- Kategori
- Deneme
Aklın yolundan yoksun sevgi
Öyle bir zaman ki; iç dinamikleri kulak ardı ve yaşanmışlıkları özümsenmemiş. Aklın yolunu izleme uğraşında düş kırıklıkları ve gezinmelerle, inanma ile sevgiden yoksun şekilde.
O sevgi ki; bölgesel kültürler arasında sıkışan, insanları farklı tariflere endeksleyen, devinimi olmayan evrimin süzgecinde eskiyen.
Evrensel çatışmalarla yoğrulan dünya fertleri bir tarafı buruk hafif efkârlı kekremsi şaraba olan özlem gibi…
Sevgi bağlacına bağlanan onlarca olgu içerisinde beklentiler hasret güneşinde, ancak bir de ızdırap dolu örnekleri var, “kelaynak kuşu” gibi az bulunanlar. Zihinsel dalgalanmalar ıssız bir adada kahve yudumlar gibi çatışkılı ve pervasız.
Kuramlara sakız olmadan muhakeme yeteneğini görünüşlerle simgelerken, kötümser düşüncelerin altında yatan yine o sevgi aklın yolunu izlemez. Eşzamanlı ilgi çekici parodileriyle tırmalanan beynin işlevsel bozuklukları, sorguların soyutlaşıp gerçek olmaktan korkmasına paraleldir. Ne acıdır ki; yaratıcı ve geniş açılımlardan bakanların her zaman “hedef tahtası” olarak gösterilmesi değişmeyen olgudur.
Günlük serzenişlerle tepki atını dörtnala koşturan aklın yolunu takip etmeyen sevgidir.
Yükselen beklentilerle mevcudu kaybetmek istemeyen “hırs küpleri” her zaman ki gibi yoksundur. Güzel ve sahip olunan değerlerle eş değer görülen “varlık sorgulamaları” düşünsel anlamda kendi çatışkılarında ki dinamiti tetiklemiştir her zaman.
Acı hatıraların ürkek yansımalarıyla öyle kaygılıdır ki aklın yolundan yoksun olan o sevgi oto kontrolü bile kaybedecek derece.
Varlık felsefesi ters kutuplu olan aklın yolunu izlemeyen o sevgiyi bir gün bulmak dileğiyle…