- Kategori
- Deneme
Mesele Mesala
Soğuğun çöktüğü zamandı, yeni keşif ruhunun kalıplara sığmadığı o an.
Önce bir rüzgâr esti, sonra ortalık duruldu. Sessiz sedasız bir gece sokaklardan en ufak bir ses gelmiyordu. Belki de monoton hayatın hazin sonuydu kim bilir?
Yer gök inlediğinde; “Acaba ne oluyor?” kaygısı, yalnız yaprakların oynadığı bir gecede bir başına düşlere dalmak...
Şimdi iki kişi olmayı dilesem, yani; “Sen ve ben, haydi modern dünyada seferlere çıkıyoruz; sen gidiyorsun Nairobi’ye ve sonra ben de Mississippi nehrine kaçıyorum.
Fosilleşmiş varlıklar canlanıyor gözümün önünde, sanki koca Mississippi; altı “ fosil yatağı” , üstü “ kan yatağı” olmuş akıyor, ya Nairobi’de vaziyet nasıl?
İnsanların ızdırabı son buluyor mu orada? Biliyorsun, düzen değişmiyor; sistemleri kurgulayanlar kurumsallaşıyor sadece.
Yine de Mississippi‘de akan suyun sesi insanı derin düşüncelere daldırıyor. Güneşin aşkında düşüncelere dalmak, acı ve tatlı geçmişi unutmamak değil mi?
Yine aklıma geldi, şu bizim Kızılderililer nerede? Bir de onların süs boncukları “wampum” yok mu? Bir de onu görebilsem. Şimdi onları nerede bulacağım, kim bilir?
Slaver friends (köle arkadaşlar) ve sigon (roman) arkadaşlar... Onlara da uğramak lazım, halleri nasıldır?
Bu “televizyon kutusu”, wc’nin kokusu gibi olmuş, kendimizi göremez olmuşuz(insanlar)…
Demir tava geldi kömür bitti;
Akıl başa geldi ömür bitti.
Sevgiler…………………