- Kategori
- Müzik
Mertkan

Konuğum Mertkan...
* Seni tanıyabilir miyiz?
Kendini arayan bir adam diyebiliriz. İstanbul 1976 doğumluyum. Müzik anlamında uzun yılların birikimi var. İlk olarak ciddi anlamda 89 ' da şarkı söylemeye başladım. O yıllardan beri hep taklitten ziyade üretmeyi denerdim. Her yaptığım işe kendimden bir şeyler katmak isterdim. Tabi hareket kabiliyetiniz dönemlere göre bilginizle sınırlı. Bu güne kadar yaşadıklarımın, bugün geldiğim noktada bağışıklık sistemimi oluşturduğunu görebiliyorum.
İlk grubumdan sonra hayal kırıklığıyla içime kapandığım bir dönem geçirdim. Bu dönem askerden dönüşüme kadar sürdü. Bu süreçte kendimi dinleme fırsatı buldum. O kadar dinledikten sonra bir şeyler söylemek gerekiyordu, yanımda da gitarım vardı. Başladım anlatmaya. Önce kendime tabi ki. Sonra baktım anlatmaya çalıştıklarım karşımdakilerin anlayış kotasına takılıyor, başladım bu sefer beni anlayabilecekleri aramaya. Bu süreçte Fırat Çavaş' la tanışmama dolaylı olarak vesile olan Seçkin Gül'e rastladım.
* Fırat Çavaş'la yollarınız nasıl kesişti?
Seçkin elektronik müzikle uğraşıyordu. Benimse canlı enstrümanlarla kendimi daha iyi ifade edebileceğimi düşünüyordu. Canlı müzik yapan bir grubun solist aradığını söylediğinde ve gerçekten Seçkin'in ne demek istediğini ilk provada anladım.
O provada Fırat' la tanıştım. Yani Seçkin pişmem gerektiği düşünüyordu ve Fırat' a yolladı. Nam-ı diğer çok amaçlı müzik robotuna. Fırat' la geçirdiğim dönem benim için her açıdan verimli bir dönem oldu.
* Fırat'da senin için güzel şeyler söyledi.
Sağ olsun bana inanması beni çok yüreklendirdi.
* 'Ah Müjgan Ah'la ilgili olarak bu kadar heyecanlandığına göre sana oldukça güveniyor.
Yani beni içimdeki köyümden şehre getiren o oldu diyebilirim.
* Daha önce hiç grupla çalıştın mı?
Bar gruplarıyla çalıştım ama ciddi anlamda sahneyle ve kitleyle buluşmam Livar' la oldu. Bir ara Taksim'de çalmadık bar bırakmadık. Bayağı popülerdik o dönem. Tabi popülerlik yanında yerinde saymayı da getiriyor ister istemez. Repertuvarınız kısıtlanıyor. Beklentileri karşılamak ve popüler kalmak için müzikal anlamda gelişmeye yönelik arayışlara giremiyor insan.
Bir düzen kurulmuştu ve herkes çok memnundu. Bense ilk baştan bar olayına sahnenin tozunu yutmak için girmiştim. Hayalim ömür boyu barlarda çalıp söylemek değildi. Vakti geldiğinde belli bir kitleye ulaştığıma inandığımda bestelerimle yürümekti hayalim. Tam da o kitleye ulaşmıştık ki ben dedim, “ Tamam arkadaşlar artık zamanı geldi. Ufak ufak kendi bestelerimizi sokalım araya ve kendi kanatlarımızla uçalım. Barı bırakalım stüdyoya kapanalım”
Ve ondan sonra film koptu zaten.
O saatten sonra hiçbir şey eskisi olmadı. Ben olgunlaştığımı hissediyordum ve o tatlı düzeni her ne pahasına olursa olsun bırakmaya hazırdım. Dilerdim beraber yapalım ama verdiğim mücadelede yıprandığımı hissettim. Bu sürecin başında fitili tutuşan kişisel anlaşmazlıklar da alev alınca ev başımıza yıkılmadan kendimizi dışarı attık.
İlk grubum 89' da kurduğumuz Dinozor da mesela aynı şekilde dağılmıştı. Ben bu olaya, “Ufuk daralması” diyorum. Yola çıktığım insanlarda buna çok dikkat ediyorum artık Tabi baştan bilemiyor insan.
Ufuk daralmasına örnek: Bir gitaristim bana en son besteyi Mozart yapmış demişti bestemi dinledikten sonra.
