- Kategori
- Kültürler
Mevlana Celaleddin Rumi (6)

MEVLANA'nın güzel sözlerine devam:
• İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
• Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
• Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
* O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
• Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
• İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
• Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
* Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyveler aşağı doğru çeker. Meyvesiz bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
* Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz
• Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
• İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
• İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
• Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
• Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
• Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
• Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.
* Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
• Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
• Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
• Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
• Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
• Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
• Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
• Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal!
• İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
• O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
• Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
• Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
• Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
• Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
• Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
• Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
• Firavun, yüz binlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
• Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
• Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
• Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
• Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
• Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
• Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
• Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
• Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
• Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri...
• Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
• Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
• Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
• Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
• Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
• Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
• Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
> DEVAM EDİYOR
Mustafa Mumcu, 19. 07. 2007 / 02:05
Önceki MEVLANA linkleri:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52461
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52472
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52515
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52612
• İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
• Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
• Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
* O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
• Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
• İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
• Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
* Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyveler aşağı doğru çeker. Meyvesiz bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
* Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz
• Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
• İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
• İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
• Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
• Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
• Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
• Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır.
* Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?
• Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
• Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
• Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
• Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
• Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
• Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
• Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal!
• İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
• O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
• Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
• Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
• Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
• Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
• Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
• Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
• Firavun, yüz binlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
• Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
• Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
• Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
• Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
• Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
• Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de.
• Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
• Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
• Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri...
• Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
• Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
• Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne güzel katıktır.
• Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
• Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
• Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
• Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint'li olsun, ister Türk, ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
> DEVAM EDİYOR
Mustafa Mumcu, 19. 07. 2007 / 02:05
Önceki MEVLANA linkleri:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52461
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52472
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52515
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=52612