Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '08

 
Kategori
Eğitim
 

Merhaba

Merhaba
 

Zamanımızda Abdurrahman Paşa Lisemizin iki değerli edebiyat öğretmeni vardı. Şimdi ikisi de rahmetli oldu. Her ikisinin özellikleri de farklı idi.

Ali Muhlis TÜMTÜRK hocamız sevilen, bilgili, derslerine hakim bir öğretmendi. Bir ara idarecilikte yaptı. Derslerinde anılarına yer verirdi. Biz anılarını dinlerken kendimizi dersin ya da konunun içinde bulurduk. Konuyu anlatırken öyle ince noktalar bulurdu ki bir daha onu unutman olanaksızdı. Hiç unutmam, LİBAS sözcüğü Arapça kökenlidir. Bunun Türkçe karşılığını vermek için sözcüğü tahtaya yazdı. i ve a harflerini sildi. Geriye kalan LBS harflerinin başına (e) harfini, B harfinin önüne (i) harfini ve S harfinin önüne de (e) harfini koydu. Ortaya ELBİSE çıktı. Bunu unutmamız mümkün değildi. Bunun gibi çok örnekleri vardı. Şiirlerdeki vezin ölçülerinin nasıl bulunacağını merhum öğretmenimiz öğretmişti ve sevdirmişti bana. En kolay not aldığım sorular olurdu bu ölçüleri bulmak.

Ahmet Cemal YÜCEMEMİŞ öğretmenimizin de kendine has anlatım biçimleri vardı. Kompozisyon konusu olarak herhangi bir şiirden dörtlük yazdırır, yazdığımız yazıları yine bize okuturdu. Verdiği en kötü not 4, en iyisi 8 olurdu. Bazen divan edebiyatı şairlerinin hayatını ödev olarak verirdi ve o ödevlerin hepsini sınıfta bizlere anlattırırdı.

Hiç unutmam, bir gün öğretmenimiz sınıfa girdi. Yerlerimize oturduk. Ben parmak kaldırdım. Öğretmenimiz bana söz verdi. –“Hocam”, dedim. “Devamlı konuşuyoruz. Halk arasında devamlı konuşuluyor. Ama gerçekten ben anlamını bilmiyorum. MERHABA nın anlamı nedir?” dedim. Önce alaylı bir şekilde “Demek bilmiyorsun” dedi gülümseyerek. Sonra yanıt vermedi. Elini arkasına koydu. Sıraların arasında devamlı gidip geliyordu. Ben “Herhalde bizim öğretmen anlamını söylemeyecek” diye düşünüyordum. Ve söylemeyeceği kanısına vardım. Abartı olmasın ama bu sıra aralarında dolaşma on dakikaya yakın sürdü. Birden bana dönerek “Merhabanın anlamı” dedi. Bu arada bende bir gariplik oldu. Çünkü söylemeyeceğini tahmin ediyordum, demek ki onu düşünüyormuş. Devamla, “Ben iyiyim demektir. Karşıdaki de yanıtlarsa o da bende iyiyim, sen nasılsın anlamına gelir” dedi. Ben “Hocam, ben niçin söyleyeyim yoldan geçene iyiyim diye” diye sorduğumda “işte öyle” dedi ve sonuçlandırdı.

Doğanyurt’ta öğretmenlik yapıyorum. Orası dönemin sürgün öğretmenlerinin yeri idi. Ortaokul da Türkçe öğretmeni ve okul müdürü Ahmet TELLİ var. Gazi’den sürgün gelmişti. Yazar ve şairdi. Konuyu ona anlattım. Bana etraflıca anlatmaya çalıştı. “Eskiden köy odalarını bilirsin, köylüler odaya girince selam verilirdi. Gelen kişi yerine oturunca MERHABA denirdi. O da aynı sözü söylerdi. Buradan şu sonuç çıkar: Sıkışma, rahat otur. O da karşılığını verdiğinde “sizler de rahat oturun” anlamı çıkıyor, dedi. Mantığa daha yakın gelmişti.

Bu durumu biraz Arapça bilen ve araştırıcı özelliği olan ağabeyime sordum. O da sözcüğün kökünü, bilmem gövdesini inceledi ve “ sıkışmayın, rahat oturun anlamına gelebileceği”ni söyledi.

Bu anlama göre bizler nasıl amacı dışında kullanıyoruz bu sözcüğü. Hemen hepimiz söylüyoruz birbirimize yolda yürürken, koşarken. -“ Merhaba”. Yahu yürüyoruz, oturmuyoruz ki..

 
Toplam blog
: 21
: 1192
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

31 Ocak 1948 doğumluyum. Babamın adı Osman, annem Şerife'dir. İlkokulu Kayaönü (Aspıras), ortaokulu ..