Oysa ben büyük bir hevesle çalmıştım.
Açıkçası geri dönüp sinirlerimi daha fazla yıpratmak istemiyorum çünkü çok üzüldüm. Şimdi daha sakinim.
Onları anlayamasam da, onların bu şekilde davranmalarının sonucunda buradayım ve halimden memnunum.
* Milliyet Sanat Dergisi'nin 50.Yıl reklamında oynadın ve reklam müziğini yaptın. Bundan bahseder misin?
Livar'la çaldığımız dönemde sürekli bizi dinlemeye gelen çok sevdiğimiz bir kız arkadaşımız teklifi getirmişti. Yabancı bir şarkı düşünüyorlardı aslında bizim repertuvardan ama telif canlarını sıkıyordu. Ben de, “Al Beni”' isimli kendi şarkımı dinlettim. Bir şekilde sesimi duyurmak istiyordum ve hem oynadım hem şarkımı verdim. Reklamı Ümit Ünal çekti.
* Sonrasında senin için neler değişti?
Hiçbir şey maalesef. Elime bir VHS kasetten başka birşey geçmedi. Tarih sanırım 2003' tü. Hatta bayağı büyük bir gala düzenlendi. Dev ekranda gösterilmişim gece boyunca ama haberlerde görebildim sadece.
* O günden bu güne neler yaptın?
Grubun 2004' te dağılmasından sonra Fırat' a kendi şarkılarımı kaydetmeye devam ettik. Sağolsun bana inandı. Ben besteliyordum Fırat' da düzenliyordu. Sonra Fırat, ' Ah Müjgan Ah ' projesine katılmamı istedi grup kurduk. Adını da Müjgan koyduk. Söz ve müziği bana düzenlemesi gruba ait olan ' Kayboldum ' u GP2X oyun konsolunun tüm dünyada satışa sunulan, “Payback” adlı oyununa verdik ve yine sesimiz duyulsun diye.
Birkaç plak şirketine gittik kimse ilgilenmedi hatta ismini vermeyeyim büyük bir şirket internette meşhur olun gelin dedi. Biz de baktık ki bu iş böyle gitmeyecek projeye son verdik. Zaten tadımız kaçmıştı helalleştik ve yollarımız ayırdık. Sonrasında da Fırat' la solo albüm için düştük yollara.
* 'Ah Müjgan Ah' klibini biraz anlatır mısın?Fikir Fırat'ındı. Bana ilk konuyu açtığında çok hoşuma gitti. Yani her şeyden önce fikir çok özgündü. Ve bir de bu fikir zekasına ve yeteneğine güvendiğiniz bir insandan çıkmışsa, en önemlisi dostunuzdan çıkmışsa.
Ona inandım ve hemen kayıtlara başladık. Ah Müjgan Ah filminin unutulmaz parçası, ' Param olsaydı ' ya çektik klibi. Fırat küçük bir dijital el kamerasıyla harika bir iş çıkardı. Yani grup projesine başlarken bıraktığımız yere geri döndük.
Geçen arkadaşlar bir klip yönetmenine seyrettirmişler 10.000 USD demiş klibe. Tamam o da abartmış ama insan isterse yapabiliyor.
Klibi öncelikle Rahmetli Sadri Alışık'ın oğlu Kerem Alışık'a seyrettirdik. Rızasını alalım dedik. Önce haklı olarak babasının isminin, görüntüsünün ya da sesinin kalitesiz projelerde kullanılmasını istemediklerini belirtti. Klibi seyrettikten sonra, “Ya tekrar seyredelim” dedi.
Hatta, “Keşke babamın görüntülerini daha çok kullansaydınız” dedi.
”Kameraya şöyle baksaydın keşke” falan gibi ders tadında tavsiyelerde bulundu.
Gerçekten tavsiyelerini düşününce, “Olabilir tabi, keşke çekmeden önce gelseydik” dedik.
O da, “Keşke” dedi...
* Sonrasında gelişmeler ne durumda?
Bir ay gibi kısa bir sürede youtube'da 7682 kez seyredilmiş klip. Adresimiz de;
Bhttp://www.youtube.com/watch?v=P4iRqjETqoc
Bu arada Dreamtürk'te dönüyormuş klip. Şu sıralar yeni fark ettiğim şarkılarımı kaydediyoruz.
* Projeler var mı?
