- Kategori
- Haber
Meryem yaşasaydı!

Baskılar...
Doğubayazıt’ın Tendürek Dağı eteklerindeki Somkaya Köyü'nde yaşayan Meryem, 7 Ocak sabahı farklı bir heyecan için uyanmıştı...
Artık bu iızdırap bitmeliydi.
Seviyordu ya, hem de çok...
Ama delikanlı bunu bilmiyordu ki? Peki ya... nasıl anlatsaydı derdini, nasıl ?
Günlerce uykusuz geçen gecelerin sonunda bir karara varmış ve sevdiğini kar beyazı bir kağıda fısıldamıştı...
Gece boyunca o kağıt avucunun içinde iken uyuya kaldı...
Saçını taramak için aynaya baktı... Yüreğindeki sevgi, gözlerinin ışıl ışıl parlamasından belli oluyordu. Gülümsedi...
Evden çıkarken önlüğünün cebindeki buruşmuş kağıdı son bir defa daha kontrol etti.
Hani ya düşünmemişti ki, nasıl vermeliydi kağıdı sevdiği çocuğa..
Sıranın ortasına gizlice mi koysa idi?
Gözgöze gelmeyi bekleyip usulca uzatsa mıydı?
Ya cesaret edemez de kağıt cebinde eve geri dönerse?
Offf...offff
Cebine koyduğu kağıt parçası sayesinde kendine herzamankinden daha fazla güvenerek okula gitti.
Meryem, dördüncü derste “‘Seni Seviyorum’ yazılı notu bir arkadaşına verirken sınıf öğretmeni tarafından farkedilmişti.
Bu olaydan etkilenen Meryem, beşinci ve altıncı derslere girmeyerek eve döndü. İddiaya göre ‘sınıfta dedikodu çıkmaması için’, not, Meryem'in okula çağırdığı koruculuk yapan babasına teslim edilmişti.
O gece evde neler konuşulduğunu ve ne kararlar alındığını kim bilebilir ki...
Ertesi gün okula gitmeyen Meryem, evde annesiyle bulunduğu sırada misafir odasına girdi ve ( gene iddiaya göre ) köy korucusu olan babasına ait otomatik Kalaşnikof tüfeği alıp başına dayayarak tetiğe dokundu.
Birbiri ardına çıkan üç kurşun, Meryem’in alnından girerek başını parçaladı.
Meryem yaşasaydı, 1 Nisan’da 12 yaşına girecekti. Ama çok utandı, o kadar çok korktu ki intihar sanki tek seçeneğiydi...
Olay yerine gelen jandarma ve Cumhuriyet Savcısı, Meryem’in ölüm olayı ile ilgili soruşturma başlattı. Meryem'in cenazesi otopsinin ardından 9 Ocak günü köy mezarlığında toprağa verildi.
4'ü kız 8 çocuk babası korucu’nun ‘Necla’ adındaki kızının da, 1997 yılında kendisini asarak yaşamına son verdiği gazete manşetlerine geçti.
............
2003’te 83
2004te 164
2005’te 317
2006’da 663
2007’de 1011
2008’de 806
2009’da 1317
Onlar sayı oldular. İstatistik oldular ama öncesinde onların birer isimleri vardı...
Meryem, Birgül, Evrim, Zehra, Kadriye, Çiğdem, Şemse, Medine...
Şemse Allak (Mardin - 2002): Evlilik dışı ilişkiye girdiği gerekçesiyle taşlanarak öldürüldü.
Pınar Kaçmaz (Diyarbakır - 2002): Evden kaçıp mankenlik ajansına başvurduğu için babası ve ağabeyi tarafından öldürüldü.
Çiğdem İnce (İzmir - 2003): Evlilik dışı hamile kaldığı için ağabeyince öldürüldü.
Kadriye Demirel (Diyarbakır - 2003): Tecavüze uğrayıp hamile kaldıktan sonra ağabeyi tarafından öldürüldü.
Zehra Karagöz (Şanlıurfa - 2003): Başka erkeklerle beraber olduğu söylentileri üzerine kocası tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü
Güldünya Tören (İstanbul - 2004): Evlilik dışı ilişkisinden anne olan Tören silahla yaralandı, 25 Şubat 2004’te hastanede öldürüldü.
Evrim Sarıçiçekler (İstanbul - 2005): Ailesinin karşı çıktığı kişiyle evlendiği için ailesinin görevlendirdiği bir kişi tarafından öldürüldü.
Birgül Işık (Elazığ - 2005): TV programında şiddet gördüğünü söyleyince oğlu tarafından öldürüldü.
Medine A. ( Adıyaman 2009) En hunharca öldürülen oydu...
Töre bilindiği gibi; insanların yaşayışlarını düzenleyen davranış kurallarıdır.Bu toplumsal alışkanlıklar toplumun ekonomik etkinliği, inançları, doğa koşulları vb. gibi çeşitli etkilerle oluşurlar.
Türkiye’de işlenen töre cinayetleriyle ilgili sorunun temelinde aşiret düzeninin yattığı ve cinayetlerin kökeninin “ata mirası” olduğu yıllardır konuşulmakta.
Peki açılım tartışmasının yaşandığı günümüzde, bu sosyal değişimin tüm alt detaylarının konuşulduğunu hatırlayanımız var mıdır?
Hani şu sosyo – ekonomik denilen anlamadığımız terimlerden duyanınız var mıdır?
Doğu kökenli vatandaşlarımızın bu gelenekleri terketmesine yönelik nasıl bir eğitim politikası uygulanacakdı?
Konuşulmuş ve karara bağlanmış mıdır?
İşte Açtık !
Deyince malesef açılmıyor... Böyle Olmuyor!
Yarın gözyaşlarımız, başka bir isme bürünerek göz pınarlarımızdan taşdığında, bir yerlerde bir ışık daha sönecek.
Birer sayıya dönüşmeden önce onların adları;
Binaz, Çimen, Dilan, Feyroz, Roşna, Servinaz, Ayşe, Şahnem, Devran ....olacak.