​ Meslek Kodlarından Başka Yollara / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '16

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Meslek Kodlarından Başka Yollara

Geçen sene bir meslektaşımla sohbet ediyoruz. Ailesi ve kendisinin Alevi olduğunu söylüyor. Kendisine asla kimliğini ve Alevi olduğunu deşifre etmemesi istenmiş ve kendisi de bunu hiçbir zaman deşifre etmemiş. “Kimi yerde bu özelliğini deşifre etmeme rağmen Alevi olduğumu anlayanlar oldu. O zaman ben de söyledim mecburen diyor. Son zamanlarda bunu rahatça açıklayabiliyoruz ancak eskiden bunu rahatça açıklamamız mümkün değildi ve bizlere ailelerimiz tarafından sıkı sıkıya tembihlenmesi, Alevilerin çocuklarına “Yavuz” ismi vermeleri özellikle isteniyormuş, zira Anadolu Aleviliğinin kökeninde Yavuz ile Şah İsmail arasındaki mücadelelerin önemli bir payı var olduğuna inanıyorlar. Adını Yavuz koyanın kesinlikle Alevi olamayacağına dair bir yanıltmaca yapılmaktaymış.

Anadolu’da çok çeşitli boylara mensup insanların Asya’dan Anadolu’ya geldiği bazı tarihçilerce iddia edilir.

Başka tarihçiler de Sümerlerle Türklerin atalarının aynı olduğunu ve dillerinde ortak kelime sayısının diğer toplumlara göre çok daha fazla iddia ederler. Hatta Meksikalı bir yazar “Hepiniz Türksünüz” diye çok iddialı bir kitap yazar.

İslam Dinine insanların dillerinin aynı kökenden gelmesi neden anlamsız olsun ki? Neticede hepimiz Adem Peygamberimiz ve Havva anamızda türedik. Aynı şekilde Nuh Tufanında aynı gemide hayatta kalabilenler aynı gemide bulunanlardı, diğerleri helak olmuştu.

Geçmişte Anadolu’da yaşayan halklar her ne kadar, Doğu Roma bakiyesi, Rumlar, Ermeniler, Gürcüler gibi halklar da daha önce başka medeniyetlerin bakiyeleriydiler veya diğer medeniyetler adlarını tarihten silmediyse ki silememiş o zaman onlar muhtemelen başkalarının adlarını tarihten silmeyi başarmış. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yahudiler, İzmir, Bursa İstanbul,  Edirne, Selanik gibi hem İmparatorluğun merkezine yakın yerlere yerleşirken, Anadolu’da Rumlar tüccar sınıfı oluştururken, zanaat erbabı Ermenilerden müteşekkildi. Rumlar ile Ermeniler arasında kıyasıya bir mücadele sürüp giderken çeşitli istatistiklere göre Karadeniz Bölgesinde Rumlar nüfusun yüzde onunu, Ermeniler de yüzde iki veya üçünü oluşturuyordu. Oran Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi söz konusu olunca tam tersi yönde belki Ermeniler nüfusun yüzde onundan da bir miktar fazla olabilirler.

Mesleklerde zanaat grubu Ermenilerin hâkimiyetinde idi. Terzi, Taşçı, Duvarcı, Hancı Yancı, Etçi, Ayakkabıcı, Silahçı, Balcı, Nalcı, Demirci, Bakırcı, Derici....

Meslekler tüccarlık olunca bu durumda ise Rumlar, Ermenilere göre bir adım öne geçiyordu. Galata bankerlerinin arasında çok Rum adı bulunurken, Ermeniler pek fazla geçmez. Bakkal, Banker, Tüccar, Aracı, Komisyoncu...

Tüm bunlar olurken Türkler ne yapıyordu? Türkler yerleşik hayata geçinceye kadar, atları, koyunları ile o oba senin, bu oba benim dolaşıyorlar, yerleşik hayata geçenler de bir derebeyi hâkimiyetinde hatalarını devam ettiriyorlardı. Asker olarak askere gidiyor, yıllarca seferlere çıkıyorlardı. Osmanlı ordusunun Yeniçeri Ocağında askerler devşirme askerlerden oluşurken, derebeyleri hâkimiyetinde tımarlı sipahiler de önemli bir güç demekti. Tımarlı sipahilerin çocukları kendilerine ne tür isimler seçtiler bilemiyoruz.( Bu arada bir cemaat liderinin tüm il ve ilçelerin hatta köylerin nüfus bilgileri ile ilgilenmesinin ne gibi maksadı olabilir ki?) Baybars, Öztürk, Göktürk, Türk, Asıltürk, Aslıtürk gibi isimler seçmiş olabilirler. Ama bunun ne önemi var? Benim adım İlhan, babamın adı Hasandı, 79 yaşında ve 2010 yılında tam da babasının yaşında pankreas kanserinden kaybettik, dedemin adı Ahmet. Ahmet dedemin Erzurum cephesinde Ruslarla savaşırken şarapnel yediği ve aksadığı ve 79 yaşında öldüğü bize anlatıldı. Ahmet dedemin babasının adı Halil olduğundan bizim sülale bölgede Halilgiller olarak da adlandırılır. Halil dedemin babasının adının da Ömer olduğu iddia edilir. Rivayete göre Bolaman Beyi ile hâkimiyet konusunda ciddi bir mücadeleye tutuşmuşlar. Sonra bir kiralık katil olan Çingene tarafından daha sonra köy mektebinin olduğu yerde öldürülmüş. Onun babasının adı da Hacı Ahmet’miş. Yine rivayete göre Hacı Ahmet’in koyun sürüleri varmış ve her yıl sürüsünden koyunlarını satmak için Samsun’un Çarşamba ilçesine gider, koyunlarının bir kısmını satar, parasını cebine koyar geri dönermiş. Ancak bunları kanıtlama şansımız yok. Çünkü Trabzon’da bulunan nüfus dairesi yanmış. Ayrıca koyunları olan birisinin gerçek adı mı Hacı Ahmet veya hacca gittiğinden Hacı lakabı verildi bilmek pek de mümkün değil. Gerçi Hacı AHMET dede yaklaşık 1800’lü yıllarda yaşamış olmalı. Öncesi ile ilgili bilgimiz yok. Ben iddiası olmayan, son derece sade bir insanım ve kimsenin geçmişini seçebileceğine inanmıyorum. Benim annem ve babam başka bir dinden de olabilirdi,o zaman da bu kadar serbest yazabilir miydim bilmiyorum. Ya da kendimle ilgili öğrendiklerim doğru mu onu da test etme imkanım kesinlikle yok.

Geçenlerde bir firmaya gittim. Özaydın ---- koymuşlar, firmalarının adını laf lafı açarken, Aydın ---- isimli bir firmada çalışan ve daha sonra ayrılan iki arkadaş bu ismi koymuşlar. Çünkü Aydın----- firmasına çok emekleri geçmiş ve doğal olarak Aydın---- firmasının müşterilerini almaya çalışıyorlar.  Şaka tabi, ancak öz olan birisinin üstüne basa basa öz demesinin manasını anlamakta hep zorlanmışımdır, hala da zorlanıyorum.

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..