Asıl beni her düşündüğümde heyecanlandıran bir proje var kafamda. Daha önce yapıldığına şahit olmadım. Proje şu an çok ham.
Fikri kulağa hoş gelmiyor ama çalınca güzel oldu galiba. İnanın bu projeye o kadar inanıyorum ki ölü doğsun istemiyorum.
Şöyle bir ipucu vereyim; Bir tabuyu yıkmaya çalışacağım. Aslında karşı gelecek olanlar, yıkmak istediğimi düşünecekler.
Benim niyetim bir açılım yapabilmek. Yakın çevremdekiler birikimimin yetersiz olabileceğini söylediler. Bence birikim beyinde değil yürektedir.
* Müzik dışında nelerle ilgilisin?
Resim yapıyorum uzun yıllardır. Güzel sanatlara ilgim var. Edebiyata düşkünüm. Bir ara şu anda yayında olmayan arizadergi.com' un Genel Yayın Yönetmenliğini yaptım.
* Kimleri dinlersin?İlk Ferdi Tayfur' la başladım. Babamın kasetçalarlı bir saati vardı ve her sabah 5.30' da onun şarkılarıyla uyanırdım, ' Batan güneş, Çeşme ' bunlardan bazılarıydı. Mesela babamın plak koleksiyonunda Engelbert Humperdinck, Demis Roussos, The Animals, The Shadows, Mirelle Mathieu, Al Bano-Romina Power ve Ferdi Tayfur vardır. Belki o yüzden bir çok dilde aksanımın iyi olduğunu söylerler. Ve bir gün arkadaşım babasının Pink Floyd kasetiyle darmaduman oldum tam anlamıyla. Sanırım 11-12 yaşındaydım.
The Wall, sonra gelsin The Doors, Deep Purple, Led Zeppelin ve Jimi Hendrix.
İki büyük yeğenim vardı onlardan çok beslendim. Adnan ve İnanç abilerim. Müziğin içindeydim her zaman, sadece seçme yaşım gelince daldım arşivlerine, onlar da sağ olsunlar hiç birşeyi esirgemediler. Benim de şu anda 1000 CD' yi aşmış bir arşivim var. Çocuklarıma dinletiyorum.
* Hedeflerin var mı?
İyi bir insan olmak yaptığım işin hakkını vermek.
PARAM OLSAYDI
Nasılda sevmiştim yıllarca ben seni
Her akşam üstü bekledim yollarını
Elbet bir gün biz yuva kurarız derken
Duydum evlenmişsin sen zengin bir gençle
Zengin olsaydım sensiz kalmazdım
Her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
Param olsaydı aşkım kalırdın
Seve seve yanımda benimle yaşardın
Öptüğünü düşünüyorum dudak yerine parayı
Para için açar mı sevişenler arayı
Madem para mühimdi al koluna parayı
Zengin olsaydım sensiz kalmazdım
Her an düşünüp seni hiç ağlamazdım
Param olsaydı aşkım kalırdın
Seve seve yanımda benimle yaşardın.
* Tek kelimeyle süper. Hiç hızımızı kesmeden başka bir şarkıya geçelim
KAYBOLDUM
Haydi gidelim buradan
Bunaldım bu insanlardan
Haydi gidelim buradan
Sıkıldım kalabalıktan
Ben seninle yalnız kalmak istiyorum,
Ben seninle yalnız olmak istiyorum
Kayboldum hiç bilmediğim bir yerde unutuldum
Kimse aramaz ve kimse sormaz
Haydi gidelim buradan
Kaçalım yalan dünyadan
Haydi gidelim buradan
Bıktım maskeli suratlardan
Ben seninle yalnız kalmak istiyorum
Ben seninle yalnız olmak istiyorum
Kayboldum hiç giremediğim kalbinde unutuldum
Kimse bulamaz ve kimse almaz
Kimse aramaz ve kimse sormaz
Kayboldum hiç tutamadığın sözlerde unutuldum
Kimse duyamaz ve kimse sormaz
Kimse aramaz ve kimse sormaz
Kayboldum, kayboldum, kayboldum
Kimse aramaz ve kimse sormaz
Kayboldum, kayboldum, kayboldum
Kimse aramaz ve kimse sormaz.
*****
Sevgili Mertkan çok hoş bir sohbet oldu. Umarım seni daha sık görürüz. Konuğum olduğun için ben çok mutlu oldum. Kolaylıklar ve başarılar diliyorum... Sefalar getirdin