok isilik şeklinde ama mütemadiyen yağan bir yağmur... Birmingham'dan Aberdeen'e uçarken bir çevre profesörü ile yaptığımızı söyleyişi sizlere aktarmak istiyorum: Kendisi çevre konusunda bilinçlendirme çalışmaları yaparken İngiliz hükümeti ile dirsek temasında çünkü çok iyi farkında ki politik çevre olmadan bu konuda başarılı olmak imkansız. İskoçya'ya gidiş amacı  zaten çevre konusunda İskoç özel sektörünü bilinçlendirmek. Fakat onunla daha çok, bana gerçekten garip gelen ve doğru bulmadığım bir İngiliz geleneğini tartırştık; yani çiftleşmeyi... Buna göre İngilizler pub veya diskodan tabir-i caizse kaldırdıkları erkek veyahutta kadınlarla, cinsel ilişkiye girdikten sonra resmen tanışıp, şayet ilişki yürürse evliliğe kadar giden garip bir yoldan gidiyorlarmış. Ve en azından bu 2 kuşaktır bu durum böyle. O zaman dedim ki köpekten farkınız ne? Yani kadını seçerken kriter  ne ? Seksi bulmak yeterli mi? Bugün dünyadaki en büyük sorun ne; İLETİŞİMSİZLİK.... Peki bu şekilde buna çanak tutulmuyor mu? Diyeceksiniz en azından cinsel tatmin sağlanıyor... Muamma!!!

Ben işim gereği üretkenliği artırmak üzere iletişimi savunurum. Yani demek istediğim, bir firmada iletişim ne kadar doğrudan, düzgün ve kesintisiz ise şayet, bir o kadar işiniz verimli ve başarılı olur. Ancak büyük bir yanılgı içinde insanlar, cinselliği bir iletişim aracı olarak görüyorlar. Oysa bu doğru değil!!!

Stafford'u çok beğendim. Evler çok güzel. Mazinin izlerini taşıyan yarı eski ve yarı modern bir havası var. Ve insanlar gerçekten sosyal ve hareketli. Bowling merkezine uğradım ve sporcularla konuştum; ne çok yavaş, ne de çok hızlı atmak lazım topu.

Puslu yağmur kesinlikle benim favori iklimim değil! Ya yağdımı adam gibi yağacak, ya da susup oturacak. Beni bu bağlamda İskoçya'da mutlu yaşama şansım sıfır. Yani şunu demek istiyorum, ben sis yerine bulutu yeğlerim... Dün gece polis çevirdi ve dedi ki yol boş dahi olsa işaret vermen senin kanuni bir mecburiyetin. Türkiye'de emniyet kemeri takmayanlara duyurulur...

Ama İskoçya'da insanlar son derece komik ve güler yüzlü..Bu sabah kahvaltıya giderken resepsiyonist çevirdi: Hani Türkiye'den güneşi getirmiştin??? Ben kendimi espri konusunda daha çok İngiliz hissediyorum...

Genel olarak bakıldığında burada mütemadiyen özgür hissediyorum, bu topraklarda! Ve İngilizlerle konuşabileceğim son derece fazla sayıda konu var. Hereford'da tanıştığım emekli doktorun, hobi olarak mühendislik dizaynı yapması, fotoğrafçılıkla ve motorsikletle uğraşması bana yabancı gelen şeyler değil. Kısacası entellektüel beyin kabına sığamıyor. Yapılacak tek şey, onu serbest bırakmak. Doktora geri dönersem, geçmişte biriktirmiş olduğu Sterlingleri çatır-çatır harcıyor; dünyayı geziyor. Hem de karısıyla beraber; ne güzel değil mi? "Hala seviyor musun?", "VERY MUCH!!!"...

Görüşmek üzere sevgiler ve saygılar,

ANIL...

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..